İstihdam ve kayıtdışılık

Geçtiğimiz yılın istihdam rakamları belli oldu. Ülkemizde, çalışma çağındaki 65,6 milyon kişiden sadece 22,7 milyonu kayıtlı ve tam zamanlı işlerde çalışabiliyor. 2023’ün son çeyreğinde yani geçtiğimiz yılın 31 Aralık tarihi itibariyle geniş tabanlı işsizlik oranı yüzde 23 olurken dar ve geniş tanımlı işsiz sayıları arasındaki fark 5.8 milyona ulaştı. Gerçek genç işsizliği yüzde 32.3, kadın işsizliği ise yüzde 41.1 olarak gerçekleşti. Her beş kadından biri kayıtlı ve tam zamanlı istihdam içinde yer alıyor.
Bu değerlendirmeyi DİSKAR yapmış. 2023 yılının son çeyreğine ait bu veriler, aslında 2023 yılının son günü itibariyle geldiğimiz noktayı gösteriyor.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), geçtiğimiz günlerde 2022 ile 2023 yıllarının son çeyreğine ilişkin rakamlarını açıklamıştı. Buna göre mevsim etkisinden arındırılmış istihdamda 2022 yılı 4. çeyrek ile 2023 yılı 4. çeyrek arasındaki bir yıllık dönemde 549 bin kişilik bir artış olduğunu açıklanmıştı.
2022 yılı son çeyreğinde 31 milyon 318 bin olarak açıklanan mevsim etkisinden arındırılmış istihdam edilenlerin sayısı 2023 yılı son çeyreğinde 31 milyon 867 bin olarak açıklanmış, 2023 yılı son çeyreğinde mevsim etkisinden arındırılmış istihdam oranı ise yüzde 48,6 olarak kayıtlara geçmişti.
İstihdam rakamlarını değerlendiren DİSKAR konuya şöyle bir açıklık getiriyor:
“TÜİK’in resmi istihdam oranı 2023 4. çeyrekte yüzde 48,8 olarak açıklanırken, DİSK-AR tarafından TÜİK verilerinden hareketle hesaplanan Kayıtlı Tam Zamanlı İstihdam (KATİ) oranı yüzde 34,5 olarak gerçekleşti. Kadınlarda resmi istihdam oranı yüzde 31,8 iken KATİ oranı yüzde 20,1 ve erkeklerde resmi istihdam oranı yüzde 66,1 olarak açıklanmışken KATİ oranı yüzde 49,2 olarak hesaplandı. Böylece KATİ oranı resmi istihdam oranından genelde 14,3 puan, kadınlarda 11,7 ve erkeklerde ise 16,9 puan düşük olarak gerçekleşti. Bu durum nispeten nitelikli istihdamın düşüklüğünü ortaya koyuyor.”
Burada öncelikle dikkatinizi çekmek istediğimiz nokta genç ve kadın işsizliğinde geldiğimiz olumsuz nokta. İki binli yılların başında yüzde 26 olan genç işsizliği bugün için yüzde 32’leri aşmış durumda. Yani o günden bu yana 6 puanlık bir artış söz konusu.
Kadın işsizliği de neredeyse yüzde 40’ları aşmış durumda. Bu gerçekten çok tehlikeli bir gidişe işaret ediyor. Bir ülkede, genç ve kadın işsiz sayısının yükseliş göstermesi, geleceğe ait tüm hayallerin terk edilmesi anlamına geliyor. Nitekim, bu şartlar altında özellikle gençlerimizin geleceklerini başka ülkelerde aramalarının başka bir açıklaması olmayacaktır.
Gençlerimiz, gerek okuyanı, gerekse okumayanı gelecekle ilgili hayal kurmaktan artık vazgeçmiş durumda. Gençlerimizin “önce hayallerini öldürdük”, sonra da ülkeye olan güvenlerini”
Ortaya çıkan istatistiki verilere göre, ülkemizde her yıl 750 ila 900 bin arasında gencimiz çalışma hayatına giriyor. Bunların çok azı eğitimini gördükleri mesleklerde istihdam edilebiliyorlar. Üniversite mezunu gençlerimizin pek çoğu zincir marketlerde kasiyerlik, reyon görevlisi ya da AVM’lerde güvenlik elemanı olarak çalışıyor. Üniversite mezunu olmayan ise başta motokuryelik olmak üzere çok değişik işlerde geçimlerini sağlıyorlar. İnşaatlarda amelelik, sıvacılık, boyacılık yapan öğretmenlerimize ilişkin sayısız haber okuyoruz.
Özellikle kırsal kesimlerden şehirlere gelenlerin bir kısmı tüm şartlarını zorlayarak döndükleri memleketlerinde baba mesleğini sürdürmeye çalışıyorlar. Tarım ve hayvancılık yapan bu gençlerimiz “biz niye bunca tahsil yaptık” diye soruyorlar.
Rakamlar şu olmuş, bu olmuş bir anlam taşımıyor artık. Binlerce doktorumuz, sağlık elemanımız ve teknisyenimiz ülkemizi terk ettiler. Şimdi de teknik elemanlarımız, mühendislerimiz bir bir ülkemizi bırakıp yabancı ülkelerde geleceklerini yeniden kurmaya çalışıyorlar.
Gidenlerin çok mutlu olduklarını, sevine sevine ülkemizden ayrıldıklarını düşünmüyoruz. Onlar da doğup büyüdükleri bu topraklarda çalışmak, kendilerine üniversite okutup bir meslek sahibi yapan ülkelerine karşı bir borçlarının olduğunu biliyorlar, ama şartlar onları böylesine zor bir karar almaya yöneltiyor.
Türkiye’nin ekonomik sorunları içinde istihdam önemli bir yer tutuyor. Aslında ülkemizde bu boyutlarda bir istihdam sorunu da yaşanmaz, ancak çeşitli adlar altında ülkemize giren sığınmacı, göçmen veya mültecilerin yoğun olarak kayıtdışı istihdamda yer almaları sorunların büyümesine neden oluyor. Sayıları beş milyona ulaşan bu insanların işgal ettikleri pozisyonlar sorunları büyütüyor. Hükümetin öncelikle bu kayıtdışı istihdamla mücadele etmesi gerekiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Oktay Taş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.