Pestisitlere karşı ulusal strateji şart

Türkiye’de zararlılarla zehirsiz mücadele alanında İstanbul, Ankara, Samsun, Muğla, Çanakkale, Pamukkale gibi belediyelerin önemli adımları olsa da çevre dostu uygulamalar için ulusal strateji gerekiyor.

Demet Aran
Demet Aran Tüm Haberleri

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, 20 yıldır toplumda ekolojik yaşam bilinci ve duyarlılığı oluşturmak için çalışmalar yürütüyor. Bu kapsamda Zehirsiz Sofralar ve Zehirsiz Kentler projelerini yürüten derneğin zehirsiz kampanyasına 167 bin kişi destek verdi. Derneğin temasları sonucunda Tarım ve Orman Bakanlığı 25 pestisit etken maddesini yasakladı, 7 maddeye de kısıtlama getirdi. Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği Genel Müdürü Batur Şehirlioğlu, pestisitlerle mücadele sürecine ilişkin sorularımızı yanıtladı. Şehirlioğlu, derneğin amaçlarını ve faaliyetlerini, çevre dostu alternatif yöntemlere yönelen belediyeleri, pestisitlere ve biyosidal maddelere karşı bireysel olarak neler yapılabileceğini Anayurt okurları için anlattı. Şehirlioğlu, belediyelerin çevre dostu uygulamalarda önemli rol üstlendiğini ancak kesin çözümün ulusal strateji ile mümkün olabileceğini söyledi.

İlk olarak Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nden kısaca bahseder misiniz? Derneğin en temel hedefleri neler?

İlk tohumları 1990 yılında Victor Ananias’ın Bodrum pazarındaki küçük tezgâhında atılan Buğday Hareketi, bütüncül yaşam felsefesine inanarak sürdürülebilir modeller kurma ve var olan örnekleri destekleme çalışmalarına 12 Ağustos 2002 tarihinden itibaren Buğday Derneği çatısı altında devam ediyor. Amacımız; tek tek bireylerde ve bir bütün olarak toplumda ekolojik yaşam bilinci ve duyarlılığı oluşturmak; ekolojik dengelerin geri dönüşü olmayacak hız ve biçimde bozulması sonucunda ortaya çıkan sorunlara çözüm yolları sunmak ve doğa ile uyumlu yaşamı desteklemek. Buğday Derneği olarak, yaşamı bir bütün olarak kucaklıyoruz. İnsanı doğadan ayırmıyoruz. Çalışmalarımızı bütünün parçası olduğumuz esasından hareketle, bütüne hizmet edecek şekilde yürütüyoruz. Geleneksel bilginin değerini biliyor ve bu bilginin korunması, sürdürülmesi için çalışıyoruz. Geleneksel ve yerel üretimleri, kültürleri ile birlikte destekliyoruz. Buğday Derneği olarak, yürüttüğümüz projeler, etkinlikler, kampanya ve çalışmalara yönelik basılı ve dijital yayınlar ile milyonlarca insana erişiyoruz. Güncel projelerimiz arasında Yüzde 100 Ekolojik Pazarlar, WWOOF Türkiye/TaTuTa, Zehirsiz Sofralar, Zehirsiz Kentlere Doğru, Akdeniz Agroekoloji Kervanı ve Gençler için Agroekoloji Eğitimi yer alıyor. 

Zehirsiz Kentlere Doğru Projesi sona eriyor. Projenin ortaya çıkışı nasıl oldu? Zehirsiz Sofralar Projesi ile ilişkisi nedir?

2019 yılında Avrupa Pestisit Eylem Ağı ortaklığında başlattığımız ve Zehirsiz Sofralar Platformu’nun da kuruluşuna vesile olan Zehirsiz Sofralar projesi, toplumda pestisitler konusunda farkındalığın artmasını sağladı ve karar vericiler nezdinde son derece etkili oldu. Kasım 2019’da zehirsiz kampanya başlatıldı. Bugün itibarıyla kampanyayı 167 bin kişi imzaladı. TBMM’de proje sürecinde 3 soru, 1 araştırma önergesi verildi. Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı’nın tüm bu emekleri ve çalışmaları sayesinde Mayıs 2020’de bakanlık 16 pestisit etken maddesini yasakladı. Temmuz 2020’de bakanlık 9 pestisit etken maddesini daha yasakladı. Toplamda 25 etken madde yasaklandı, 7 etken maddeye de kısıtlama kararı verildi. Ancak pestisitlerin kullanımı sadece tarım alanları ile sınırlı değil. Kentlerde kamu ve özel sektör tarafından hem pestisitler hem de Sağlık Bakanlığınca ruhsat verilen aynı aktif maddeye sahip biyosidal ürünler sineklere, otlara ve diğer haşere tabir ettiğimiz canlılara karşı yoğun miktarda kullanılıyor. Tarımda olduğu gibi kentlerimizde de alternatif, doğa dostu yöntemler varken kimyasal kullanılması, biyolojik çeşitliliğe, sağlığa, su kaynaklarına, ekosisteme zarar vererek sorunu derinleştiriyor aynı zamanda uzun vadede daha maliyetli oluyor.  Dolayısıyla sürdürülebilir olmayan kimyasal kullanımının önümüzdeki yıllar içinde kademeli olarak azaltılarak, dünyada pek çok örnekte olduğu gibi tamamen kaldırılması, yasaklanması gerekiyor.

Ortağımız Avrupa Pestisit Eylem Ağı’nın Avrupa’da bu konuda yürüttüğü çalışmalar, kamu farkındalığı ve öncü belediyelerin pestisitsiz kentler konusundaki başarı hikayeleri, AB'nin 2030 hedeflerinde, kentsel yeşil alanlar gibi hassas alanlarda pestisit kullanımını sonlandırması kararına vesile oldu. Benzer bir başarıya Türkiye’de ulaşmak için sivil toplum desteği, kamu farkındalığı ve belediyelerin öncülüğü gerekliliği fikri ile “Zehirsiz Kentlere Doğru” projesini başlattık.

“TÜRKİYE BELEDİYELER BİRLİĞİNİN DESTEĞİNİ ALAMADIK”

Proje kapsamında belediyelerle temasınız oldu. Zararlılarla mücadelede iyi ve kötü örneklerden bahseder misiniz? Hangi belediye zehirsiz kent olma yolunda sağlam adımlar attı? Hangi belediye mevcut yöntemlerini yenilemeden bu mücadeleyi sürdürdü?

“Türkiye’deki Belediyelerde Zararlı Mücadelesi Durum Analizi” raporuna göre katılımcıların yüzde 96,3’ünü oluşturan 52 belediye, sağlıklı ve çevre dostu yöntemlerin kullanılması ile ilgili dünyada çok sayıda çalışma bulunduğu ve pestisit/biyosidallerin azaltılarak yerine bu tür alternatif uygulamalara geçilmesi gerektiği görüşünde birleşiyor. Araştırmada, belediyelerin zararlılarla mücadelede kimyasal kullanımına alternatif yöntemlerin pek çoğundan haberdar olduğu, ancak bu yöntemleri çok fazla uygulamadığı tespit edildi. Belediyelerin bir kısmı görece yakın zamanda üniversite ve il sağlık müdürlükleri gibi kurumlardan destek alarak kimyasal kullanımını azaltmaya başladığını belirtti. Ancak bu konuda oranlar veya direnç çalışması gibi yaklaşımlar sergileyen belediye sayısı çok düşük. Araştırma, belediyelerin zararlılar ile mücadele için çevre dostu alternatif yöntemlere yönelmede daha fazla teşvike ihtiyaç duyduğu ve bu uygulamaları artırıcı projelere daha fazla desteğin gerektiğini ortaya koyuyor.

Ot zehirlerine alternatif olarak mekanik mücadele yöntemleri yaygın olmakla birlikte sıcak su ve köpük gibi son derece verimli termal yöntemler henüz ülkemizde uygulanmıyor. Zararlılar ile mücadele konusunda da biyolojik ve biyoteknik mücadele yeni yeni yaygınlaşıyor.

Bu konu daha çok büyükşehir ve il belediyelerinin kontrolünde ve onlarda da ne yazık ki bürokratik süreçler söz konusu, ağır işleyen mekanizmalar var. Taahhüt konusunda da aynı sıkıntılar söz konusu. Belediyeler siyasi yapılar olduğu için bir taahhüt altına girmeye çekiniyorlar. Biz Samsun Büyükşehir Belediyesi’ne bu konuda öncü olduğu için teşekkür ederiz. Eminiz önümüzdeki yıllarda pek çok belediye bu konuda önemli adımlar atacaktır. Örneğin, İstanbul Büyükşehir Belediyesi de birkaç yıl içinde stratejik eylem planı kapsamında sivrisinekle mücadelede kimyasal kullanımını sıfırlamayı hedefliyor. Pamukkale Belediyesi karasineklere karşı yapışkan sarı tuzaklar ile başarılı sonuçlar elde etmiş durumda. Çanakkale Belediyesi otlar ile zehir kullanımını neredeyse sıfırlamış durumda. Ankara, İstanbul ve Muğla Büyükşehir Belediyeleri izlenebilirlik adına önemli adımlar atmış, sistemler geliştirmiş. Bu konuda belediye birliklerine de önemli sorumluluk düşüyor. Bu proje kapsamında Marmara Belediyeler Birliği başta olmak üzere, Sağlıklı Kentler Birliği ve Ege ve Marmara Çevre Belediyeler Birliğinin desteğini aldık ama tüm çabamıza rağmen Türkiye Belediyeler Birliğinin desteğini alamadık.

Proje kapsamında hem yaptığınız online toplantılarda hem de hazırlanan materyallerde pestisitlerin halk sağlığına zararlarına sık sık yer verdiniz. Aslında bu bilimsel verilerin ürkütücü bir yanı da var. Bireysel olarak pestisitlerden korunmak için yapılabilecek bir şey var mı?

Zehirsiz sofralar için konuşacak olursak; Pestisitsiz/zehirsiz üretimin pek çok tekniği ve yöntemi var. Organik tarım, agroekoloji, biodinamik tarım, koruyucu tarım, permakültür, onarıcı tarım gibi çeşitlilik arz eden teknik ve yöntemler hızla yaygınlaşıyor. Tüketiciler olarak da hepimizin haklarımızın farkında ve karar alma süreçlerine katılımcı olmamız ve gıda tercihlerimizi gözden geçirmemiz gerekiyor. Haklarımızın farkında ve katılımcı olarak, mevsiminde ve yerel gıda tüketerek, doğa dostu alışverişin farklı yollarını keşfederek tarım zehirlerinden korunabiliriz. Bu konuyu “Zehirsiz Sofralar Tüketici Rehberi” nde ve Zehirsiz Sofralar belgeselinde detaylı olarak ele aldık. Aynı zamanda “Tüm Canlılar için Zehirsiz Sofralar” kampanyamız devam ediyor.

Zehirsiz Kentler için ise vatandaşlarımız belediyelerden “Zehirsiz Kentlere Doğru” kararlı bir adım atmalarını; pestisit azaltımına ve zehirsiz alternatifleri kullanmaya yönelik politika oluşturmalarını; bu konuda kamu farkındalığı yaratmalarını talep edebilir ve bu yönde çalışan belediyeleri destekleyebilir. İlgili bakanlıklara, milletvekillerine, karar vericilere ve diğer tüm paydaşlara baskı yapabilir. Sivil toplum kuruluşlarının bu yöndeki çalışmalarına destek olabilir, proje kapsamında başlattığımız “Zehirsiz Kentler için Harekete Geç” kampanyasını takip edebilir. Ölümcül durumlar, salgınlar, tehlikeli boyutta alerjik durumlar söz konusu olmadığı ve zarar eşiğini aşmadıkları sürece, diğer sokak canlıları ile olduğu gibi, vektörler ve otlar ile birlikte yaşamanın mümkün olduğunun bilincinde olunması ve onları tamamen yok etmek yerine, kontrol altında tutmanın amaçlanması gerekiyor. Geçiş süreci belediye alanları ile sınırlı kalamayacağı için, apartman veya sitede, işyeri, okul, kampüs ve spor kulüplerinde ve özel sektöre ait diğer tüm alanlardaki sorumlu yöneticilere ve diğer paydaşlara yönelik bilgilendirici faaliyetlerin yürütülmesi, örgütlenilmesi, toplantıların düzenlenmesi ve baskı yapılması gerekiyor. Evlerde, bahçelerde uygulanabilecek zehirsiz yöntem ve teknikler araştırılarak, başarılı örnekler paylaşılarak yaygınlaştırılabilir. Buna yönelik hazırladığımız “Vatandaşlar İçin Zehirsiz Kentlere Doğru Uygulamalar Rehberi” nden faydalanılabilir.

“KAMU FARKINDALIĞI YARATMAK DAHA ZOR”

Proje sizce halk sağlığı açısından ne tür faydalar sağladı? Hedeflediğiniz farkındalığa ulaşabildiniz mi?

Zehirsiz Sofralar Platfomu’nun da kuruluşuna vesile olan Zehirsiz Sofralar projesi, toplumda pestisitler konusunda farkındalığın artmasını sağladı ve karar vericiler nezdinde son derece etkili oldu. Gıda konusu daha hassas görüldüğü için etki yaratmak daha kolaydı. Zehirsiz Kentlere ulaşmak için kentlerde kullanılan kimyasalların kullanımının durdurulması ise bir yıllık bir proje ile sağlanamayacak, uzun vadeli bir konu. Kamu farkındalığı yaratmanın daha zor olduğunu ve uzun bir süre gerektirdiğini söyleyebiliriz.

Proje kapsamında yayınladığımız ve zehirsizkentler.org web sitemizde yer verdiğimiz “Belediyeler için Zararlılarla Zehirsiz Mücadele Rehberi” nde ‘Daha Az Kimyasal Kullanan Belediyecilik İçin Adımlar’ bölümünde bu konuya detaylı yer verdik. Belediyelerimizin bu konuda atması gereken temel adımları şöyle sıralayabiliriz: Vatandaşların pestisitlerin zararları konusunda bilgilendirilmesi, desteklerinin alınması; pestisitlerden arınmış kentler konusunda strateji ve eylem planlarının, neden değişim istediklerinin halka anlatılması; bu çerçevede sivil toplum örgütlerinin sürece dahil edilmesi ve kent konseylerinin aktif rol alması; ticari alanlar ve özel alan kullanıcılarının sürece dahil edilmesi, stratejik plan kapsamındaki dönüşüm sürecine geçişlerinin teşvik edilmesi; su kaynaklarının korunması adına, kent çevresindeki tarım alanlarını kapsayacak biçimde bir stratejik planın geliştirilmesi; kent çevresinde agroekolojik yöntemler veya organik tarım yöntemleri ile üretim yapılmasının teşvik edilmesi için üreticilerin doğrudan satış kanallarının desteklenmesi ve toplum destekli ekolojik ve adil tarım modelleri, tüketici kooperatifleri, gıda toplulukları ile iş birliğinin yapılması.

Denemeler ve pilot projelerde sulak alanlar, parklar gibi hassas alan ve bölgeler ile büyüme çağındaki çocuklarımızın bulunduğu okullar, parklar, çocuk bahçeleri, sağlık ve gıda hizmeti veren tesisler de bu kapsamda önceliklendirilmeli. Dünyada kent çapında olmasa da parklar gibi alanlar ile başlayıp başarılarını diğer alanlara genişleten pek çok belediye var. Ayrıca kentlere yakın tarım alanlarında da agroekolojik tarıma geçilmesi son derece önemli. Şu anda Samsun, Çanakkale gibi belediyelerimiz otlarla mücadelede zehirsiz yöntemlere geçmiş durumda. Bu konuda AB gibi bir tarih vermek mümkün değil çünkü sivrisinekler ve pek çok zararlı ile mücadele ulusal bir strateji gerektiriyor. Ama belediye alanları ile sınırlı kalan ot mücadelesi gibi konularda çok kısa sürede mekanik ve termal uygulamalara geçilerek hedefleri gerçekleştirmek mümkün.

13 Haz 2022 - 09:39 -

Muhabir  Demet Aran


TÜM RÖPORTAJLAR GÖSTER


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.