Teknoloji ilerlerken tehlikelerde büyüyor

Fuat Yılmazer
Fuat Yılmazer

İlim ve teknolojide ilerleme kaydedilirken, getirisi olan tehlikelerde o nispette büyümektedir. Türkiye’nin dünyadaki gelişmelere uygun olarak teknolojiyi kullanma hızı günden güne yükseliyor. Yükselmenin karşılığı olan hastalığı da o oranda hızlanıyor. Teknolojide ki hızlı ilerleme, internet çağı insanları kontrol altına aldıkça hiç düşünülmeyen ve tedbiri alınmayan tehlikeleri de peşinden sürüklüyor.

İnternet çağının getirdiği önemli bir tehlike de “ben” duygusunun sivrilmesi, bireyselleşmedir. Bireycilik duygusu, ben egosu toplumdaki beraberlik duygusunu, yardım etme, yardımcı olma duygusunu, sevgi, saygı, fedakârlık, beraber yaşama sevgisini alıp götürüyor. İnternet çağının getirdiği yalnızlaşma ve bireyselleşme ve bunu destekler mahiyette pandemi sürecinin başlaması, onun da henüz sosyolojik, psikolojik, ekonomik ve kültürel tahlili yapılmadan, bireyde ve toplumda yaptığı tahribattır ve etkisi ortaya konulmaması önemli sorunlara gebe olunduğunu ortaya koyar.

Bireyselleşmenin en önemli zararı kişinin mutsuzluk, huzursuzluk ve tatminsizlik duygusunun üst düzeyde olmasıdır. İnsanın ilgisini çekmesi gereken şeylerden mutlu olmayan, elindekilerle tatmin olmayan   bireyin tüketim isteği tavan yapmaktadır.

Tüketim kültürü toplumumuzda kendi açılarından önemli mesafeler almıştır. Ekonomimiz krizde olduğu söylenmesine rağmen, gerçekte de insanın yaşam kalitesinin düştüğü bir dönemde, araba yakıt litre fiyatları hayli yükseldiği halde, arabasını garaja çekerek dinlenmeye bırakan insan sayısı yok denecek kadar azdır. Giyim ve yeme mağazalarının içi dikkat çekecek şekilde insanlarla dolmaktadır.

Önceden komşumuzun durumu içimizi acıtırken, komşuyu düşünme, ona destek olma duygusu yerini kardeşe bıraktı. İlginin kardeşe evrildiği sanıldığı zamanda bile  sadece üzülme duygusuyla kalınmakta,    kardeşe yardımcı olmak için teşebbüs dahi edilmemektedir.

Aile bağları öyle zayıfladı  ki, aile bireyleri aynı evin içinde olsalar bile birbirlerini görmüyor, duymuyorlar. Görmediklerinin duymadıklarının farkında bile değiller.

Bu konuda “Psikiyatri Uzmanı Kemal Soyar bu acıklı tabloyu şöyle tasvir eder. “Kimlik artık akışkan ve sorunlu, ev diye bir şey kalmadı, ev anlamından boşaldı. İnsanın kendini emniyette hissedeceği bir yer kalmadı. Her yerde aynı dünya ağrısı, her yerde aynı ruh sızısı. Genç insanlar geleceğe ümitle bakamıyor. Aile de giderek bir istikrar üssü olmaktan uzaklaşıyor ve karşılıksız/ koşulsuz bir desteğin güven adası olmaktan çekiliyor. Birbirinin sözünü duymayan anneler, babalar ve çocuklar.”(1)

İnternet çağının ve onun destekler içerikteki pandemi döneminin getirdiği yalnızlık ve rahatsızlıkla ilgili, bilim adamları kafa yormalı, insanlığa hizmet için bu sorunu giderici veya etkisini aza indirecek yollar bulmalıdırlar.

Dede, nine çocuklar ve torunlardan müteşekkil aileden, isteğimiz dışında baba, anne ve çocuklar küçüklüğüne eriştirilen aile şimdide birbirleri üzerine üstünlük kurmaya çalışan erkek, kadın ve onlara sadece neden olduğunu bilmediği bir yakınlık duyan çocuklar şekline dönüşmüştür. Ve bu bireylerin çoğu zaman birbirlerinden haberleşme sıkıntısı çekmektedir.

Bak. (1). Kemal Soyar, Başı Sınuklar İçin Klavuz- Kapı yayınları, İst. 2019.s.113

- Anayurt Gazetesi, Fuat Yılmazer tarafından kaleme alındı
https://anayurtgazetesi.com/makale/11095701/fuat-yilmazer/teknoloji-ilerlerken-tehlikelerde-buyuyor