Veri yokluğu ihtiyaç tespitini önlüyor

Toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten kentsel politikaların geliştirilmesini amaçlayan Herkes İçin Güvenli Kent Ankara Projesi’nin yürütücüleri dezavantajlı grupların ihtiyaçlarının tespitinde veri yokluğunun yarattığı sorunlara dikkat çekti.

Demet Aran
RÖPORTAJ Demet Aran Tüm Haberleri

Herkes İçin Güvenli Kent Ankara Projesi’yle, Ankara’da sunulan kentsel hizmetler toplumsal cinsiyet temelinde izleniyor ve raporlanıyor. Proje yürütücüleri, LGBTİ+, engelli ve sığınmacı nüfusuna dair ya resmi hiçbir verinin bulunmadığına ya da sınırlı verinin mevcut olduğuna dikkat çekerken Ankara Büyükşehir, Çankaya ve Yenimahalle Belediyesi’ndeki iyi örneklere işaret etti. Öte yandan yerel yönetimlerde yaşlılara ya da engellilere dönük hizmet veren birimler olsa da önemli olan bu birimlere ulaşabilmek ve buralarda sunulan hizmetin niteliği. Belediyelerde engellilere dönük hizmet veren birimler olsa da kent merkezinin engelli erişimine uygun olması bu noktada daha kritik önemde. Proje kapsamında yürütülen faaliyetleri, kentsel hizmetlerin sunumunda en görünmez hale gelen dezavantajlı grupları, bu gruplardaki kesişimsellikten doğan katmerli eşitsizlikleri ve iyi örnekleri Proje Koordinatörü Çağıl Öngen Köse ve diğer proje yürütücüleriyle konuştuk.

Projenin ilk yılının tamamlanmasına kısa bir süre kaldı. Bu süre zarfında proje kapsamında neler yaptınız?

Herkes İçin Güvenli Kent Ankara Projesi, geçtiğimiz ağustos ayında başladı. Projemizin açılış toplantısını ise ekim başında, Çankaya Belediyesi’nin Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde gerçekleştirdik. Pandemi koşulları devam ettiği için açılış toplantımız eş zamanlı olarak Youtube üzerinden de yayınlandı. Bu şekilde, salonun kapasitesinin üzerinde katılımcı sayısına ulaşabildik.

Açılış toplantımızı bir panel olarak kurguladık. Kent hakkı da dahil olmak üzere çeşitli alanlarda savunuculuk faaliyeti yürüten sivil toplum örgütlerinden temsilcileri, akademisyenleri ve kentlileri söz almaya davet ettik. Ankara’nın herkes için nasıl eşit ve güvenli bir kent olabileceğine ilişkin beraberce tartışalım istedik.

Proje amaçlarımızdan bir tanesi kentte ayrımcılık ve eşitsizliklerle karşılaşan grupların kentsel haklarını gözeten ve toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı kentsel politika ve hizmetler çerçevesinde uluslararası sözleşmeler, politika belgeleri ve iyi uygulama örneklerini raporlaştırmaktı. Bu kapsamda barınma hakkı, kentsel demokrasi, kentsel bakım hizmetleri ve çevre hakkı tematik alanlarında raporlarımızı hazırladık. Bu raporlar aynı zamanda söz konusu alanlarda, uluslararası insan hakları belgelerinde yer alan norm ve standartların neler olduğunun çerçevesini çizen göstergeleri de içeriyordu. Sonrasında ise, bu göstergeler üzerinden Ankara’nın mevcut durumunu ortaya çıkarmak üzere araştırmamıza başladık. Araştırmamızın veri toplama ve analiz süreci sona erdi. Yakın zamanda ise araştırma raporumuz yayınlanacak.

21-22 Haziran tarihlerinde ise, Ankara’da çocuk, genç, yaşlı, kadın, LGBTİ+, engelli, göçmen ve mülteci hakları alanında faaliyet gösteren sivil toplum örgütü ve yerel yönetim temsilcilerinin ve akademisyenlerinin katıldığı “Güvenli ve Eşit Bir Ankara İçin Kent Bileşenleri Buluşuyor Çalıştayı” gerçekleştirdik. Bu çalıştay, sivil toplum, yerel yönetim ve akademi arasında kurulacak iş birlikleri için bir alan yaratarak Ankara’da hak temelli izleme ve savunuculuk kapasitesini güçlendirmek için atılan ilk adım oldu. 

Proje kapsamında hazırladığınız raporlardan bahsettiniz. Bu raporların devamı gelecek mi? Bu konuda hangi alanlarda çalışmalar yürütüyorsunuz?

Ankara’nın mevcut durumu araştırma raporumuz yakın zamanda yayınlanacak. Bu raporda, çocuk, genç, yaşlı, kadın, LGBTİ+, engelli, göçmen ve mülteci haklarını gözeten ve toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı kentsel hizmetlerin sunumunda hem Ankara’da bu gruplar nezdindeki ihtiyaçları hem de bu ihtiyaçların karşılanması kapsamında yerel yönetimlerin kapasitelerini inceledik. Araştırmamıza Ankara Büyükşehir Belediyesi ile 8 merkez ilçe belediyesini dahil ettik. Araştırma raporumuz yayınlandıktan sonra ise Ankara’nın tüm bu saydığımız toplumsal grupların haklarını koruma ve toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlama açısından mevcut durumunu görmüş olacağız.

Proje kapsamında Ankara özelinde kentsel hizmetleri toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde izliyorsunuz. Kentsel hizmetler alanında Ankara’da sizce en görünmez, akla gelmeyen dezavantajlı grup hangisi? Bu görmeme haline karşı neler yapılabilir?

Görünmezlik söz konusu olduğunda herhangi bir grubu diğerlerinden öne çıkarmak ne kadar mümkün olabilir bilemiyoruz. Çünkü bu görünmezlik hali doğrudan bu grupların haklarının kentsel politika ve hizmetlerle ne kadar yaşama geçebildiğiyle ilintili. Örneğin birçok belediyenin engelliler ve yaşlılar için hizmet ürettiğini biliyoruz. Yaşlılara ve engellilere hizmet sunan çeşitli merkezleri var. Bu merkezlerin varlığı üzerinden, onların ihtiyaçlarının görünmez olmadığını düşünebiliriz. Ancak bu merkezlerin ihtiyaca yanıt olabilecek hizmetleri hangi ölçüde sunabildiğine ve hak sahibi özneler olarak bu merkezlerden kişilerin ne kadar yararlanabildiğine bakmak önemli. Bu noktada, merkezlerin varlığı kadar, ulaşılabilirliği ve sunduğu hizmetlerin niteliği de önemli bir mesele haline geliyor. Ek olarak şunu da sormamız gerekiyor; kent merkezleri engelliler için ne kadar erişilebilir? Kent, engellilerin bağımsız hareket edebilmeleri ve kentsel yaşama katılabilmeleri için gereken koşulları sağlayabilecek şekilde düzenlenmiş mi? Kentin planlanmasında engelliler, engellilik alanında çalışan sivil toplum örgütleri ne kadar söz sahibi olabilmiş?

Kentlilerin içinde yaşadıkları kentin planlanmasına katılma hakları var. Ancak bu hakkın ne kadar kullanılabildiği izlenmesi gereken bir mesele. Katılımın sadece kâğıt üzerinde kalmaması için belediyeler somut mekanizmalar oluşturmuş mu? Bu mekanizmalar ne kadar aktif? Gençler ve çocukların katılımlarını sağlamak için özel önlemler alınmış mı? 

Bu soruları çocuk, genç, yaşlı, engelli, kadın, LGBTİ+ gibi tüm toplumsal gruplar için sorduğumuzda, kentsel hakların yaşama geçmesiyle ilgili çok ciddi eksiklikler barındırdığını fark ediyorsunuz. Hak temelli bir bakışla değerlendirdiğinizde, tüm kentli grupların sorunları ve ihtiyaçları açısından bir görmezden gelme söz konusu olabiliyor.

Ancak bazı gruplar için görünmezlik daha politik bir mesele olarak karşımızda duruyor. LGBTİ+’lar, göçmen ve mülteciler, politik anlamda kasıtlı olarak uygulanan yok sayma eylemlerine en fazla maruz bırakılanlar. Örneğin henüz saha çalışmamıza başlamadan önce gerçekleştirdiğimiz masabaşı çalışmasıyla Ankara ili düzeyinde yapmaya çalıştığımız analizde özellikle mülteci/sığınmacı/göçmen, LGBTİ+ ve engelli nüfusa ilişkin verilere ulaşamadık. LGBTİ+ nüfusa ilişkin resmi hiçbir verinin bulunmadığını, engelli ve mülteci/sığınmacı/göçmen nüfusa ilişkin olarak ise var olan verilerin sınırlı olduğunu gördük. Bu durumun, ihtiyaçların tanımlanması ve etkili kentsel hizmetlerin geliştirilmesi açısından önemli bir eksiklik olduğunu söylemek gerekir.

Ayrıca, çocuk, genç, yaşlı, kadın, LGBTİ+, engelli ya da mülteci olma gibi hallerde kesişen eşitsizliklerin belki de kentsel haklar bağlamında ihtiyaçları en görünmez gruplara işaret ettiğini de söylemeliyiz. Örneğin az sayıda da olsa engellilere yönelik bir kentsel hizmetin LGBTİ+ bir engelliyi ya da mülteci bir engelliyi içermemesi, eşitsizliklerin derinleşmesine yol açacağı açıktır.

Bu noktada yapılması gerekense, yereldeki aktörlerin sorumluluklarını yerine getirmeleri için baskı unsuru oluşturabilmek. Bunun yolu da, hak temelli izleme ve savunuculuktan geçiyor. 

Özellikle LGBTİ+’lara yönelik ayrımcı söylemin çok yüksek perdeden dile getirildiği bir dönemden geçiyoruz. Bu ayrımcı yaklaşım kentsel hizmetlerin sunumunu nasıl etkiliyor? Yerel yönetimlerle temaslarınızda buna dair gözlemleriniz oldu mu?

Ankara ili düzeyinde yapmaya çalıştığımız analizde özellikle mülteci/sığınmacı/göçmen, LGBTİ+ ve engelli nüfusa ilişkin verilere ulaşamadığımızı belirtmiştik. TÜİK verilerinden de LGBTİ+’lara ilişkin bilgilere ulaşmak mümkün olamıyor. Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılıklar nedeniyle gerek ulusal düzeyde gerekse Ankara yerelinde LGBTİ+ nüfusa dair demografik bilgilerin edinilmesine yönelik kamusal araştırmaların yapıldığını ya da mevcut araştırmalara söz konusu verilere ulaşmayı sağlayacak soruların dahil edildiğini söylemek mümkün değildir. Öte yandan nüfusa dair demografik özelliklerin ortaya çıkartılmasına yönelik araştırmalarda kişilerin cinsiyet kimliği ya da cinsel yönelimine dair sorulara yer verilmesi de etiketleme tartışmalarına yol açma potansiyeli bakımından risk taşıyor. Bu, işin nüfusa dair verilere ilişkin boyutu. Ancak LGBTİ+’ların ihtiyaçlarını ve yaşadıkları sorunları görünür kılmaya yönelik araştırmaların yapılmıyor, verilerin üretilmiyor olması, kentsel hizmetlerin planlanmasında ve sunumundaki niyete dair önemli ipuçları veriyor.

Hiçbir gruba ayrımcılık yapılmaksızın eşit, hak temelli ve kapsayıcı kentsel hizmetlerin hayata geçirilmesi noktasında, ne yazık ki verisine dahi ulaşmaya yönelik bir çabanın olmadığı LGBTİ+’ların kentsel hizmetler bağlamında da görmezden gelindiğini, stratejik planlarda hizmet verilecek gruplar içerisinde düşünülmediğini ve bu yer vermemeye paralel olarak da etkin hizmet verilmediğini belediyelerin faaliyet raporlarından görebiliyoruz.

Son dönemde yoğun ayrımcılığa maruz kalan gruplardan biri de sığınmacılar. Proje kapsamında kentsel hizmetlerde sığınmacılar için düzenleme, iyileştirme gibi tespitleriniz oldu mu?

Bu konuda daha önce de bahsettiğimiz kesişimsellik konusu önemli bir konu. Bu noktada ise sığınmacı ve mülteci grubun homojen bir grup olmadığını vurgulamak gerekiyor. Dolayısıyla bir kentte LGBTİ+’lara, engellilere, yaşlılara, çocuklara ya da gençlere yönelik olarak sunulan her hizmetten sığınmacı ya da mülteci grupta bulunan kişiler de yararlanma hakkına sahiptir. Bu hakkın hayata geçirilebilmesi ise, örneğin dil, ayrımcılık gibi engelleri aşmayı sağlayacak ek hizmetlere duyulan ihtiyaçları görebilmeyi gerektirir. Ne yazık ki, bu konuda da yeterli veri bulunmaması, hizmetlerin geliştirilmesi sürecinde önemli bir aşama olan ihtiyaç tespitinin de önünü kesiyor. Bu nedenle örneğin engelli bir mültecinin erişebileceği bir hizmet bulunamıyor ya da mülteci ve LGBTİ+ kişileri ayrımcılıklardan koruyacak bir hizmet modeli önerebilmek pek mümkün olmuyor.

Ankara’da kentsel hizmetlerin sunumunu toplumsal cinsiyet eşitliği bağlamında en iyi gerçekleştiren belediye hangisi? Bu konuda iyi örneklerden bahseder misiniz?

Bildiğiniz üzere, yerel düzeyde toplumsal cinsiyet eşitliğinin gerçekleştirilmesi için yerel eşitlik eylem planları hazırlanıyor. Bu eylem planları, toplumsal cinsiyet perspektifiyle hazırlanmakta, eğitim, sağlık, istihdam, katılım, kentsel hizmetler ve kadına yönelik şiddet gibi alanlarda, yerelde üstlenilmesi gereken sorumlulukların çerçevesini çizmektedir. Toplumsal cinsiyete göre ayrıştırılmış verilerin tutulması, toplumsal cinsiyet temelinde farklılaşan ihtiyaçların ve sorunların analiz edilmesi ve kadınlar başta olmak üzere kente eşit olarak katılamayan tüm toplumsal grupların içerilmesi hedefini taşır. Şu anda Ankara’da yerel eşitlik eylem planları olan belediyeler Ankara Büyükşehir Belediyesi, Çankaya Belediyesi ve Yenimahalle Belediyesi’dir. Çankaya Belediyesi aynı zamanda Avrupa Yerel Yaşamda Kadın-Erkek Eşitliği Şartını imzalamıştır.

Çankaya Belediyesi 2015-2019 Yerel Eşitlik Eylem Planı kapsamında Eşitlik ve Farkındalık Birimi’ni kurmuş ve işler hale getirmiştir. Belediye’nin 2019-2023 Yerel Eşitlik Eylem Planı kapsamında da Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Çalışma Grubu kurulması amaçlanmıştır. Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Yenimahalle Belediyesi bünyesinde Eşitlik Birimleri bulunmamaktadır. Ancak Yerel Eşitlik Eylem Planı çerçevesinde Ankara Büyükşehir Belediyesi Kadın Meclisi’ni, Yenimahalle Belediyesi ise Yerel Eşitlik Birimi’ni kurmayı taahhüt etmiştir.

Ankara Büyükşehir Belediyesi, Mor Haritam isimli risk haritası uygulamasını hayata geçirmiştir. Bu uygulama ile, Ankara’da yaşayan kadınlar kendilerini güvende hissetmedikleri alanları harita üzerinde bildirerek, belediyenin ilgili birimine iletebilmektedirler.

04 Tem 2022 - 09:00 -

Muhabir  Demet Aran


TÜM RÖPORTAJLAR GÖSTER


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.