Bu mudur!

Son günlerde televizyon ekranlarına yansıyan ülkemizin yaşlı insanlarına görülen revayı utanarak ve ibretle izliyoruz.

91 yaşındaki Dürdane Gülşehit ninemiz, ucuz pide kuyruğunda. Sadece 5 lira ucuza alabilmek için evinden kalkmış, Halk Ekmek Büfesinde sıraya girmiş sadece bir pide alıp evine dönmek üzereyken muhabir arkadaşlarla karşılaşmış. Kamera titreyen ellerine yakın çekim yapıyor. Ninemiz evinin kirasının 10 bin lira olduğunu söylüyor. Oysa tüm geliri de o kadar. Bu yaşta ne yer ne içer diye soran yok. Görüntüler yayınlandıktan sonra Dürdane Nineye yardım eli uzanmış.

Ya Sevim Nineye ne demeli, 84 yaşında “pide o kadar güzel kokuyor ki, ama almaya gücüm yok” diyor. O yaşında bulaşıkçılık yapmak üzere iş arıyor. Ama anlattıkları insanı içinden delip geçiyor.

Bu mudur, büyüklerime saygı, bu mudur insanlık?

Emeklisine, yaşlısına güçsüzüne, dar gelirlisine bakamayacaksak ne demeye “sosyal devletiz” diye Anayasasına ibare koyuyoruz ki?

Türkiye hak etmediği derin bir yoksulluk yaşıyor. Yaşlı nüfusumuz 9 milyona dayanmış. Bundan on yıl önce yaşlı nüfusumuz 6 milyonun biraz üzerindeyken, bu rakam 2020’de 8 milyona dayanmış. Geçtiğimiz yılda 9 milyondan az bir eksikle kapatmışız 2023’ü. Her dört haneden birinde bir yaşlımız var. Yani yaşlılarımız artık geçim edemedikleri için bir yerlere çocuklarının ya da aile yakınlarının yanına sığınmış durumdalar.

Gazeteci –yazar Ozan Gündoğdu geçtiğimiz günlerde açıkladı. 65 yaş üstü ücretli ve yevmiyeli çalışan vatandaşımızın sayısı 211 bini geçmiş. Bu rakama, avukat, doktor ya da herhangi bir meslekte serbest çalışan 65 yaş üstüde dahil değil.

2014 yılında 65 yaş üstü yevmiyeli ya da ücretli çalışan vatandaş sayımız 87 bin kişiymiş bu rakam 2015’te 100 bin, 2016’da 101 bin, 2017’de 122 bin, 2018’de 145 bin, 2019’da 157 bin, 2020 ‘de 131 bin 2021’de 172 bin 2022’de 200 bin ve geçtiğimiz yıl ise 211 bine ulaşmış. Sadece pandemi döneminde, iş yerlerinin kapanması ve 65 yaşa uygulanan yasaklar nedeniyle bir düşüş yaşanmış o kadar.

65 yaş ve üstü nüfusumuzun önemli bir kısmı, başını sokacak bir ev sahibi olarak biliniyor. Bu nedenle de pek çoğu çocuklarını yanlarında tutuyor. Kirada olan sayısı, bugün için az bir kesimi kapsıyor olsa da bugün çalışma hayatında olanların, emekli olduklarında başlarını sokacak bir yuva alma şansları hemen hemen hiç yok. Alacakları emekli ikramiyesi ile ne ev ne de bir araba alamayacak olan ve bugün çalışma hayatında olanları gelecekte ekonomik sıkıntıların yanı sıra ayrıca büyük ölçüde de sosyal sıkıntılar bekliyor.

Mevcut şartlarda 10 milyondan fazla emeklimiz asgari emekli maaşı olan 10 bin lirayla geçinmek zorundalar. Bu maaşın içinde önemli oranda Hazine desteği de var. Böyle olduğu halde emekliler çok zor şartlar altında ayakta kalmaya çalışıyorlar.

Ülkemizdeki yaşlı nüfusa ilişkin istatistiki bilgileri yukarıda sizlerle paylaştık. Ülkemizde göz ardı edilen bir diğer önemli hususta, 65 yaş üstü emeklilerimizin önemli bir kısmını ise kadınlar oluşturuyor. Yani, erkeklerin hayatta kalma süreleri kadınlara göre daha kısa. Birçok yaşlı ninemiz ise kocasından kalan dul maaşıyla geçinmeye çalışıyor. Bilindiği gibi ülkemizde, dul ve yetim maaşları emekli zammına göre belirleniyor. Yüzde 25 hissesi olan bir vatandaşa 2 bin 500lira, yüzde 50 oranında hissesi olana 5bin lira, yüzde 75 oranında hissesi olan dul ve yetim aylığı alana da 7 bin 500 lira maaş veriliyor. Yani onların durumu, emeklilerden de beter. Çevremde bu durumda olan o kadar çok yaşlı kadın var ki, hallerini yakından biliyorum. Yaşadığım bina da bile birkaç tane bu durumda olan var. Eğer eli ekmek tutan çocukları varsa, imkanları nispetinde annelerine yardım etmeye çalışıyorlar. Ama onların da gücü bir yere kadar.

Birkaç yerden maaş olanlar, emekli milletvekillerimiz bu durumu bilmiyorlar mı? Bilmiyorlarsa ayıp, biliyorlar da bir şey yapmak için çaba göstermiyorlarsa koca bir ayıp. Bunların anne ve babaları ne kadar değerliyse, bilsinler ki, yarın kapısına gidip oy istedikleri seçmenlerin de anne ve babaları onlar için o kadar değerlidir.

Bizi kıskandıkları söylenen ülkelerin emeklileri, kalan ömürlerini refah içinde geçirirlerken, bizim emeklilerimiz, “bir çayla bir simide” hasretler. Bırakın bir başka ülkeye gitmeyi, aynı şehirde, bir semtten diğerine bile gidemiyorlar.

İşte ülkemizin bugünlere gelmesinde tüm gençliklerini heba eden emeklilerimize reva gördüğümüz bundan ibaret. Eğer bir ninemiz, 84 yaşında iş arıyor, bulaşıkçılık yapmaya bile razıyım diyorsa gerisini varın siz düşünün.

Büyük ve güçlü ülke olmanın göstergesi bu mudur?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Oktay Taş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.