Kul Hakkı (49)

9 Mayıs 2011 Pazartesi   15:04

İnsan olmanın insancıl duygulara sahip olmasının ilk temel kuralı, bütün insanlara karşı duyulan sevgi duygusudur. Bakın Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V) bu durumu iki hadisi şerif ile ne güzel ortaya koymuş. - “Kendiniz için sevdiğiniz şeyleri kardeşleriniz için de sevmedikçe hiç biriniz mümin olamazsınız” veya - “İman etmedikçe mümin olamazsınız, insanları sevmedikçe de iman etmiş sayılmazsınız” diyor. Elbette kapitalizm olacaktır ve ticaret yapılacaktır. Unutmayalım ki Peygamberimiz de ticaretle uğraşmış, ticareti teşvik etmiş bir insandır. Ama bu kapitalizmin işleyişi ve ticaret anlayışı peygamberimizin önerileni içinde olmalıdır. Kapitalizmin ve ticaretin işleme tarzı insanları aldatmak, kandırmak üzerine değil onları memnun ve mutlu edici tarzda olmalıdır. Yani dini veya insancıl bir anlayışla kazançlar karşılıklı helallik içinde olmalıdır. Sosyal ilişkilerimizde olsun, ticarî ilişkilerimizde olsun bütün ilişkilerimiz kardeşçe sevgi duygusuna dayanmalıdır. Özellikle öğretim ve eğitim sistemimiz kardeşçe sevgi duygusunu öğretici kazandırıcı şekilde düzenlenmelidir. İnsanlara kalıplaşmış bilgilerden, kalıplaşmış dini bilgilerden daha çok ve öncelikli olarak “insanlık sevgisi, evrensel kardeşlik sevgisi” verilmeli ve öğretilmelidir.

Özellikle insanlara verilen ve verilecek din bilgisi Allah korkusu üzerine değil Allah sevgisi üzerine olmalıdır. İnsanda en güçlü ve en kuvvetli duygu sevgi duygusudur. Dikkat edin, içinizde ne kadar kuvvetli kıskançlık, kin, intikam gibi benzeri duygular olursa olsun ufak bir sevgi duygusu içinizdeki bu ve buna benzer bütün olumsuz duyguları yok eder. Bir bilge kişi “Bir gram sevgi, bin gram bilgiden üstündür” diyor.

Dikkat edin insanlar ve toplumlar arasındaki bütün kötülükler, kavgalar, savaşlar sevgi duygusu noksanlığından ileri gelmektedir. İnsanlığa yapılacak en büyük hizmet, insanlara karşı kardeşçe sevgi duygusu kazandırılması olacaktır. Gelin insanlık için, geleceğimiz için bütün çaba ve çalışmalarımızı, insanlara evrensel kardeşlik duyguları ve kardeşçe sevgileri kazandırmak üzerine yoğunlaştıralım.

2- Sunî Beslenme; Sunî uygulamalarla yetiştirilen sunî gıdalarla beslenen insan bedeninde, hücrelerin iç yapısında, kalp ve beyin hücreleri üzerinde olumsuz etkiler meydana gelmektedir. Bu olumsuz etkilenmeleri kabul etmiyoruz, etmek istemiyoruz veya bu gibi etkilenme düşüncesini bilimsel bulmuyoruz. Biz de ısrarla diyoruz ki lütfen insanlar arasında iki grup oluşturunuz bir grubu yalnızca doğal besinlerle, ikinci grubu da tamamen sunî besinlerle besleyin ve aradaki farkı görün. Sunî gıdaların insan bedeninde ve dolayısı ile psikolojik yapısında yaptığı değişimleri dikkate alın. Bunun için diyoruz ki insanlar az yemeli, fakat doğal gıdalarla beslenmelidir. Sunî gıdaların burada yeterince belirtmediğimiz olumsuz etkileri önlenmedikçe, insanların kardeşçe, mutlu, huzurlu yaşamaları ihtimali imkansız denecek kadar azdır.

3- Haksız Kazanç: İnsanlar şu veya bu şekilde başkalarını aldatarak kandırarak kazanç peşinde oldukça ve bu haksız daha doğrusu haram kazançla beslendikleri müddetçe söz konusu ettiğimiz olumsuz etkilerden oluşumlardan kurtulamazlar kurtulmaları da mümkün değildir. Çünkü bozulma dejenerasyon içerden olmaktadır. Haksız kazanç, haram lokma yedikçe de bunların hücrelerimiz dolayısı ile bedenimizin iç yapısında yaptığı biyolojik ve psikolojik olumsuz etkileşimlerden insanoğlu kendini kurtaramaz. Bu olumsuz etkilerden kurtulmadıkça da insanların, sağlıklı, mutlu ve huzurlu olabilme olanağı yok gibidir. Özet olarak; İnsanların doğal yapılarında, doğadan gelen güzel ve sağlıklı özellikleri ile manevi özellikleri korunmalıdır. Manevi değerler hiçbir zaman maddi çıkarlar uğrunda harcanmamalı, ziyan edilip kaybedilmemelidir. İnsanların doğadan gelen maddi ve manevi değerlerinin, olumsuz etkilerle bozulması önlenmelidir. Böylelikle, insanların birbirlerine kardeşçe davranışlar içerisinde bulınması da sağlanacaktır. Lütfen beni yobazlıkla, hurafe ve batıl inançlılıkla suçlamadan önce burada yazdıklarımı yalnızca dini açıdan bakarak değerlendirmeyiniz, bu söylediklerimi bilimsel açıdan inceleyip değerlendiriniz. Bu değerlendirmeyi söz konusu etkilerin hücre yapımızın iç yapısında meydana getirdiği değişimleri inceleyerek yapınız. Bu olumsuz etkileşim ve değişimlerin insanlar üzerinde yaptığı etkileri inceleyiniz. İnsanların ve insanlığın barış içinde mutlu, huzur içinde kardeşçe yaşamasını istiyorsak, doğanın insana doğal olarak verdiği yapısının bozulmamasına dikkat etmeliyiz. İnsanın ve insanlığın doğal yapısı bozulursa, insanda da bir çok şeyin bozulduğunu bilmeliyiz ve bu bozulmaları dikkate almalıyız. İnsanın insanlığın sağlığı, mutluluğu ve huzuru doğa kanunlarına dikkatli bir uyumla mümkündür. Doğanın verdiğini sunî etkileşimlerle bozarsanız, bunun zararını doğa değil insanlık çekecektir ve çekmektedir. Gelin, aklımızı kullanalım, ne doğaya ne de kendimize çektirelim…

Saygılarımla.



Sayfa Adresi: http://anayurtgazetesi.com/haber/Kul-Hakki-49-/351734