Beşinci operasyonun hedefinde ne var?

Uğur DUYAN

ANKARA (Anayurt) - Kabine toplantısının ardından açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye'ye yönelik 5'inci harekatın sinyalini verdi. Açıklamayla gözler tekrar bölgeye çevrildi. Özellikle terör örgütünün aktif olduğu Tel Rıfat ve Münbiç hedefler arasında. Konuyu Anayurt'a değerlendiren uzmanlara göre operasyonla hedeflenen yalnız terör öğütlerinin bertaraf edilmesi değil NATO konusunda elini güçlendirecek argümanlar geliştirmek.

TÜRKİYE'NİN ÖNEMİ GIDA KRİZİ İLE BİR KAT DAHA ARTTI

Dış Politika Enstitüsü Başkan Yardımcısı ve eski albay Prof. Dr. Ali Serdar Erdurmaz, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın işaretini verdiği askeri operasyonun İdlib ile Kobani arasında kalan bölgeye düzenlenmesi bence, PKK/YPG'nin oluşturmak istediği terör koridoruna karşılık Türkiye'nin güvenlik koridorunu oluşturma hamlesidir" dedi. YPG unsurlarının bölgedeki varlığını azaltmak, mümkünse tamamen yok etmek amacını taşıyan olası askeri harekata, dünya kamuoyundan çok fazla ses çıkmayacağını kaydeden Erdurmaz, "Türkiye'nin önemi, giderek derinleşen gıda krizi karşısında daha fazla gündeme gelmiş durumda. Karadeniz'in de öneminin arttığı bir ortamda, Boğazlar bölgesindeki hakimiyetiyle Karadeniz'e açılan gemilerin Rusya tarafından bloke edilmesini önleyici bir güç olması bakımından Türkiye bir kat daha önem arz ediyor" diye konuştu.

Türkiye'nin bir milyon Suriyeli sığınmacı için Suriye'de bir yerleşim alanı oluşturma amacıyla bölgeye prefabrik konutlar hatta sanayi merkezleri dahil bir yaşam alanı oluşturma planı bir süredir kamuoyunun gündemini meşgul ediyor. "Türkiye'nin güney komşusuna dönük olası askeri harekatının, sonuçlarından biri de bölgede yeni bir yerleşim alanı daha doğrusu güvenlik alanı açmak mıdır?" sorusuna Erdurmaz'ın yanıtı şöyle oldu:

"Bu, son derece makul bir yaklaşım olabilir. Son zamanlarda iç politikada Suriyeli mültecilerin geri gönderilmesiyle alakalı bazı çıkışlar var. Rahatsızlıkların hat safhaya vardığı, hükümet üzerinde ciddi baskılar oluşturduğu düşünülürse, iktidarın sığınmacıları geri gönderme arzusunda olduğunu düşünüyorum. Hükümet sözcülerin bilhassa Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tersi yönde açıklamaları olsa da arka planda sığınmacıların geri gönderilmesi için bu yönde hazırlıkların yapılaması da olasıdır.

Ayrıca Suriye Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'nin bir milyon Suriyeli geri gönderme kararını tanımadığını açıklayan bir beyanatta bulundu. Bu açıdan bakıldığındaysa, rejimin kontrolü altındaki bölgelere Suriyeli sığınmacıların geri gönderilmesi, geri gönderilse de kabul edilmesi gibi konular müphem/belirsiz gözüküyor. Eğer ki Türkiye rejimin kontrolü dışında kalan bir alan yaratarak, buraya sığınmacıların yerleştirilmesi gibi bir faaliyete girişecek olursa, sığınmacı statüsünde gelen bu insanları geri gönderebileceği bir alan tesis etmek için çalışacaktır. Bu noktada sığınmacıların geri gönderilmesi bir sorun teşkil edecektir. Birleşmiş Milletler sözleşmelerine göre sığınmacıların geri dönmesi de rızaya bağlı olduğu için rızası olmayan gönüllü olmayan kesimleri geri döndürülmesi mümkün değildir. Ancak bölgede gönüllü geri dönüş için bir imkan yaratılırsa bu mümkündür. Türkiye'nin bunun için çalışmalar yapması gerekiyor.

Ancak göz ardı edilmemesi gereken asıl husus Rusya'nın bölgede böyle girişimde bulunmasına nasıl tepki vereceğidir. Rusya orada var. Ancak Rusya Ukrayna'ya bu kadar angaje olmuşken, Türkiye ile bir çatışmaya girer mi girmez mi sorusu önem kazanıyor. Rus Silahlı Kuvvetleri'nin konvansiyonel etkinliğinin Ukrayna'daki başarısı ortada. Yeni bir cephe açıp Suriye'de açıktan Türkiye ile çatışmaya girer mi? Sanmıyorum. Türkiye'ye karşı bir harekat yapmayı göze alacağını da sanmıyorum. Geriye bir tek ABD kalıyor. ABD ise Ukrayna'da Rusya'ya Pasifik'te Çin'e angaje olduğu için Suriye gündemini üçüncü hatta geri sıralara atmışa benziyor. O bakımdan Türkiye'nin askeri harekatı tamda uygun zamana denk gelmiş durumda. Çünkü mevcut boşlukları kendi kudretiyle kapatabilecek durumda."

RUSYA OLASI OPERASYONU KENDİ DIŞ POLİTİKASI İÇİN KULLANACAK

Öte yandan askeri kaynaklar ve konuya dönük değerlendirmelerde bulunan strateji uzmanları Rusya'nın askeri gücünün yıprandığını, bu nedenle de Türkiye ile Suriye'de çatışma riskini göze alamayacağını ve operasyona sessiz kalınacağını ifade ederek, olası operasyonu mümkün göründüğünü ifade ediyor. Ancak 27 Şubat 2020'de Rusya ve Suriye Silahlı Kuvvetleri'nin, İdlib'te Türk Silahlı Kuvvetleri'ne bağlı tabura düzenlediği hava saldırısında 34 asker şehit edilmişti.

Konuyu sorduğumuz serbest siyasetçi ve yazar Aydın Sezer, Rus dış politikası konusunda yetkin bir isim. Sezer'e göre olası operasyonda Rusya için ayırt edici noktayı İdlib ve çevresi oluşturuyor. Türkiye-Rusya ilişkilerinin Suriye özelinde Fırat'ın batısı ile Fırat'ın doğusunda farklılaştığını kaydeden Sezer, 24 Şubat'ta işgalin başlamasından bu yana tarafsızlığını ilan eden Türkiye'ye yönelik Moskova'da ihtiyatlı bir sempatinin oluştuğunu söyledi. Sezer şöyle devam etti:

"Rusya Ukrayna'daki işgal sürecinde başarısı ya da başarısızlığı her ne olursa olsun Türkiye'ye savaş başladığından bu yana tarafsız kaldığı ve Rusya ile Batı arasındaki ambargo savaşında da taraf olmadığı için şu anda sempatiyle yaklaşıyor. Özellikle hava sahasının kapatılmaması konusundan dolayı sempati besliyor. Türkiye fazla abartmamakla birlikte ambargo altındaki Rusya'nın resmen nefes borusu haline geliyor. Hem de NATO içinde yaşanan çeşitli sorunlar dolayısıyla Rusya'nın bu sempatisi biraz daha artıyor. Fakat Türkiye-Rusya ilişkilerinde hala bir güven sorunu var. Bu güven sorunu, 24 Şubat başlaya işgalle birlikte Türkiye'nin birdenbire taraf değiştirip Ukrayna'nın yanından tarafsız statüsüne geçmesiyle belli bir ölçüde aşılmış olsa da devam ediyor.

Türkiye, Suriye denilince iki farklı bölgede iki farklı konumda bulunan bir ülke durumundadır: Fırat'ın doğusu ve Fırat'ın batısı. 34 askerimizin şehit edilmesi olayı da Fırat'ın batısı ile ilgili. Bu bölgedeki sorun doğrudan Türkiye ile Rusya arasındaki bir sorun. Çünkü İdlib'teki barış gücü görevimizde Türkiye'nin halen 'teröristleri' koruduğuna yönelik eleştirilerine devam eden bir Rusya var. Bu nedenle de Türkiye'nin İdlib ile ilgili verdiği taahhütlerini yerine getirmesini bekliyor. Dahası bu bölgedeki terör unsurlarının, cihatçı El-Kadide El-Nusra gibi terör unsurlarının bertaraf edilmesi içinde Esad ile iş birliği halinde hem operasyon yürütüyor hem de siyasi olarak arkalarına İran'ı da alarak otak bir duruş sergiliyor."

Türkiye'nin Fırat'ın batısına yönelik bu operasyona yeltenmeyeceğini Rusya'nın böyle bir operasyona müsaade etmeyeceğini ancak Rusya'nın Fırat'ın doğusu için olası bir operasyona set çekmeyeceğini ifade eden Sezer, Türkiye'nin buradaki asıl muhatabının ABD olacağını söyleyerek, "Bunun sebebi de bizim son beş senedir ABD'nin oradaki Kürtlerle olan ilişkisine karşı tavrımız ve karşı çıkmamızdır. Eğer Erdoğan, Fırat'ın batısına yönelik bir operasyondan bahsediyorsa burada Rusya'nın konumu farklı. İki nedenle farklı: Birincisi Rusya Ukrayna'daki gelişmeler ve NATO'daki gerginliklerden ötürü Türkiye'nin önüne set çekmez, izleme konumunda kalır. Bu hamlenin arkasında iki amacı olabilir. Bir, Türk hükümetine jest yapmak, iki Kürtleri Esad'a biraz daha yakınlaştırmak. Ama ikinci neden ve Ruslar için çok daha önemli olan neden, Türkiye ile ABD ilişkilerinde var olan gerginliği artırmak" diye konuştu

OPERASYON MESAJI ABD VE NATO'YA GİTTİ

Türkiye'nin seçime giderken dış politikada fazla bir gerilim yaşamadığına dikkati çeken Sezer, "Erdoğan'ın Suriye veya Yunanistan'da bir gerilim havası yaratma peşinde olduğu düşünülüyor hem Suriye'de hem Rusya'da. Bunu düşünenlerin arasında Esad da var. Bunu sadece Türkiye'nin operasyonu bağlamında değil, Türkiye'nin bölgede doğrudan müdahalesi dışında barış görüşmeleri kapsamında düşünenler de var. Yani barışın tesis edilmesi halinde belli bir miktarda sığınmacının geri gönderilmesine yönelik zemin arayışları da var. Çünkü, hükümet Suriye konusunda ne yaparsa yapsın seçmenini konsolide edebilecek bir süreç içerisinde" değerlendirmesinde bulundu.

Esad'dan Türkiye'ye yönelik çok sert mesajların geldiğini ve bir milyon Suriyelinin geri döndürülmesine yönelik planın Şam hükümeti tarafından protesto edildiğini anımsatan Sezer, "Gerçekten de Türkiye'nin kimleri nereye gönderecek belli değil. Çünkü o topraklar bizim değil. Kontrolümüz altındaki bölgelerde eğer ki bir yerleştirme yapılacaksa yarın bir gün o bölgedeki toprak sahiplerinin hak hukuk arma boyutları olacak. Bu, Suriye'de Türkiye karşıtlığını yine artırtacak" açıklamasını yaptı.

Türkiye'nin İsveç ve Finlandiya'nın NATO'ya üyeliği kapsamında bütün kozlarını masaya koyduğunu söyleyen Sezer, "Erdoğan'ın Suriye'ye yönelik askeri operasyon mesajı kesinlikle Rusya'ya dönük değil ve olamaz. Bu, ABD'ye, NATO'ya ve Batı'ya karşı verilen mesajların bir bütün bileşkesidir" dedi. Sezer, 28 Eylül 2021'de Erdoğan-Putin görüşmesinden sonra da benzeri operasyon tartışmalarının yaşandığını anımsatarak, "İdlib'e dönük bir operasyon o günde konuşuldu ancak atlanan nokta şu terör örgütlerine dönük bir operasyonun kamuoyunca destekleneceği açıktır. İdlib'e operasyonun kamuoyunda alıcısı olmaz" dedi.

- Anayurt Gazetesi, Dünya bölümünde yayınlandı
https://anayurtgazetesi.com/haber/11046822/besinci-operasyonun-hedefinde-ne-var