Enflasyon, enflasyon dedikleri…

Hayat şartları hepimizi birer ekonomist yaptı. Vatandaş, ekonomi deyimlerine o kadar çok alıştı ki, mikrofon uzatılan hepsi, yaşadıklarını adeta bir ekonomist gibi anlatıyor.
Ekonomi dilimize ilk olarak enflasyon kelimesi girdi. Vatandaş enflasyon ne dediğinde hemen “hayat pahalılığı” deyiveriyor günümüzde. Gerçekten hayatımızı sadece enflasyon mu etkiliyor, ya da bu enflasyon denen şeyin kaç çeşidi var. Yaşantımızın içinde kaç çeşit enflasyonla karşı karşıya kalıyoruz. Gelin şimdi bunları tanımaya çalışalım.
Asli görevleri arasında enflasyonla mücadele de olan Merkez Bankası enflasyonu şöyle tanımlıyor. “Enflasyon deyince akla ilk gelen günlük hayatta çokça kullandığımız mal ve hizmetlerin fiyatlarının artmasıdır. Ancak mal ve hizmetlerin fiyatları zaman içinde artabilir veya azalabilir. Enflasyon sadece belli bir malın veya hizmetin fiyatının tek başına artması değil, fiyatların genel düzeyinin sürekli bir artış göstermesidir. Diğer bir deyişle, sadece bazı malların fiyatlarının sürekli artması ya da tüm malların fiyatlarının bir sefer artması enflasyon değildir. Örneğin aylık enflasyon oranının yüzde 1 olması, o ay içinde fiyatlar genel seviyesinin bir önceki aya göre yüzde 1 oranında arttığını gösterir. Yıllık enflasyonun yüzde 30 olması da, fiyatların bir önceki yıla göre ortalama yüzde 30 oranında arttığını, örneğin geçen yıl 20 milyon TL’ye alınan bir mal sepetinin bu yıl ancak 26 milyon TL’ye alınabileceğini ifade eder. Yüksek enflasyon paranın alım gücünü azaltır ve aynı zamanda fiyat değişimlerini anlamayı zorlaştırır.”
Enflasyon; ilk olarak, toplumda gelir adaletsizliğini artırıyor. Daha sonra ise işsizliğe ve alım gücünün azalmasına neden oluyor. Geliriniz düşüyor, paranız değersizleşiyor bunların doğal bir sonucu olarak da toplum fakirleşiyor, tüketicinin alım gücü düşüyor.
Mahfi Eğilmez Hoca, enflasyonun üç temel kaynağı olduğunu söyler. Bunlardan ilki talep enflasyonudur. Talep enflasyonu; bir ekonomide para arzındaki (belirli bir anda ekonomide mevcut para stokunun düzeyi) artış oranının ekonomik büyümeyi aşması halidir. Bu durumda, ekonomide üretilen ve ithal edilen mal ve hizmetlere yönelik talep, ekonominin üretim ve ithalat hacminden (arzdan) hızlı artar ve fiyatlar yükselir.
Maliyet enflasyonu ya da arz enflasyonu ise üretim sürecinde kullanılan faktör ve girdilerin fiyatlarındaki artışlarla oluşan enflasyondur. Üretim sürecinde kullanılan girdiler ikiye ayrılır: Üretim faktörleri; emek, sermaye, doğal kaynaklar ve girişimciliktir. Üretim sürecinde kullanılan girdiler ise doğal gaz, su gibi malın içeriğini oluşturan hammaddeler, nihai ürünün içinde kaybolan ara malları ve makine ve teçhizat gibi malı üretmekte kullanılan sermaye mallarıdır. Bu iki grupta ortaya çıkan fiyat artışları mal veya hizmetin üretim maliyetinin ve dolayısıyla da fiyatının artmasına yol açarak enflasyona neden olabilir.
Yerleşik enflasyon da hayatımızın önemli bir parçası. İnsanların mevcut enflasyonun gelecekte de bu şekilde devam edeceğini beklemeleri ve mevcut durumlarını aynen sürdürebilmek için fiyatlarını, ücretlerini ya da sundukları mal veya hizmetten elde ettikleri bedelleri bekledikleri enflasyona göre arttırmaya yönelmeleriyle ortaya çıkar.
Ekonomistler yaşanan enflasyonu da üçe ayırıyorlar. Bunlardan ilki ılımlı enflasyon. Ilımlı enflasyon, düşük oranlı enflasyona verilen isme deniyor. Gelişmiş ekonomiler için yıllık yüzde 1-3 arasındaki oran ılımlı enflasyon olarak değerlendiriliyor. Gelişme yolundaki ekonomiler için bu oran yıllık yüzde 4-6 arası olarak kabul ediliyor. Bu oranların altındaki enflasyon oranları düşük oranlı enflasyon olarak adlandırılabilir.
Yüksek oranlı enflasyon; enflasyon oranının genellikle yıllık yüzde 6’nın üzerinde oluşması halini ifade eder.
Hiper enflasyon terimi; enflasyon oranının aylık olarak yüzde 50 ve üzeri olması halini anlatmak için kullanılır.
Bunların yanında, fiyatlar düşerken alım satımın durduğu deflasyon, fiyatlar artarken ekonominin durgunluğa girmesi demek olan stagflasyon yıllardır dilimizde.
Mahfi Eğilmez hoca, son günlerde hayatımızı derinden etkileyen üç yeni enflasyon terimini daha hayatımıza soktu. Söylemesi bile bir hayli güç olan bu yeni kavramların hayatımızın her aşamasında görüyor, yaşıyor ve hissediyoruz.
Bunlardan ilki, skimpflasyon denilen ve ürünün içeriğinin değiştirilmesi, kalitesinin düşürülmesi sonucu ortaya çıkan daha düşük değerdeki bir malın aynı fiyatla satılması olarak adlandırılıyor. Bu yolla fiyat değişmemiş ve enflasyona etki etmemiş gibi görünür oysa gerçek böyle değildir. Burada enflasyon hesabı yapılan sepete bu mal ister paket olarak isterse gram olarak alınsın içeriği kontrol edilip ayrıştırılmadığı sürece enflasyona olumsuz etki yapmaz. Fiyat hiç değişmemiş gibi görünür oysa mal değişmiştir.
Bir başkası shrinkflasyon denilen ve ürünün fiyatı aynı kaldığı halde boyut, ağırlık ya da hacminde ortaya çıkan düşüşü ifade eden değişikliktir. Bu şekilde fiyat değişmez ve enflasyona etki etmez göründüğü halde gerçekte ortada bir enflasyonist değişim söz konusudur. Bunun en çok ve en belirgin örneğini ekmek fiyatlarında yaşıyoruz.
Bir de Greedflyasyon var. Açıkgözlerin enflasyondan fazla zam yapması halidir. Ne yazık ki ülkemizde en çok yaşadığımız olgulardan biri de budur. Kısaca biz buna “fırsatçılık” diyebiliriz.
Biraz ders gibi oldu ama, bizce çok yararlı bir ders. Artık, dilimiz döndüğünce enflasyon açıklamalarımıza yenilik katabileceğiz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Oktay Taş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.