Berlin 1945 ve sonrası -12

İki harp sonrasında Alman ekonomisi ve Türkiye

Almanya II.Dünya Harbi’nde yaşadığı tecrübenin bir benzerini I.Dünya Harbi’nin sonunda da yaşamıştı. O zamanlar harpten mağlup çıkan Almanya’nın içine düştüğü ekonomik çöküşten ve hyperenflasyondan kurtuluşunu 1923’te Alman Merkez Bankası – Reichbank’ın – başına getirilen Hjalmar Schacht (1877 – 1970) sağlamıştı. O zaman da ilk iş olarak bir ekmek almak için bile çuvalla taşınan ve her saat değeri değişen markı kaldırmış ve yerine Reichmarkı ikame etmişti .Kendisine ekonomi sihirbazı ünvânı takılan Schacht Nuremberg Harp Suçluları Mahkemesi’nde yargılananlar arasında 143 puanla en yüksek IQ’a sahip kişiydi. Hitler iktidara geldikten sonra 17 Mart 1933’te onu yeniden Merkez Bankası’nın başına getirdi. Böylece Nazi Partisi’nin radikal uygulamalarına karşı iş adamlarının duyduğu güvensizlik duygularının önüne geçileceği umulmuştu. Sonuna kadar Hitler’i desteklemeye niyetli olan Schacht 1934 Blood Purge, 1938 Bloomberg – Fritsch krizi ve yaşanan Yahudi soykırımı nedeniyle Hitler hakkında tereddüte düşmüş ve 1937 Kasım’ında Ekonomi Bakanlığı’ndan ve Genel Harp Ekonomisi Bakanlığı’ndan istifa etmişti. Fakat Hitler, onun toplumdaki itibarı nedeniyle, bakan olarak kalmasında ısrar etmişti. 1938’ de onu tekrar Merkez Bankası başkanlığına getirdi. 20 Temmuz 1944’de Hitler’e karşı yapılan darbe girişimiyle ilişkilendirildiği için Nazi rejimi tarafından tutuklandı. Ravenstück, Flosenbörg ve Dachau kamplarında yattı. 1945’de Amerikan Kuvvetleri tarafından Pustertal’da göz altına alındı. Harp Suçluları Mahkemesinde beraat etti (tatlıoğlu, 128,29, 543-44). İki rejim tarafından da tutuklanmasını bir türlü hazmedemeyen Schacht 1970’de bu dünyadan ayrıldı.
II. Dünya Harbi sırasında, iki taraftan 15 milyon insan ölmüş, 25 milyon insan yaralanmıştı. Ayrıca harp sırasında sivil 45 milyon kişi hayatını kaybetmişti. Buna ilaveten büyük miktarda insan da başka ülkelere göç etmek zorunda kalmıştı. Harbin bütün ülkelerde yarattığı maddi ve manevi kaybın haddi hesabı yoktu. Türkiye II. Dünya Harbi’ne o günkü cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün olağanüstü basireti ve devlet adamlığı sonucunda, girmedi. Yurt içinde ve dışında herhangi silahlı bir çatışmaya sahne olmadı ve ülke insan kaybına uğramadı. Doğal olarak harp doğrudan ve dolaylı olarak Türkiye’yi maddi ve manevi olarak olarak etkiledi. Türkiye’nin II. Dünya harbi sırasında yürüttüğü iç ve dış politikalar bugün hem Türkiye’ye ve hem de diğer ülkelere örnek teşkil etmektedir.
İki harp sonrasında da fevkalade kötü duruma düşen Alman ekonomisinin bir anlamda mucize niteliğinde tekrar başarılı bir hale getirilmesinden ve bugün dünyanın 3. büyük ekonomisi olmasından Türkiye’nin alacağı büyük dersler bulunmaktadır.
I. Dünya Harbi’nin sonunda yenilmiş Almanya’da büyük bir ümitsizlik hüküm sürüyordu. Halk sefalet içindeydi. Benzer kayıplara uğramış Türkiye, 23 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan anlaşmasından sonra Atatürk’ün liderliğinde yeni bir devlet kurmuş, ileriye umutla bakıyordu. Alman gazeteleri ve Alman bilim adamları Türkiye’den öğrenilecek çok şey olduğunu yazıyor ve söylüyordu. Türkiye’nin başarıları o zaman için “tehlikeli ölçüde ve zorlayıcı bir biçimde’’ önem taşıyordu. Türkiye’den öğrenme çağrıları, erken Weimar Cumhuriyeti’nin Alman basınında her yerde yayınlanıyordu (Stefan İhrig; Naziler ve Atatürk, Alfa Yayınları, İstanbul, 2015, shf:95). Olayları farklı görmesine karşın sol bile sağcılarla aynı görüşteydi. Türk tecrübesinden çeşitli “Türk Dersleri’’ çıkarılmalıydı ve çıkarılmaktaydıl. 27 Ekim 1923’te Heimatland gazetesinde “Bize Bir Ankara Hükümeti Verin” diye bir yazı bile yayınlanmıştı (tatlıoğlu,47)
Almanya’nın II. Dünya Harbi felaketinden çıkışının öyküsünü daha önceki yazımda anlatmıştım.
İkinci dünya harbini yaşamamış ve öylesine yok edici bir felaketle karşılaşmamış Türkiye’de ise bugün aşırı bir enflasyon, ülke nüfusunun yarısına varan halkın geçim sıkıntısı içinde oluşu , devam eden ticaret açığı ve cari açık, ülkenin birikmiş dış borcu ve borçlanmaya devam etme zorunluluğu, ülkenin kaderini ciddi olarak etkileyen çok önemli sorunlar haline gelmiştir. Fakat bunların hiç biri Alman devlet adamlarının ve Alman halkının başardığı gibi, çözülemez değildir. Almanya örnekleri ortadadır. Başka örnekler de bulunmaktadır. Birinci Dünya Harbi’nden sonra büyük bir ümitsizliğe düşen Alman toplumuna Alman yazar ve gazeteciler , hatta Hitler Türkiye’yi örnek gösteriyor ve çıkış yolu olduğunu söylüyordu. Alman tecrübelerinden yararlanarak bu gün Türkiye için çıkış yolu bulunamaz mı? Geçmişteki ve bugünkü Alman ekonomik politikaları, bu kez Türkiye için örnek olamaz mı?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Güran Tatlıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.