Boş tencere mi?

Hafta başında tahminlerimize yer vermiştik. Seçim sonuçlarına ilişkin görüşlerimizi de son iki yazımızda değerlendirdik, bugün de seçim sonuçlarının özellikle AK Parti açısında değerlendirmeye çalışacağız.

AK Parti ve İYİ Partide, seçim sonuçlarının muhasebesi biraz sancılı başladı. İYİ Parti yakın bir tarihte seçimli kurultay toplama kararı alırken, AK Parti’de başarısızlığın hesabını kesmek üzere yönetim kadroları hesap vermeye çağrıldı.

AK Parti ve İyi Parti yerel yöneticilerin belirlendiği 31 Mart seçimlerinden gerçekten ağır bir yenilgiyle çıktılar. Seçim sonuçlarına göre, CHP yüzde 37.77 ile birinci parti olurken, AK Parti yüzde 35.49 ile ikinci sırada yer aldı. Seçimlerin yeni partisi Yeniden Refah Partisi yüzde 6.19 ile üçüncü parti olma başarısını gösterdi. Seçimlerin diğer partilerinin aldıkları oy oranları ise şöyle. DEM yüzde 5.7, MHP yüzde 4.99, İYİ Parti yüzde 3.77, Zafer Partisi yüzde 1.74, Saadet partisi yüzde 1.09, HÜDA-PAR yüzde 0.55, BBP yüzde 0.44 ve DEVA 0.33 oranında oy aldılar.

Bu sonuçlar sadece AK Parti ve İYİ Parti’de değil, baraj altında kalan tüm partilerde şok etkisi yarattı. Ancak, seçimlerin mutlak galibi gözüyle bakılan AK Parti’de alınan sonuçlar kelimenin tam anlamıyla şok etkisi yaratırken, sonrasında ise derin bir çatlağa neden oldu. Ekonomist mahfi Eğilmez, AK Parti’nin seçimleri neden kaybettiğine ilişkin çarpıcı bir analiz yaparak sonuçları değerlendirdi.

Mahfi hocanın, sosyal medyası üzerinden yaptığı analizde, Süleyman Demirel'in “Boş tencerenin deviremeyeceği iktidar yoktur” sözlerini hatırlatarak, AK Parti'nin seçim kaybının temel sebeplerini şöyle sıraladı:

Sığınmacılar ve bunlara tanınan haklar: Kendilerine tanınmayan bazı hakların sığınmacılara verilmesi, vatandaşların tepkisine neden oldu.

Başkanlık sistemi eleştirisi: Başkanlık sisteminin tek adam rejimi haline dönüşmesi ve yanlış kararların düzeltilmesinin imkânsız hale gelmesi, seçmenin iktidardan uzaklaşmasına sebep oldu.

Yolsuzluklar ve israf: Artan yolsuzluklar ve kamu kesimindeki israf, seçmenin iktidara bir ders verme isteğini güçlendirdi.

Atatürk karşıtlarına hoşgörü: İktidarın, Atatürk karşıtlarına gösterdiği hoşgörü, seçmenin tepkisini çekti.

Hukuk ve laiklik: Hukukun askıya alınması ve laikliğin tehdit edilmesi, insanların iktidar partisinden soğumasına neden oldu.

CHP'nin başarısı: CHP'nin çok iyi çalışması, doğru adaylar çıkarması ve yaklaşımlarını iyi anlatması seçimi kazanmasını sağladı.

AKP'nin seçim kampanyası: AKP'nin seçim kampanyaları sırasında kendilerine oy vermeyenlere “hizmet getirilmeyeceğini vurgulaması”, vatandaşlarda tepkiye neden oldu.

Yönetilemez bütçe: Mahfi Eğilmez, “Bütçe artık yönetilemez durumda” diyerek, bu durumun seçim yenilgisinin temel nedeni olmadığını ama asıl sebebin yanlış ekonomi politikaları olduğunu vurguladı.

Ekonomik Koşullar ve Hayat Pahalılığı: Yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı gelir dağılımını bozarak orta sınıfın çökmesine sebep oldu. Ekonomik koşulların giderek kötüleşmesi, seçmenin desteğini çekmesine yol açtı.

Bu tespitlere elbette katılanlar olacağı gibi katılmayanlar da çıkabilir. Burada özellikle gençlere, emeklilere ve kadınlara yönelik politikalarında AK Parti’nin aldığı sonuçta etkili olduğunu belirtmekte yarar var. Emeklilere vaat edilen, ancak yerine getirilmeyen sözler özellikle yaşlı kesimlerde büyük bir tepkiye neden oldu. Buna, ucuz et, sebze, pide ve ekmek kuyruklarında yaşanan sıkıntılara ilişkin görüntülerde eklenince tepkiler daha da büyüdü.

Gençlerde, hayal ettikleri Türkiye’den umutlarını kesmiş durumdalar. Yüzde 30’lara ulaşan genç işsiz sayısı, geleceğe ilişkin tüm umutların sönmüş olması, işe girişlerde mülakat sisteminin kaldırılacağına ilişkin sözlerin tutulmaması da genç seçmelerde yılgınlığa neden oldu. Buna bir de, haksız yere işe alınanlara ilişkin haberler eklenince olumsuz tablo aleyhte oya dönüştü.

Kadınlar da seçim sandığına gittiklerinde, Cumhur İttifakında yer alan bazı siyasi partilerin söylemlerinden endişe duyduklarını ve bunu oya çevirdiklerini belirttiler. Son yıllarda artan kadınlara yönelik cinayet ve şiddet haberleri ve bunlara neden olanların çok az ceza ile kurtulmaları endişeleri daha da yoğunlaştırdı.

Son olarak şunu da eklemekte yarar var. Hükümette yer alan bakanların meydanlara çıkarak, sarf ettikleri sözler ve yarattıkları olumsuz tablo da “mağduriyet” algısına yol açtı. Öyle ki, sahaya inen tüm bakanların başta Murat Kurum olmak üzere, tüm adaylara oy istemeleri ters tepti. Vatandaşlar sorunlarına çözüm bulmaları gereken bakanların görevleri dışında, propaganda çalışmalarına katılmalarını olumlu karşılamadı.

Tüm bunları alt alta koyduğunuzda şöyle bir sonuç ortaya çıkıyor. Vatandaş, geleceği için endişe duyuyor ve siyasette yeni isimlerin daha da görünür olmasını talep ediyor. Ortaya çıkan sonuçlarda, iktidar ve muhalefet partilerinde yeni isimlerin öne çıkmasının zamanının geldiğine işaret ediyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Oktay Taş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.