Büyüdük de !

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2023 yılı son çeyrek büyüme rakamlarını açıkladı. Üretim yöntemine göre dört dönem toplamıyla elde edilen yıllık Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH), 2023 yılında bir önceki yıla göre yüzde 4,5 artış gösterdi. Yine aynı yöneteme göre cari fiyatlarla GSYH, 2023 yılında bir önceki yıla göre yüzde 75 oranında artarak 26 trilyon 276 milyar 307 milyon lira olarak gerçekleşti. Dolar cinsinden bakarsak ilk kez 1.1 trilyon dolar hedefi de aşılmış oldu.
Gelelim kişi başına gelir hesabına. GSYH, 2023 yılında cari fiyatlarla 307 bin 952 lira olurken, ABD doları cinsinden 13 bin 110 olarak hesaplandı.
Geçtiğimiz 2022 yılında büyüme yüzde 5,5 olmuş, kişi başına GSYH cari fiyatlarla 176 bin 589 lira, ABD doları cinsinden 10 bin 655  olarak kayıtlara geçmişti.
GSYH'yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde; finans ve sigorta faaliyetleri toplam katma değeri yüzde 9, inşaat yüzde 7,8, hizmetler yüzde 6,4, diğer hizmet faaliyetleri yüzde 4,6, kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri yüzde 3,8, gayrimenkul faaliyetleri yüzde 2,7, bilgi ve iletişim faaliyetleri yüzde 1,3, mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetleri yüzde 1,2 ve sanayi yüzde 0,8 oranında artarken, tarım sektörü ise ne yazık ki binde 2 oranında azaldı.
Türkiye ekonomisi, 2023'ün ilk çeyreğinde yüzde 4, ikinci çeyreğinde yüzde 3,9 ve üçüncü çeyrekte yüzde 5,9 büyüme kaydetmiş, bizlerin geleceğe umutla bakmamıza neden olmuştu. Nitekim son çeyrekte de büyüyen ekonomiyle birlikte kişi başına gelirimiz 13 bin 110 dolara yükseldi. 2022’de 10 bin 655 dolara bakılarak iyi bir sıçrama yaptığımız bile söylenebilir.
Yine TÜİK’in verileri üzerinden yazımıza devam edelim.
Yerleşik hane halkı nihai tüketim harcamaları, 2023 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 12,8 artış göstererek, tüketim harcamalarının GSYH içindeki payı yüzde 59,1 düzeyine yükseldi. 2023’ün son çeyreğinde, 2022 yılının aynı dönemine göre, artış yüzde 90.3 olarak gerçekleşirken, devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 1,7, gayrisafi sabit sermaye oluşumu ise yüzde 10,7 oranında arttı.
Bir önceki yıl zincirlenmiş hacim endeksine göre 2023 yılında mal ve hizmet ihracatı yüzde 2,7 azalırken ithalatı yüzde 11,7 arttı. Mal ve hizmet ihracatı, 2023 yılının dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 0,2, ithalatı ise yüzde 2,7 artış gösterdi.
Geldiğimiz bu noktayı diğer ülkelerle kıyasladığımızda ise ortaya şöyle bir tablo çıkıyor:
Türkiye, geçen yılın son çeyreğinde, yıllık bazda, ekonomik büyüme verisi açıklanan OECD'ye üye ülkeler arasında en hızlı büyüyen ikinci ekonomi olarak kayıtlara geçerken, sıralamada yüzde 4,3 ile Hırvatistan ilk sırada yer alırken, Türkiye'yi yüzde 2,2 ile Slovenya takip etmiş.
G20 ülkeleri arasında yüzde 5,2 ile en hızlı büyüyen ülke Çin olurken, bu ülkeyi yüzde 5 ile Endonezya izliyor. Türkiye ise listede üçüncü sırada yer alıyor
Avrupa Birliği (AB) ülkelerine ilişkin çeyreklik büyüme tahminlerinin gerçekleşmesi durumunda Türkiye, bu ülkeler arasında ekonomisi en hızlı büyüyen ülke olarak yer alacak.
Şimdi haklı olarak şunları soracaksınız.
Madem ki; kişi başına milli gelirimiz 13 bin 110 dolar, Türk Lirası olarak 307 bin 952 lira ise neden halen milyonlarca emeklimizin asgari maaşı 10 bin lira. Ya da yıllığa vurursak 120 bin lira.
Emeklilerimiz maaşlarına 7 ila 10 lira asında seyyanen zam isterlerken neden onlara bütçe imkanlarından, kaynak yetersizliğinden söz ediliyor.
Bunca insan, neden sabahın kör bir vaktinde, ucuz et, ucuz ekmek kuyruklarında çile dolduruyor ?
Bunların bir açıklaması yok ne yazık ki. Ülkemizde büyük ve kapanmayacak bir gelir adaletsizliği var. Kimileri bir kilo kıyma için çile doldururken, kimileri bir emeklinin tüm yıl boyunca alacağı maaşı, birkaç günlük tatilde cep harçlığı yapabiliyor. Bu parayı bir akşamda “eş dost birlikte olalım” diyerek masa başında harcayanlar var.
Ülkemizde milli gelirden yüzde 60 pay alan yüzde 10-15’lik bir kesim bir eli yağda, bir eli balda krallar gibi yaşam sürebiliyor. TÜİK’in açıkladığı verilere bakıldığında en yoksul kesimin milli gelirden aldığı pay azalırken, en zengin kesimin aldığı payda artış olduğu görülüyor.
Şimdi haklı olarak sormak istiyoruz. Finans ve sigorta ile inşaat sektörleri yüzde 10’lara yakın büyürken, tarım sektörü neden küçülüyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Oktay Taş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.