Dere yataklarında önlem alınmalıydı

13 Ağustos 2021 Cuma   00:00

Uğur DUYAN

ANKARA (Anayurt) - Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, Batı Karadeniz'deki taşkınların iklim krizinin bir sonucu olarak karşımıza çıktığını ve küresel iklim değişikliğinin bölgesel bir yansıması olarak önümüzdeki süreçte daha sık yaşanacağını söyledi.

Türkiye'de bu tür doğa olaylarında can kaybı yaşanıyor olmasının kabul edilmez olduğunu ve Batı Karadeniz için Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün bir gün önceden taşkın ve aşrı sağanak uyarısında bulunduğunu anımsatan Yıldız şöyle konuştu:

"Batı Karadeniz'de taşkınların yaşandığı yerleşim alanları, iklim değişikliğinin ve hava sıcaklıklarının aratması beklenen bölgelerden. Bu bilgiyi de devletin resmi kaynaklarından ve hazırlanan uyarı mahiyetli raporlardan öğreniyoruz. Batı Karadeniz'in sel ve heyelan riski altında olduğunu Meteoroloji Genel Müdürlüğü bir gün öncesinden açıkladı. Bu durum, taşkın ve sel uyarısından sonra yaşandığına göre, tedbir almada ve önlemleri önceden uygulamada da yetersizliğin olduğunu bize gösterdi. Ayrıca düşen yağış miktarının fazla olması, ortaya çıkan riski azaltmaz. Taşkın hasarlarının tamamen önlenmesi mümkün değildir çünkü. Bunu dünyanın birçok ülkesinde görüyoruz ancak bizim öncelikli olarak üstünde durmamız gereken husus taşkınlarda artık can kaybının olmamasıdır. Yani can kayıplarını önleyecek bir planlama yapılmasıdır. Taşkın tedbirlerinin önemi bu olayda bir kez daha görüldü."

Türkiye'de Batı Karadeniz dahil pek çok bölgede yapılaşmada çok katlı mimarinin tercih edildiğini ve çok katlı yapıların bölgesel faktörler gözetilmeden inşa edildiğini kaydeden Yıldız, "Türkiye'de ve bütün dünyada yaşanmakta olan bir iklim değişikliği var ve değişikliğin bölgesel yansımalarına baktığımızda Batı Karadeniz'de taşkınların artık doğal olaylar olacağını ve yapı stokunun da buna göre şekillenmesi gerektiğini düşünüyorum" dedi.

Dere yataklarına inşa edilen yapıların iklim değişikliğinin kısa süreli ve yoğun miktarda getireceği yağışlardan ötürü bir risk faktörüne dönüştüğünü belirten Yıldız, "Kastamonu Bozkurt'ta gördüğümüz dere yatağının sol ve sağ sahillerindeki binalardaki hasarın, bu risk faktörünün ne kadar ciddi sorunlar yaratabileceğidir. Ayrıca buralara yapılan binaların ne kadar dayanaksız olduğudur" görüşünde bulundu.

Ayancık Devlet Hastanesi'nin de sel suları ile dolduğunu hatırlatan Yıldız, "Bu durumda bize şehir planlamasında ciddi eksikler yaşayan bir ülke olduğumuzu gösteriyor" ifadelerini kullandı.

Dere yatakların taşmasıyla oluşan felaketin basit önlemler alınarak giderilebileceğinin altını çizen Yıldız sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dere yatakları kesitlerinin gelen taşkını taşıyacak kadar kesik ve boş olmalıdır. Maalesef bunun böyle olmadığını Bozkurt taşkınında gördük. Karadeniz Bölgesi, birçok dere ve çayın denize doğrudan açıldığı bir bölge. Bölgedeki çayların denize çıkış ağızlarının akarsuların taşıdığı taş, toprakla dolup dolmadığı ve deniz tabanındaki kum hareketleriyle kapanıp kapanmadığı çok önemli. Son baskında üç metreye ulaşan taşkın su derinliğinin akarsuların denize çıkış ağzında oluşan bu doğal kapanma ile bağlantılı olma ihtimali yüksek. İşte bu yüzden sel ve taşkın yönetmeliklerinin TBMM'de görüşülecek olan su yönetimi yasası ile koordineli biçimde ele alarak yapılması gerekiyor. Küresel iklim değişikliğinin bölgesel sonuçlarının taşkın, su yönetimi ve yapı stoku üzerinden okunması ve bu konuda yapılacak olan tüm düzenlemelerin bu çerçevede ve bütüncül bir bakış açısıyla yapılması kaçınılmazdır."



Sayfa Adresi: http://anayurtgazetesi.com/haber/Dere-yataklarinda-onlem-alinmaliydi/741071