İnsanlığın yüz karası: Hocalı Katliamı – Soykırımı

Hocalı Katliamı, tarihte işlenmiş en büyük insanlık suçlarındandır.
Bu katliam milletimizin Doğu Türkistan’da, Kırım’da, Kafkasya’da, Balkanlarda ve Anadolu’da yaşadığı acılı ve ızdıraplı olaylardan, katliamlardan biridir. 20. Yüzyılın sonunda yaşanan en vahşi katliam ve soykırım örneğidir.
Hocalı Katliamı, Karabağ’ın Ermenilerce işgali sırasında 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaşanan ve Azerbaycan Türk’ü sivillerin ve orada yaşayan Ahıska Türklerinin Ermenistan'a bağlı silahlı kuvvetler, Karabağ Ermenilerinden oluşan sivil silahlı gruplar ve bölgede çatışmayı önlemek için konuşlandırılan Rus askerleri tarafından toplu şekilde öldürülmesi olayıdır.
32 yıl önce bugün, Ermeniler Hocalı’da, sadece Türk oldukları için, bilerek ve isteyerek 613 kardeşimizi, dünyada eşi benzeri görülmemiş şekilde katletmişlerdir.
26 Şubat 1992’de Ermeni askerleri, Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı Kasabasını gece başmış, 613 Türk’ü katletmiştir. Öldürülenlerin 106’sı kadın, 63’ü çocuktur. Kadınların 56 sı hamileydi ve şehit edilen Türk çocukları arasında derisi yüzülenler vardı. Ayrıca 150 kişi de hiç bulunamadı.
Hocalı’da katledilenler masum, mazlum sivil Türklerdir. Kendi yurtlarında, kendi evlerinde Türk oldukları için vahşice katledilmişlerdir.
Bu vahşeti yapanlar da Hocalı halkını Türk oldukları için katlettiklerini itiraf etmektedirler. Bu itiraflardan birini yapan Karabağ’lı Azerbaycan vatandaşı, yazar, doktor, DUMA’ya milletvekili seçilen ve Hocalı Katliamına da gönüllü katılan Zori Balayan’dır.
Katliam sonrası 1996 yılında yayınlanan – Ruhumuzun Canlanması- adlı kitabında bu itirafı şöyle yapıyor:
"…Biz arkadaşımız Haçatur'la ele geçirdiğimiz eve girerken, askerlerimiz 13 yaşında bir Türk çocuğunu pencereye çivilemişlerdi. Türk çocuğunun bağırış çağırışları çok duyulmasın diye Haçatur, çocuğun annesinin kesilmiş memesini çocuğun ağzına soktu.
Daha sonra 13 yaşındaki çocuğa onların atalarının bizim çocuklara yaptıklarını yaptım. Başından, sinesinden ve karnından derisini soydum. Saate baktım, Türk çocuğu yedi dakika sonra kan kaybından öldü.
İlk mesleğim hekimlik olduğuna göre hümanisttim, bunun için de Türk çocuğuna yaptığım bu işkencelerden dolayı kendimi rahatsız hissettim. Ama ruhum halkımın yüzde birinin bile intikamını aldığım için sevinçten gururlanırdı.
Haçatur daha sonra ölmüş Türk çocuğunun cesedini parça parça doğradı ve bu Türkle aynı kökten olan köpeklere attı. Akşam aynı şeyi üç Türk çocuğuna daha yaptık. Ben bir ermeni vatansever olarak görevimi yerine getirdim.
Haçatur da çok terlemişti, ama ben onun gözlerinde ve diğer askerlerimizin gözlerinde intikam ve güçlü hümanizmin mücadelesini gördüm. Ertesi gün biz kiliseye giderek 1915'te ölenlerimiz ve ruhumuzun dün gördüğü kirden temizlenmesi için dua ettik..."
Şunu herkes bilmeli: Bu millet vatanının ve kendisinin kimliğinin yok edilmesine asla izin vermez. Vermedi de.
Hıcalı son 2020 Dağlık Karabağ Ateşkes Antlaşması'na uygun olarak 2023 Dağlık Karabağ çatışmaları sonunda 23 Eylül 2023 tarihinde Azerbaycan'ın kontrolüne geçti. Mevcut durum ve konjonktürel başarılar geçicidir. Atalarımız: Keser döner, sap döner; gün gelir hesap döner, demişler.
Katliamın- soykırımın 32. Yılında bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet dilerim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cemalettin Taşkıran - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.