Eğitimde çare bu topraklarda

22 Eylül 2021 Çarşamba   00:00

Uğur DUYAN

ANKARA (Anayurt) - Sosyal Medya ve Dijital Güvenlik Eğitim Araştırma Merkezi (SODİMER) Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan, 1-3 Aralık tarihleri arasında düzenlenecek olan Milli Eğitim Şûrası'nın tüm paydaşlara ve her fikre açık olmasının gerektiğini, şûrada 'bu toprakların çocuklarının sesine kulak verilmesi'nin şart olduğunu ve bağlayıcılığı olmayan şûra kararlarının ivedilikle hayata geçirilmesi için irade sahiplerinin kararların arkasında durması gerektiğinin belirtti.

Eğitim bilimci ve sosyolog Prof. Dr. Eraslan, pandemi sürecinin başından beri Milli Eğitim Şûrası'nın toplanmasını talep eden akademisyenlerin başında geliyor. Her mecrada bu isteklerini yüksek bir sesle dile getirdiklerini kaydeden Eraslan, şûra geleneğinin İslamiyet'in de önemli bir unsuru olduğunu ve sözlük anlamı danışma, görüş alışverişinde bulunma olan şûranın Anadolu geleneğinin de ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti. Eraslan, "Milli Eğitim Bakanı Özer'in aldığı ilk kararlardan biri olan Şura'nın toplama ve okulları açık tutmadaki net tavrını takdir ediyorum" dedi.

'ŞÛRA MUTLAKA ANKARA'DA MEB ŞURA SALONU'NDA TOPLANMALI'

Milli Eğitim Şûrası'nın mutlaka Ankara Beşevler'deki Milli Eğitim Bakanlığı Şura Salonu'nda toplanmasının gerektiğini vurgulayan Eraslan, "Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 1921'de düşman Polatlı'ya dayandığında, Ankara semalarından top sesleri duyulurken Maarif Kongresi'ni topladı. Atatürk, eğitimi bu kadar önemseyen bir liderdi ve o şartlar altında dahi bu toplantıyı gerçekleştirdi. Onun içindir ki, 20'nci Milli Eğitim Şûrası'nın önceden gördüğümüz bazı örneklerdeki gibi bir otelde veya Ankara dışındaki bir yerde değil, burada Ankara'da toplanması gerekir" diye konuştu.

Eraslan, şûranın, salon akademisyenlerince ortaya atılan klasik ve kalıplaşmış düşünceler etrafında değil, sahadaki eğitimciler ile birebir çalışan akademisyenlerin dikkate alınarak yapılmasının doğru olacağını belirterek, "Eğer ki, bu şûrada Avrupa'daki formasyon kuralları, ABD'deki eğitim kuramları gibi bu ülkenin kendine özgü şartlarına uymayan fikirler konuşulursa buradan bir sonuç çıkmaz. Bakın bu toprakların çocuklarının sesine kulak vermediğimiz sürece eğitimdeki aksaklıkları çözemeyiz. Şırnak'taki köy öğretmenin karşılaştığı sorunu yabancı bir kuramla açıklayamazsınız. Bu bölgenin şartlarını düşünmeden konuşamayız" görüşünde bulundu.

KARARLAR İRADE SAHİPLERİNCE DESTEKLENMELİ

20'nci Milli Eğitim Şûrası'nın eğitim alanındaki herkesi kapsayan bütün paydaşları içine alan bir çerçevede gerçekleştirilmesinin gerektiğini aksi takdirde tek bir kesimin ve o kesimin düşüncelerinin konuşulduğu bir şûranın derde derman olmayacağını söyleyen Eraslan, "Milli Eğitim Şûrası'ndan hangi kararlar çıkacak bilmiyoruz ancak çıkacak olan kararın bağlayıcılığı yoktur ve tavsiye niteliğindedir ama bu kararların arkasında irade sahipleri durursa o zaman bu kararlar uygulanır" ifadelerini kullandı.

ATATÜRK SAVAŞ ŞARTLARI ALTINDA ŞÛRA'YI TOPLADI

İslam dininde meşveret yani danışma geleneğinin güçlü bir yeri olduğunu ve şûra geleneğinin de bu alandan türediği için Türkiye'deki devlet anlayışında kendine önemli bir yer bulduğunun altını çizen Eraslan, "Konsey, meclis, kurul anlamına gelen 'şûra' alanında uzman kişiler ile yetkili birimlerinin bir araya gelerek önceden belirlenmiş konuları istişare ettikleri, ülke eğitimini değerlendirdikleri ve eğitim sisteminin geleceğine dair öngörüde bulundukları toplantılardır. Cumhuriyet tarihinde ilk şura toplantıları 1920'lere dayanır. İlki 1921'de Maarif Kongresi adıyla toplanmıştır. Büyük mücadele devam ederken Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Heyet-i İlmiye'yi toplayarak Maarif Kongresi'ni gerçekleştirmiş, kurulacak yeni devletin temellerinden birinin eğitim olduğuna dikkat çekmiştir. Sonraki yıllarda 1926'dan başlamak üzere 19 Milli Eğitim Şurası düzenlenmiştir. Şuralardan en sonuncusu, 2014 yılında toplanmış ve o günden bugüne toplanamamıştır" şeklinde konuştu.

'EĞİTİM BİLİM KURULU' KURULMALI

2020 Mart ayıyla birlikte gündelik hayat kurallarını bütünüyle değiştiren ve eğitim öğretimi de baştan sona etkileyen Kovid-19 salgınının eğitim sistemimizde de köklü değişiklikler yapılması gereğini ortaya çıkarttığını kaydeden Eraslan, "SODİMER olarak sorumluluğumuz gereği Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde 'Eğitim Bilim Kurulu' kurulması ve '20'nci Milli Eğitim Şurası'nın toplanması hususunda gerekli uyarıları yaparak gereklilikleri dile getirdik. Bu bağlamda Milli Eğitim Bakanı Sayın Prof. Dr. Mahmut Özer'in 20. Milli Eğitim Şurası'nın toplanacağı bilgisini vermesi hem sürecin yönetilmesi hem de gelecek dönemlerde neler yapılması gerektiği ile ilgili fikir istişaresinin yapılmasına imkân vermesi açısından önemli bir adımdır" açıklamasında bulundu.

'PANDEMİ SÜRECİNDE EĞİTİME YENİ BİR KAPI ARALAMALIYIZ'

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün olağanüstü bir dönemde topladığı Heyet-i İlmiye ve o dönemde yapılan çalışmalar, olağanüstü hallerde dahi eğitimin kesintisiz bir şekilde sürdürülebilmesi ve ülkenin en önemli kaynağı ve geleceği olan çocuklarımızın eğitimi için tarihi bir adım olduğunu söyleyen Eraslan şöyle devam etti:

"Bugün de içinde yaşadığımız Kovid-19 salgını olağanüstü bir durumdur ve çocuklarımızın eğitimi için olağanüstü haller pedagojisine geçerek yeni bir kapı aralamak, eğitim sistemimiz ve ülkemizin geleceği için yeni bir adım atmak kaçınılmazdır. Bakan Mahmut Özer'in toplanacağını ifade ettiği 20'nci Milli Eğitim Şurası'nın neredeyse yüzyıllık tarihi anlamını taşıyabilmesi ve ruhunu yaşayabilmesi adına Ankara, Beşevler'de bulunan Şura Salonu'nda toplanması doğru olacaktır. Bu doğrultuda önceki yıllarda otel vb. mekanlarda amacına uygun olmayan şekilde yürütülen çalışmaların aksine bu şuranın Milli Eğitim'in ruhuna ve ihtiyaçlarına yönelik etkili bir çalışma olacağı düşünülmektedir."

'PANDEMİK OKUL YÖNETİMİ' VE 'OLAĞANÜSTÜ HALLER PEDAGOJİSİ'

Şûra'da 'pandemik okul yönetimi' ve 'olağanüstü haller pedagojisi' kavramlarının konuşulmasının gerektiğini vurgulayan Eraslan, "Pandemik okul yönetimi kavramı kastedilen okullarda pandemik kültürün yerleşmesi ve okul bileşenlerini sürece tam uyumunu sağlama yönetimidir. Bu bağlamda sürecin bir bütün olarak ele alınması ve gerekli tedbirlerin bir sistem dahilinde dizayn edebilme becerisidir" dedi.

'olağanüstü haller pedagojisi' kavramını da açıklayan Eraslan şöyle konuştu: "Eğitim her şart ve durumda devam edebilme özelliğine sahip bir olgudur. Depremler, savaşlar, yangınlar, sel felaketleri gibi pandemik süreçlerde eğitimin işleyişi farklılaştırılmalıdır. Öğretim programlarının seyreltilmesi; buna göre öğretim yöntem ve teknikleri, öğretim ortamları, öğrenme kaynakları, ölçme değerlendirme gibi süreçlerin bu akut durumlara göre dizaynı olağanüstü haller pedagojisidir."

MİLLİ EĞİTİM ŞÛRASI'NDA NELER KONUŞULACAK?

Milli Eğitim Şûrası'nın alacağı kararın kati suretle bir bağlayıcılığının olmadığının altını çizen Eraslan, şöyle konuştu:

"Kararlar için çok güçlü referanslar olduğunu söylemek demek daha doğrudur. Örneğin, 8 yıllık kesintisiz temel eğitim bir şûra kararıdır. Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı'nın bir Şûra Kurulu vardır. Dolayısıyla Milli Eğitim Şûrası'nı toplayacak olan Talim ve Terbiye Kurulu'dur ve Kurul'un buna göre çalışma yapması gerekmektedir.

Bakan Mahmut Özer'in de ifade ettiği üzere 26 bölgede ön hazırlıkların yapılması, raporların düzenlenmesi ve üç ana başlıkta toplanması kararlaştırıldı.

Ana başlık eğitimde fırsat eşitsizliği olarak belirlendi. Pandemi sürecinde uzaktan eğitimde imkanı olmayan öğrencilerin yani evinde interneti, tableti, bilgisayarı olmayan öğrencinin eşit olmayan koşullar vardı ve öğretmenlerin de kullanılan programları ve ara yüzleri bilmemesi yüzünden bu konuda gerekli eğitimi almamış olması yüzünden eğitimde fırsat eşitsizliği oldu.

İkinci başlık mesleki teknik eğitim olacak. Bu alanı ben de çok önemsiyorum. Bakanın da en güçlü olduğu alan olduğunu biliyoruz. Çünkü o alandan sorumluydu. Kendi eğitimi de o bağlamda olduğu için. Mesleki ve teknik eğitimin parodilere konu olan bir boyuttan çıkarılarak, güçlü bir zemine taşınması gerekiyor. Sanayinin ihtiyacı olan ara eleman açığının kapatılmasında, emek sisteminde oluşan boşluğu dolduracak şekilde, çağdaş ve güncel programlarıyla bir meslek lisesi hamlesini bekliyoruz.

Bu hamleyi ülkemiz 1986'da yaptı. Turgut Özal tarafından çıkartılan 3308 sayılı yasayla beraber meslek okulları bir dönem çok iyi işler yaptı ama daha sonra imam hatipler ile birlikte değerlendirilerek, 8 yıllık kesintisiz eğitim kararının alınmasıyla birlikte bir sekteye uğradı.

Üçüncü başlık öğretmen eğitimi. Eğer öğretmen iyi eğitimli değilse ve motive olmazsa sınıfa yansıyan bir olumsuzluk söz konusu oluyor. Bunun da ele alınacağı bir şura olacak."

'SODİMER ÖĞRETMENLERE ÜCRETSİZ DİJİTAL EĞİTİM VERİYOR'

SODİMER olarak öğretmen eğitimine çok önem verdiklerini söyleyen Eraslan, 10'a yakın programda Dijital Öğretmen Akademisinde öğretmenlere ve öğretmen adaylarına ayrıca Azerbaycan'daki öğretmenlere dijital eğitim yeteneği kazandırdıklarını ifade ederek, "SODİMER Anadolu Programı ile Hakkari Yüksekova, Şırnak Silopi, Mardin'de öğretmenlerimize ücretsiz olarak dijital eğitim vermeye başladık" dedi.

ŞÛRA MUTLAKA KAPSAYICI OLMALI

Şûra'nın kapsayıcı ve her kesimden eğitimciyi buluşturacak bir atmosferde düzenlenmesinin gerektiğini söyleyen Eraslan, aksi takdirde şûradan istenilen sonuçların elde edilemeyeceğini vurguladı. Bu fikrini Milli Eğitim Bakanı'na da ilettiğini kaydeden Eraslan, "Kapsayıcı bir şûra fikri çok idealize edilmiş bir durum değildir. Olması gereken budur. Yoksa 'dostlar alışverişte görsün' şurası olur. Alınan kararlarda bir işe yaramaz. Tabi şûra kararlarının bağlayıcılığı yoktur. Tavsiye niteliğindedir. Bu kararları da uygulamaya sokacak olan güç Milli Eğitim Bakanlığı'dır" dedi.



Sayfa Adresi: http://anayurtgazetesi.com/haber/Egitimde-care-bu-topraklarda/745179