ABD bize dost mu?

Ulu Önder Atatürk “ Yurtta sulh cihanda sulh” derken biz ne yapıyoruz?
Daha doğrusu biz bu yolda mıyız diye sormak istiyorum.
Evet, efendim bizde aynı yoldayız diye sesler duyar gibiyim. Ancak bunun doğru olmadığını hepimiz biliyoruz. Biz aynı yolda olsa idik sınır ülkelerimizdeki sınır değişikliklerine ve iç savaşlarına müsaade eder miydik?
Ülkemizin içine kurulmuş olan ABD üslerini kim, nasıl izah edebilir? Bu üsler kime karşı kuruldu bunlara kimler izin verdi?
Günümüze kadar bunları kapatmak kimsenin aklına gelmedi mi?
Geldi de güçleri mi yetmedi?
Bağımsız bir ülke isek sınırlarımız içinde yabancı askere bu kadar tahammül etmenin izahı ne?
Hain terör örgütleri sınırlarımızdan Mehmetçiğimize yıllardır saldırıyorlar. Şehitler veriyoruz.
ABD nin bunları finanse ettiği, eğittiği, lojistik destek verdiğini sağır sultan bile duydu. Yani içimizde üs kurmuş olan ABD güçleri bu ülkenin zararına faaliyet göstermektedir. Bunlar bizim dostumuz olamaz. Olsa olsa düşmanımızdır.
İngiltere Bulgaristan’a, ABD Yunanistan’a yığınak yapıyor.
Kime karşı?
Türkiye’ye gözdağı mı vermek istiyorlar?
Biz kuruluş formatımıza (İstiklal mücadelesi halimize) geri dönmez isek başımıza çorap örülecek.
Ülke içindeki fazlalıklardan, gereksiz yüklerden hızlıca kurtulmamız elzemdir. Sığınmacı olarak ülkemize kontrolsüz bir şekilde doldurulan insanlar derhal ve acilen ülkelerine geri gönderilmelidir. Bunların içinde ajan mı var, terörist mi var, cani mi var, sapık mı var? … Bilmiyoruz.
Yabancılara mülk ve toprak satışı bir an önce durdurulmalı, satılanlar geri alınmalıdır. Bu şekildeki toprak satışını efendim alıp ta ülkelerine mi götürecek diye savunanlar var. Zekâdan yoksun bu tür savunmalara inanan binlerce de vatandaş var. Aslında Türk milletinin büyük bir çoğunluğu bu gerçekleri görecek halde değil. Tatlı bir uyku milletin üzerine çöreklenmiş.
Oktay Sinanoğlu kitabında ve TV programlarında hep aynı şeyi söylüyordu: Irak ve Suriye’den sonra hedef Türkiye’dir. Gülenler vardı o zamanlarda. Ama zaman o güzel insanı haklı çıkarttı. Yüzlerce aydın ve vatansever insanımızda aynı gerçekleri gördü ve halka anlatmaya çalıştılar.
Halkta garip bir umursamazlık ve ilgisizlik hâkimdi. Türkiye’nin önce ekonomik olarak çökertilmesi halkın fakirleştirilmesi, sığınmacılarla ülkenin demografik yapısının bozulması, ülkede bu sığınmacılarla asayişin ve güvenliğin zede alması, bütçenin düzeltilmesi için toprakların – madenlerin- kamu kurumlarının… sattırılması plan ve proje dahilinde idi.
Ayrıca ülkenin yönetim sisteminin tartışmaya açılması ve kaos oluşturulması da bu planın bir parçası idi. Birkaç yerde şeriat isteriz, hilafet isteriz şeklinde çok küçük gruplar bağırmaya başladı.
Ülkedeki bu sorunlar yönetim sisteminden dolayı oluyormuş. Beyin yapısı ve zekâ düzeyi bu maalesef!
Ülkeyi kaosa sokmak için son perde budur.
Cumhuriyetin ne anlama geldiğini bilmeyen zihniyetler beyinlerini rafa kaldırmışlar. Şükür ve kader edebiyatı ile köleleştirilmiş gruplar ile bu amaçlarına doğru koşuyorlar ama inanın halk nazarında pek de ilgi ve kabul görmüyorlar.
Ancak bir ülkenin yönetim sistemine karşı değiştirme amaçlı söylemler, eylemler ve yürüyüşler anayasamıza göre suç değil mi?
Yüce Mevla bu milleti uyandırsın ve kendine getirsin.
Selam ve dua ile.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Tuncay Altun - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.