En büyük sorun yabancı nüfusun inanılmaz artışı

Ülke ne halde böyle ya! Kendi ülkelerinden tabanlarını yağlamış kaçmış sığınmacılar Türkiye de aslan kesiliyorlar. Cumhuriyet rejimine laf söylüyorlar, değişmesi gerektiğini sosyal medyada ilan ediyorlar. Afganistan’dan kaçanlar bile bu görüşte.
Anlamak mümkün değil. Hangi mantık ile bu konuya yaklaşacağımı bilemiyorum.
Bu kadar büyük bir kitle başka bir ülkeye girebilir miydi diye sormak istiyorum.
O ülkenin devlet adamları için kendi vatandaşlarının hak ve menfaatleri öncelikli olduğu için buna izin vermezlerdi. Almanya başta olmak üzere batılı devletler kendi ülkelerine iltica eden, sığınma talebinde bulunanları hemen halkın arasını karıştırtmıyor. Önce araştırıyor, mesleğine, lisan bilip bilmediğine bakıyor. Bunun içinde izole bir süreç yaşanıyor. Ondan sonra karar veriliyor.
Çoğunluğu ülkeden çıkartılıyor.
Bizde durum böyle mi?
Sınırdan ellerini kollarını sallayarak geçen- geçirtilen ne idüğü belli olmayan gruplar, büyük kitleler ülkeyi tıka basa doldurdu. İçinde terörist, katil, hırsız, cani var mı sorgulanmadı. Hemen halkın arasına karıştılar. Ve bugün 20 milyonu geçen büyük bir grup ile karşı karşıyayız.
İyi parti sözcüsü Prof. Dr. Kürşad Zorlu Manisa da hazine arazilerinin sığınmacılara verildiğini söylüyor. Ayrıca sığınmacıların üreme hızının Türklerden 3 kat fazla olduğunu bunun ise 20 yılda aleyhimize bir durum olduğunu belirtiyor. Yani durum korkunç.
Kimin umurunda?
Halk bu durumu görmüyor, umursamıyor. Düşünsenize kendi ülkelerinde savaş var bahanesi ile ülkemize tıka basa dolduruldular, maaş bağlandı, hastane bedava, okul hizmetleri… Bunlarda zamanlarını üreme ile doldurdular.
Yetmiyormuş gibi üstün meziyetlerinden faydalanabilmek için vatandaş yapıldılar. O da yetmiyormuş gibi üniversitelere sokuldular. Bitirenler kamuya alınıyor.
Ve milletin malı olan hazine arazileri bunlara veriliyor.
Bu kadar yanlışlık bir tesadüf olabilir mi?
Ya da bir projenin aşamaları?
Batmanda, Reyhanlı’da bunların çoğunlukta olduğu bir grup “şeriat isteriz, hilafet isteriz” diye bağırarak caddeleri işgal ettiler.
Soruyorum: Bu ülkenin yönetim biçimi Cumhuriyet değil mi? Rejimi değiştirmeye çalışmak anayasal bir suç değil mi? Peki bu durumlar karşısında yargımız ne yaptı? Ülkeyi yönetenler bir açıklama yaptı mı?
Arabistan çöllerinde Halifenin açık çağrısına rağmen İngilizlerle bir olup Türkleri sırtından vuran kahpeler kimlerdi? Halifeye inansalar böyle mi yaparlardı?
Onların torunları olan bu insanlarda inanmıyorlar. Tek amaçları bizim ülkemizi bölerek İsrail’in BOP’ne hizmet etmektir. Bu coğrafyada ateş düşmeyen tek ülke bizim ülkemizdir. Burayı savaşarak elde edemeyeceklerini bildikleri için çapulcuların kanalıyla iç karışıklık çıkartmak, güçsüz hale getirtmek ve böldürmek amacındalar.
Bütün oyunların arkasında İsrail var. Tabii ki onlar bu projeyi tek başlarına hayata geçiremiyorlar. Söz konusu coğrafyada işbirlikçi sebatayist – devşirme torunlarını buluyorlar, onları öne çıkartıyorlar, ilerletiyorlar. Sonrada bu projede görevlendiriyorlar.
Halk mı ne yapıyor?
Cahil bırakıldığı için anlayamıyor, göremiyor, idrak edemiyor ve uyuyor.
Ara sıra uyanıyor : “ Ezanlar susmaz, bayrak inmez diyor” ve tekrar uykuya dalıyor. Bunu da muhataplarına değil kendilerine hedef olarak gösterilenlere söylüyorlar.
Cehalet işte böyle bir şey!
Ülke elden gitmek üzere. Uyanma ve birlik olma zamanı geldi!
Allah bu milleti ayıktırsın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Tuncay Altun - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.