Eros’un anısına

Kedi Eros’un ölümü, ölüm şekli çok üzücü. Hayvan severler, kedi sahibi milyonlar Eros’un tekmelenerek, tam 6 dakika tekmelenerek öldürülmesini hala kabullenemiyor.

Biliyor musunuz ki Eski Mısır’da bir kediyi öldüren idam edilirdi. Kediler Koruyucu Tanrıça olarak Firavunun savunucusuydu ve kedi tanrıça Bastet Bubastis şehrinin sahibiydi.

Kediler efsanevi hayvanlardır. 20 milyon yıl öncesinde Afrika’da görülmüşler, insan yaşamına karışmışlar. İlk evcil kediler Mısır kökenliler. Nil vadisinde tarım yapan Mısırlılar, kedilerin avcı yönünü fark edince onları kutsal ilan etmiş, yiyecek ambarlarına dadanan farelerin kökünü kuruttuklarındaysa kediler dokunulmazlık kazanmışlar. Öyle ki yangın esnasında önce kediler kurtarılırmış çünkü onlar yarı tanrı mertebesine yükseltilerek, insandan üstün konuma alınmışlar. Öldüklerinde insan gibi mumyalanır, yasları tutulurmuş.

Tarihçi Heredot, vakayinâmelerinde bir delta şehri olan ‘’Per-Bast,Bubastis’’ anlatılarında ana kedi tanrıça Bast’a tapınıldığını yazar. Kült merkezi Par-Bast'ta yapılan kazılarda mumyalanmış kutsal kedilerden oluşan bir mezarlık da bulunmuştur. Ra'nın kızı sayılan Bast ayrıca 'Ra'nın Gözü' olan tanrılardandır.

Sonraki dönemlerde yazılarda Bastet olarak geçmiş böylece zaten dişilik takısı içeren ‘’Bast’’ ismine ikinci bir dişilik takısı eklenmişdir. Bastet'in sözlük anlamı ‘’merhem şişesinin (kadını) ‘’dır. Zamanla bir tür koku tanrıçasına dönüşmüş ve Anubis mumyalama tanrısı olduğunda, merhem (veya koku) tanrıçası olarak Bast onun karısı; ayrıca genellikle birlikte anıldığı aslan başlı tanrıça Sekhmet'in olumlu yansıması kabul edilmiştir. Bir kedi olarak betimlense de aslan-başlı bir şekilde de yansıtılmıştır. Yeni Krallık döneminde (bazı arkeologlara göre )Mısır dışından gelen, tanrı Maahes'in Mısır mitolojisinde ortaya çıkmasıyla, bu tanrının annesi olarak da sayılmıştır. Maahes de bir kedi-aslan tanrıdır. Koruyucu tanrıça olması hasebiyle zamanla Aşağı Mısır'ın baş tanrıçası Wadjet ile ilişkilendirilmiş ve sonunda Wadjet-Bast olarak ortaya çıkmıştır.

Nil Vadisi insanları kediyi yüzlerce tanrısı arasına yerleştirmiş, kedi kafalı tanrıça Bastet’i, neşe ve müziğin kıvrak dansların temsilcisini evcilleştirip evlerine kucaklarına almışlardır. Kedileri miyavladıkça eve tanrıçanın armağanı neşe dolduğuna inanmışlardır.

5.yy’dan itibaren ticaret gemileriyle dünyaya karışan kediler, farelerin can düşmanı olarak altın devrini yaşarlar. Hıristiyanlık öncesi Avrupa’da kedi kafalı Tanrıça Freya için kutsal gün, Freya Günü ilan edilerek yapılan törenlerde müzikler çalınarak, danslar edilir. Hani şu bizim Cuma günü var ya Batı takvimlerinde yer alan işte o gün ‘’Friday’’ bu günden gelmedir.

Hıristiyanlık kabul edildiğinde bu din kedileri lanetler. Freya şeytan ilan edilir. Zavallı kediler ve öngörülü kadınlar ne yazık ki i cadı ilan edilerek yakılırlar. Ortaçağ karanlığında erkekler tarafından alınan kararlarla bu sefer kediler azalır, fareler çoğalır. Veba başlar. Salgın etrafı sarınca Rönesans ve Viktorya Dönemi’yle birlikte kediler saygınlıklarını geri kazanırlar. Er kişi işkencesinden can düşmanları fareler sayesinde kurtulurlar.

Kedi Tanrıça Bastet , Vatika’nın eski Yunan ve Roma salonlarında mermer, mozaik ve bronz heykelleriyle yerini sağlamlaştırarak günümüze kadar varlığını sürdürmüş; insanların yoldaşı, arkadaşı olmaya devam etmektedir.

Kediler ve kadınlar ilişkisine gelince; her ikisi de güzel, güçlü, üstün özellikli ve faydalı yaratıklar olmaları sebebiyle eşleştirilmişler. Lilith’in kızları kadınlar, asidirler. Çoğu söz dinlemez, dinletir. Asidirler. Ruh durumlarının değişkenliğini belirtmeme gerek var mı? Ya da devamlı ilgi görme isteklerini… Avcı durumlarından hiç bahsetmesek diyorum.

Kedilerin, tanrıça soyundan gelme faydalı şifalı güzellikler olduğunu tarih yazmakta. Canlarının istediğini yapar, çoğu zaman söz dinlemezler, başlarına buyrukturlar. Her miyav sesi ‘’ilgi göster’’ anlamında, her an avına atlamaya hazır, ruh durumu değişken, evin en güzel ve yüksek köşesi O’nundur. Hayata oyun oynamak ve insanoğlunu mutlu etmek için geldiği söylenebilir.

5 ay önce melek olan can dostum Çiko’mun ‘’Birlikte yaşadığım bu anne kadın beni besliyor, seviyor, aşılarımı yaptırıp benimle uyuyor. Oyuncaklar alıp, yaş mama partisi yapıyor. Ben tanrı mıyım ne?’’ havalarında evde dolaşmasının O’nun suçu değil. Sadece genetiğiyle günümüze taşınan gücü olduğunu anlamamam imkansızdı. Onlar mutluluğumuz, değerli dostlarımız olarak bize bahşedilmişken değerlerini bilmeli yaşam haklarını korumalıyız.

Günümüzde hala çocuğa, kadına ve hayvana yapılan şiddetin paralelliğini görünce; Ataerkil düzene, DOĞA, İNSAN ve HAYVANLARIN YAŞAM HAKKI ESASTIR! Diye bağırasım var. Cezasız kalmamalı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Harika Ören - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.