Başkentin orta yerinde!

Başkentin orta yerinde binlerce vatandaşımıza kan kusturuluyor. İsmini tarihte, Anadolu’da kurulan bir devletten alan bir termal tesis işletmecisi firma, binlerce vatandaşımızı mağdur etmek için her türlü yönteme başvuruyor, onlara hayatı adeta zindan ediyor.

Firmanın adı ve uyguladığı yöntemler yüzlerce kez başta CİMER olmak üzere ilgili makamlara iletildi. Ancak, yapılanlar görmezden gelinerek, bir takım yasaların ardından dolanılarak, vatandaşlarımız mağdur ediliyorlar.

Yapılan yasa dışı uygulamaların başında, devre mülk olarak satılan yerlere, astronomik “yıldat adı altında” borçlar çıkartılıyor. Yıldat borcuyla korkutulan, üyelere “borcunuzu sileriz ama siz de devre mülk hakkınızdan vazgeçip devre tatil  almanız gerekiyor” deniyor. Yani, mülkiyet hakkınızdan vazgeçin, size makul bir süre ile tatil yapma hakkı verelim diyorlar. Bir kısım vatandaşlar bu baskıcı uygulamadan çekinerek, hem “yıldat borcu” adı altında çıkartılan paraları ödüyorlar, hem de mülkiyet haklarından vazgeçiyorlar.

Bunu yaparlarken de sizleri değişik adlarla, değişik telefon numaralarından arıyorlar. Konuşmalar o kadar tehdit içeriyor ki, ister istemez “ne oluyoruz” diyorsunuz.

Telefonumda yüzlerce şikayet metni var. Mağdur olanlar sosyal medyada örgütlenmişler ve katılımcı sayısı hergeçen gün biraz daha artıyor. Kimileri, parasını ödedikleri ama henüz temeli bile atılmayan devre mülkleri için yıldat istendiğinden şikayet ediyor, kimisi, tapusunu bile almadığı konut için niye yıldat ödeyeyim diye soruyor.

Öncelikle şu yıldat konusuna bir açıklık getirelim.

İki haftalık 2+1 bir devremülkün yıldat bedeli 18 bin 700 lira olarak belirlenmiş. Kim ne kritere göre belirlemiş o belli değil. Deli Dumrul misali “biz öyle uygun gördük, siz ödeyeceksiniz “deniliyor.  Geçelim. Bir yılda 52 hafta var. Yani, bir konutun mülk sahibi. Hak sahibi bu hesaba göre 26 kişiden oluşuyor. Çarpın 26 ile 18 bin 700 lirayı ortaya 486 bin 200 lira gibi astronomik bir bedel çıkıyor.

Şimdi bu hesabı çıkaranlara sormak istiyorum. Bu yıldat bedelini, iki hafta mülkü olan termal tesise gelip dinlenmek isteyen bir vatandaşımız nasıl ödeyecek. Bu hesap hangi ölçülere göre yapılmış ve uygulamaya konmuştur? Devre mülk, ortaklarının katılmadığı, kat malikleri kurulu toplantısı yapılmadan -yapamazlar çünkü oraya gelecek olan vatandaşlara hesap veremezler-hangi yasaya dayanarak böyle bir karar alınıyor ve vatandaşlara dayatılıyor?

18 bin 700 lira tutarındaki bir yıldat istenirken konaklama dışında hiçbir hizmetin verilmediğini de hemen belirtelim. Yani bu paranın içinde yemek ve sosyal tesilerden yararlanmak yok. Onlar da ayrıca ücretleniyor.

Ankara’nın  Güdül ilçesinde bulunan bu tesiste parası alındığı halde temeli atılmayan konutların olduğunu yapılan yazışmalarda görüyoruz. Mevcut konutlara borçlarından dolayı Haciz konulduğunu için tamamlanmış konutların tapularının da verilmediğini biliyoruz. Proje dışı eklentilerle vatandaşların mağdur edildiği de tespitlerimiz arasında bulunuyor. Devre mülk sahiplerini çeşitli tarihlerde, “ konutlarınızı rezidansa çevireceğiz, sizi daha geniş bir mülke alalım” gibi gerekçelerle ikinci kez, üçüncü kez konut satışı yapıldığı orta yerde dururken, yeni bir gelişme olarak mülk sahiplerine “devre tatil uygulamasına geçerseniz, konutlarınız Arap turistlere kiraya verebiliriz” gibi yeni taktikler denendiğine de şahit oluyor vatandaşlarımız.

Yazılacak daha o kadar çok sıkıntı var ki, bugünlük bu kadarla yetinelim. Gerektiğinde elimizdekileri tek tek yazar, şikayetçi vatandaşlarımızın görüşlerine de yer veririz.

Sonuç olarak;

Ortada, gerçekten yetkili makamların el koyacağı vahim bir dram yaşanıyor. Büyük bir kısmı emekli ve sağlık sorunu yaşayan vatandaşlarımıza yapılan bu kanunsuzluk çözüm bekliyor. Vatandaşlarına sürekli “yalan söyleyen” hiçbir vaadini gerçekleştirmeyen bu termal tesis sahipleri ve yöneticileri yaptıklarının hesabını yasalar önünde vermelidirler. Elimdeki belgeler ve tanıtım broşürleri, kataloglara baktığımızda vatandaşlarımıza “cennet” vaat eden bu insanlar yaptıklarının gerekçelerini mağdurların huzuruna çıkıp tek tek açıklamak zorundadırlar.

Birtakım çevrelerden güç aldıklarını, adeta dokunulmaz olduklarını çekinmeden ifade eden bu zihniyet, “biz Türk turizmine, sağlık turizmine hizmet ediyoruz” gibi sığ savunmaların ardına sığınarak vatandaşları daha fazla mağdur etmelerinin önüne geçilmelidir. Biliyoruz ki, ülkemizin etkili ve yetkili makamları ortaya konulan bu adaletsizliği bir şekilde tetkik edecek ve vatandaşlarına gereken desteği verecektir. Sosyal hukuk devleti olmanın temel niteliklerinden biri de vatandaşlarını Anayasa ve yasalar çerçevesinde korumak değil midir?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Oktay Taş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.