Uçan Süpürge sona eriyor

11 Haziran 2021 Cuma   15:25

Hasan UYGUN

ANKARA (Anayurt) -T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü katkılarıyla düzenlenen 24. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali fiziki gösterimleri bugün de devam ediyor.  Festivalde  günün ilk yarısında izleyicilerle buluşan filmler, şubat ayında yapılan Berlin Film Festivali’nde ana    yarışma bölümünde yer alan Khalil Joreige ve Joana Hadjithomas’ın yönettiği Hatıra Kutusu/Memory Box, bu yıl Uçan Süpürge’de Onur Ödülü alan Zuhal Olcay’ın başrolünde oynadığı Gizli Yüz ve Emerald Fennell’ın En İyi Özgün Senaryo Oscar’ını kazanan filmi Yetenekli Genç Kadın/Promising Young Woman oldu.

Zeynep Dadak, dünyanın en katmanlı şehirlerinden İstanbul’a Seyyah Eremya Çelebi Kömürciyan’ın yazdıklarını takip ederek 350 yıl sonra tekrar baktığı Ah Gözel İstanbul adlı filminin gösterimi sonrasında sinema yazarı Fatih Özgüven’in moderatörlüğünü üstlendiği söyleşide izleyicilerle buluştu. Zeynep Dadak, Özgüven’in Eremya Çelebi Kömürciyan’ın yazılarıyla ne zaman tanıştığı ve bunu böyle bir filme dönüştürmeye nasıl karar verdiği sorusuna, “Cemal Kafadar’ın beni çok etkileyen Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken adlı bir kitabı var. O kitabı okuduğum zamandan beri bir hikâyeyi katmanlarıyla anlatmayı düşünüyordum. ‘Bir mekânın içerisinde artık olmayan insanların yokluğuna rağmen var olduklarını sinemada anlatmanın yolları nedir’ sorusu teorik olarak kafamda dönen bir soruydu. Eremya Çelebi Kömürciyan’ın seyahatnamesini de bana Cemal Kafadar getirdi. Bütün konuşmalarımızın ışığında bundan çok iyi bir film olabileceğini, bu filmi yapmak isteyeceğimi düşündüğünü söyledi” dedi.

“SUYUN İZİNİ TAKİP ETMEYE ÇALIŞTIM”

“Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken”in kitaplaştırılması için Cemal Kafadar ile birlikte de çalışan Fatih Özgüven, Harvard Üniversitesi tarih profesörlerinden Kafadar’ın Azize Tan’ın direktörlüğünü yaptığı 28. İstanbul Film Festivali’nin ilgi çekici bölümlerinden "Asiler, Azizler, Âşıklar”ın küratörlüğünü üstlendiğini hatırlattı ve Kafadar’ın sinemaya olan ilgi ve merakının altını çizdi. Dadak, “Cemal Kafadar benimle gerçekten şehri yürüdü, sudan tekneyle gezdik, kitabı satır satır okuyarak mekânlara baktık, sonra bütün mekânlara arabayla gittik. Bu durum hız ve akış meselesi arasındaki farkın üzerine düşünmeme vesile oldu. Bir tarih şeridi gibi bitmeyen bir şey hayal ettim. O şerit biraz başı sonu belli olmayan, iç içe geçmiş? bir şerittir, ben de öyle ele almak istedim. Bir kadraj içinde su olunca beni daha çok içine çekiyor. Özellikle de bu dönemin İstanbul’un bir su şehri olduğunu unuttuğumuz bir dönem olduğunu düşününce. Boğaz var, ama hep bir lüks. Aslında İstanbul içerisinde ve altında pek çok su yolu barındırıyor. Ben de bu suyun izini takip etmeye çalıştım, kitap da beni başından itibaren oraya çekti,” dedi.

Icíar Bollaín imzalı Rosa’nın Düğünü/Rosa’s Wedding, Ma?gorzata Szumowska ve Micha? Englert’ın birlikte yönettikleri Bir Daha Asla Kar Yağmayacak/Never Gonna Snow Again ve bu yıl Oscar Ödülleri’ne En İyi Uluslararası Film kategorisinde aday olan Jasmila ?bani?’in filmi Nereye Gidiyorsun Aida?/Quo Vadis Aida? ise günün izleyicilerle buluşan diğer yapımları oldu.

 FIPRESCI ÖDÜLÜ BENİM BEDENİM’E

24. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nde sona yaklaşırken, Her Biri Ayrı Renk bölümünde yer alan 12 film arasından FIPRESCI Ödülü’nün kazananı belli oldu. Boyd Van Hoeij, Rüdiger Suchland ve Esin Küçüktepepınar’dan oluşan FIPRESCI jürisi ödüle Samaher Alqadi’nin yönettiği Benim Bedenim/As I Want filmini layık gördü.

Jüri üyeleri gerekçelerini şöyle açıkladı; “Farklı sinema tekniklerini bir araya getirerek, Mısır’daki Arap Baharı kadınlarının ve bu kadınların süren eşitlik ve insan hakları mücadelesinin portresini çizmek için kameranın imkânlarını araştırma yolundaki özgün yaklaşımından ötürü biz FIPRESCI Jürisi, ödülü Samaher Alqadi’nin Benim Bedenim filmine veriyoruz.”

Samaher Alqadi’nin 2011 Mısır Devrimi’nin ikinci yıldönümünde yapılan gösterilerde sokakta meydana gelen toplu tecavüzlere karşı Mısırlı kadınların isyanını anlattığı Benim Bedenim/As I Want Berlin Film Festivali’nde de gösterilmişti.

Samaher Alqadi, festival kapsamında gerçekleşen çevrimiçi söyleşide filme dair; “Üç yıl boyunca kameramı hiç kapatmadan çekim yaptım, sokaklardaydım. Kamera bana büyük bir güç verdi, kamerayla sokaklarda olmak bir manifestoydu. O kadar çok çekim yaptım ki, filmde çektiklerimin hepsini kullanamadım. Filistin’de çektiğim kısımları ikinci filmde kullanacağım. Mısır'da kadınlar kendilerini ifade etme konusunda güçlük yaşıyorlar, sorunları halının altına süpürüp hayatlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Şiddete uğrayan çok kadın var. Filmde Mısır’daki bu devrimci hareketi anlatıyorum ama aslında hikâye bendim, sadece film yapmak için yapmadım bu filmi. Çocukluğumda başıma gelenler hakkında konuşabileceğimi hiç düşünmezdim. Kadınları konuşmaya teşvik etmenin tek yol olduğunu düşünüyorum. Benim için film yapmaktan çok bir iyileşme süreciydi bu” dedi.

 FESTİVAL BİR GÜN DAHA UZATILDI!

24. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali bir gün daha uzatıldı, bugün Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde üç film daha izleyiciyle buluşacak.

Kız Çocukları İsterse Olur bölümünde yer alan Rocca Dünyayı Değiştiriyor/Rocca Changes the World filminin dublajlı gösterimi ücretsiz olarak 12 Haziran’da saat 12.00’da, Kaouther Ben Hania’nın Avrupa’ya gidebilmek için derisinin dünya çapında meşhur bir sanatçının sanat eserine dönüşmesine razı gelen Suriyeli mülteci Sam Ali’nin hikâyesini anlattığı Derisini Satan Adam/The Man Who Sold His Skin saat 15.00’da, Nisan Dağ’ın senaryosunu yazıp yönettiği, Fehmi’nin İstanbul’un yoksul bir semtinde geçen, rap ve bağımlılığın iç içe olduğu hikâyesini anlattığı, film için yapılmış müzikleriyle de öne çıkan Bir Nefes Daha/When I’m Done Dying saat 18.00’da gösterilecek. Her üç filmin gösterimi de Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde yapılacak. Biletler Biletix’te satışa sunuldu.



Sayfa Adresi: http://anayurtgazetesi.com/haber/Ucan-Supurge-sona-eriyor/734660