Emeklinin onuru!

Ülkemizde ayakta kalma mücadelesi veren ve sayıları 10 milyonun üzerinde olan geniş bir kesim var. Yine ülkemizde ayakta zar zor kalabilen emekli sayısı da 5-6 milyon civarında. Yani toplamda, yeni EYT’lilerle birlikte 16 milyon emeklimiz var. Tüm bu kesim, kendilerine taksit taksit yapılan maaş artışının şokundan kurtulmaya çalışırlarken bu kez de “bayram ikramiyesi” adı altında verilen, bence “bahşişten” öte bir anlam taşımayan 2 bin liranın 3 bin liraya yükseltildiğini, bunu da seçim meydanında “emekli ikramiyelerine yüzde 50 zam yaptık” denilerek öğrendiler.
E daha ne olsundu ki, bütçe imkanları zorlanarak yapılan yüzde 50 zam ile tüm emeklilerin yüzü gülsündü! Amaç buydu ama bakın, Türkiye  Emekliler Derneği (TÜED) Genel Başkanı Kazım Ergün, emekliye bayram ikramiyesinin 3 bin lira olarak açıklanmasına rakamlarla tepki gösterdi.
TÜED Genel Başkanı Ergün, konu ile ilgili olarak yaptığı yazılı açıklamada, emekliye bayram ikramiyelerinin artışında bir sistemin olmadığı tespiti yapıldı. Doğru söze ne denir ki. Bayram bahşişleri belli bir sisteme bağlansa emekliler belki biraz daha yüksek bir paraya kavuşacaklar. Ama “gönülden ne koparsa” mantığına oturtulduğu zaman emeklinin onuru ne yazık ki ayaklar altına alınıyor!
TÜED Başkanı Ergün açıklamasında ne diyor, “Son 6 yılda dini bayramlarda ödenen bayram ikramiyesi ile 2018 yılında küçükbaş kurbanlık alan emekliler, 2024 yılında sadece 4,5 kilo et alabilmektedir. TÜİK’in rakamlarına göre bile yüzde 184 reel kayba uğramıştır. Yani TÜİK rakamlarını dikkate alarak bir hesaplama yapılsa dahi en düşük emekli ikramiyesinin 5 bin 679,08 TL olması gerekirdi.
Piyasa koşullarına bakıldığında ise o günlerde bir küçükbaş kurbanlık fiyatı baz alındığında yaklaşık aynı rakama ulaşılmaktadır ancak açıklanan 3 bin TL ikramiye tutarı; kabul edilebilir, sindirilebilir, vicdanlarda onaylanabilir bir rakam olmaktan uzak kalmıştır. Bu gerçekler doğrultusunda emekli bayram ikramiyeleri de gerçekçi kriterlere göre yeniden güncellenmelidir.”
TÜED Başkanı Ergün yaptığı yazılı açıklamaya bir de tablo eklemiş. TÜİK’in verilerine göre yapılan hesaplamalara yer verilen tabloda yıllar boyunca uğranılan kayıplar listelenmiş. İkramiye, ilk uygulamaya konulduğu 2018 yılında bile, enflasyon karşısında 203 lira erimiş. 2019 yılında bu erime 345 lira 43 kuruş, 2020 yılında ise 541 lira 87 kuruş olmuş. İkramiyenin yüzde 10’luk artışla bin 100 lira olduğu 2021 yılında yıllık fiyat artış endeksi yüzde 36 olarak gerçekleşmiş. Yani emekliler, 2 bin 98 lira 17 kuruş ikramiye almaları gerekirken bin 100 lira ile uyutulmuşlar.
Emekliler, 2022 yılında almaları gereken 3 bin 446 lira yerine bin 100 liralık ikramiyeye talim etmişler. Geçtiğimiz yıla ilişkin rakam ise belli 5 bin 679 lira 08 kuruş. Karşılığında alınan sadece 2 bin lira.
Bu hesaba göre, 2024 yılında emeklilere verilmesi gereken ikramiye bedeli yüzde 184’lük kayba karşın en azında yukarıda da belirttiğimiz gibi 5 bin 679 lira 08 kuruş olmalıydı.
Şimdi iktidara yakın bazı dostlardan şöyle bir şikayet duyuyoruz. “Arkadaş bunlara verdikçe daha fazlasını istiyorlar. Ne doymaz gözleri varmış” diyorlar. Her biri, bırakın açlık seviyesini, yoksulluk seviyesinin üzerinde gelir sahibi olan bu kişilere şunu hatırlatmak istiyoruz. Bu ülkenin emeklileri, dar gelirlileri, asgari ücretlileri ve günü birlik yaşayanları artık ne marketlere gidebiliyorlar ne de Pazar alışverişi yapabiliyorlar.
Bir süre öncesine kadar marketleri sanat galerisinde gezer gibi dolaştıklarını söyleyen emekliler, artık marketlere sadece ısınmak için gidiyorlar. Pazar yerlerinde ise tezgahlara şöyle bir bakıp öbür kapıdan çıkıp gidiyorlar.
Emekliler, kimseden hak ettiklerinin dışında bir şey istemiyorlar. Yıllarca maaşlarından kesilen ve Hazineye irat kaydedilen paralarını istiyorlar. Emekliler, halen hastaneye gittiklerinde doktor parasını, eczaneye gittiklerinde reçete parasını ve ilaç katkı paylarını ödüyorlar. Oysa kendilerinden yıllar boyunca maaşlarından kesilen primlerini içinde sağlık payı yok muydu?
Elbette; hem emeklilik maaşında esas alınacak, hem de sağlık harcamalarını karşılamak üzere prim kesiliyordu. Bu prim oranlarını emekliler belirlemediler. Dönemin iktidarları belirlediler. Bunun yanında kazandıkları her kuruşun vergisini de ödediler. Şimdi tüm bunları yıllar boyunca yapan ve yerine getiren emekliler, kalan ömürlerini bir parça huzur içinde geçirmek istiyorlar.
Belki; 25 yaş ve altındaki gençler, ülkemizin geçmişte kalan yıllarını bilmiyorlardır, ama, onlara geçmiş yılları anlatacak mutlak bir aile büyüğü vardır her birinin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Oktay Taş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.