Tarımı daha ne kadar görmezden geleceğiz?

Bayram boyunca hepimizin ortak konusu çarşı ve pazardaki pahalılık oldu. Vatandaşlarımız pazarlardaki meyve ve sebze fiyatlarındaki pahalılığa para yetiştiremezken, temel gıda ürünlerimizi üreten çiftçilerimiz de borç batağında adeta sürünüyor. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım sektörünün bankalara olan kredi borçlarının bir yılda yüzde 75 arttığını belirterek çiftçilerin borçlanarak üretim yapmaya devam ettiğine dikkat çekti.

Tarımsal desteklemelerin yetersiz olduğunu belirten Gürer, bir mazot hesabı yaparak gelinen noktaya açıklık getirdi. Gürer'in hesabına göre, çiftçinin aldığı mazot desteği tutarının 3 katını vergi olarak ödediği iddia etti.

İddia etti diyoruz, ama durum belki de bundan çok daha kötü. Çünkü, Gürer’e göre; 2023 yılının şubat ayında tarım sektörünün bankalara olan borcu 363 milyar 395 milyon lira iken, 2024 yılının aynı ayında bu rakam yüzde 75 artarak 637 milyar 438 milyon liraya yükselmiş bulunuyor. Ayrıca, tarım sektörünün takipteki kredi tutarı ise 2 milyar 262 milyon liraya ulaşmış durumda.

Gürer, belirlenen faiz politikaları sonucu çiftçilerin kullandığı kredi faizlerinde de ciddi artış yaşandığını belirterek, “Çiftçiler üretimin içinde kalabilmek için çözüm yolları arıyor. Bu sebeple de bankaların artan faiz oranlarına rağmen yüksek faizle kredi kullanmak zorunda kalıyorlar. Yüksek faiz oranları, artan girdi maliyetleri ile üretim sürecine borçlanarak başlayan çiftçi üründen beklediği verimi alamaması veya ürünün değer bulmaması sonucunda bir çıkmazın içine giriyor. Bunun sonucunda da üretimden uzaklaşıyor” diyerek sebep sonuç arasındaki bağlantıya dikkat çekiyor.

Tarım Kanununun 21. Maddesine göre milli gelirin en az yüzde 1'i oranında çiftçiye destek verilmesi gerektiğine dikkat çeken Gürer, “Çiftçilerimizin bankalara olan borcu 637 milyar lira. Ancak çiftçilerimize kanunda verilmesi belirtilen destek tutarı 2024 yılı için 411 milyar lira, verilen ise 91 milyar lira. Çiftçilerimize ne yazık ki kanunda belirtilen destek tutarları verilmiyor. Kanunda belirtilen tutarlar hiçbir zaman verilmedi” diyor.

Gürer, iktidarın çiftçilere destek politikalarını mazot desteği üzerinden verdiği somut bir örnekle açıklıyor. Gürer, “2024 yılında çiftçilerimize verilecek mazot desteği tutarı 16.1 milyar lira olacağı belirtildi. Tarımda kullanılan yıllık ortalama mazot miktarı 3 milyar litredir. Yani tarımda bir yılda kullanılan mazotun güncel fiyatlar (43 TL) üzerinden tutar olarak karşılığı 129 milyar liradır. Bu tutarın 26.5 milyar lirası ÖTV, 17.1 milyar lirası ise KDV olmak üzere toplam ödenen vergi tutarı 43.6 milyar lirayı bulmaktadır. Çiftçilerin aldığı mazotun vergisi çiftçiye verilen tarımsal destek tutarı toplamının yüzde 47,8’ine denk gelmektedir. Çiftçiye 2024 yılında toplam 91.1 milyar destek verilmesi beklenirken sadece çiftçinin kullandığı mazottan 43.6 milyar vergi alınacak. Ayrıca çiftçiye verilecek mazot desteğinin yaklaşık 3 katı çiftçiden vergi olarak geri alınmış olacak” diyerek, önemli bir noktaya işaret ediyor.

Yıllar boyunca, Türk Tarımının bilerek ve isteyerek geri bırakıldığını yazıyoruz. Tarımın gözden çıkarıldığı tarih, 1980’lerin ikinci yarısında sonra başlıyor. Özal hükümetleri döneminde “Türkiye’yi dünyanın demir-çelik üssü haline getireceğiz” denilerek tarım ikinci, hatta hatta kimi yıllarda yok sayıldı. Tarımın alması gereken destekler verilmedi. Örnek olarak da gelişmiş ülkeler gösterildi. Oysa, gelişmiş ülkeler sanayilerini yüceltirlerken, tarımlarına da çok önemli destekler verdiler.

Sonuç ortada, onlar kendi kendilerine yeter vaziyetteler biz ise, ithal hayvanlarımızın önüne ithal saman koyuyoruz. Tüm tarım ürünlerimizi dünyanın dört bir yanından ithal ediyoruz. Bir tahıl ambarı olan ülkemiz, milyonlarca ton buğday ithal eder duruma geldi. Ayçiçeği ekmediğimiz için yağ ithal ediyoruz. Birçok ürünün anavatanı olan Türkiye, şimdi bu ürünleri ithal ediyor.

Türk çiftçileri ne yazık ki, her geçen gün tarıma biraz daha küstürülüyor. Ekilmeyen tarım dışı bırakılan arazilerimizin büyüklüğü Trakya büyüklüğüne ulaştı. Yüz binlerce verimli tarım toprağı bomboş bekliyor. Bir o kadar arazimiz de başta yabancı sermayeli banklar tarafından “haczedilerek” tarım dışı bırakılıyor. Çiftçilerimizin tarım araç ve gereçleri, başta traktörleri haciz işlemine uğruyor ve depolarda çürümeye terk ediliyor.

Yabancı bankaların elindeki tarım arazilerimizin miktarını, depolarda çürümeye terk edilen makine ve ekipmanların miktarını değerini hesaplamak kimsenin aklına gelmiyor. Binlerce kez yazdık, Türk tarımı yabancı bankaların ve finans kuruluşlarının elinde rehin tutuluyor.

Sonra da oturup, konuşuyoruz neden sebze ve meyve fiyatları bu kadar pahalı diye. Elbette ki, ithale dayalı hammadde girdi fiyatları etkili, mazot fiyatları etkili ama bir de görmezden geldiğimiz böylesine bir gerçek daha önümüzde duruyor.

İşte hesap ortada. Daha neyi bekliyoruz anlamakta güçlük çekiyoruz. Tarımı daha ne kadar görmezden geleceğiz?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Oktay Taş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.