İnsana muhabbet duymak

İnsanı sevmek, sevebilmek bana göre bir nasip işidir. Çünkü insana Yüce Mevla’nın kudret eli değmiştir.
Yüce Yaratan Hicr suresi 29. ayette şöyle buyurmuştur: “ Ben, onun yaratılışını tamamladığım ve ona Ruhumdan (hayat ve şuur sırrımdan) üflediğim zaman, siz hemen onun (halifelik makamına hürmet) için secdeye varın!”
İnsan Yüce Mevla’dan bir sır taşımaktadır ve O’nun halifesi noktasındadır. Melekler bu gerçeği görmüş ve Rabbin emirlerine uyarak Âdeme secde etmişlerdir. Aslında o secde ettikleri şey Âdemin madde kalıbı değil Rabbin üflediği o parçadır.
Günümüzdeki insan bu gerçeği göremediği için birbirine zulüm etmektedir. Savaşlar, insan öldürmeler bu kavarama ve algılama sorunu nedeni ile olmaktadır.
Bu gerçeği – sırrı gören çok az sayıda insan bulunmaktadır. Ancak onların bakış açısı ve algılayışı diğer insanlarla bir olmadığı için dışlanmalar ve sorunlar meydana gelmektedir.
Şu türkü dizeleri bu tür insanların çektiği sıkıntıya bir nebze olsun tercüman olmaktadır:
Kimse bana yaran olmaz yar olmaz
Mertlik hırkasını giydim giyeli
Dünya bomboş olsa bana yer kalmaz
İnsana muhabbet duydum duyalı, duyalı, duyalı
Bu gerçeği gören insan dünyada yalnız kalmaya mahkûmdur. Diğer insanlar tarafından anlaşılmazlar. Dünyamızda sistemler insanı köleleştirmek, ezmek için kurulmuştur.
Bizin inancımız, dinimiz insana öyle bir değer vermiştir ki bunu kelimelere dahi dökmekte aciz kalırız. Kul hakkı yemenin yasak olduğu onlarca ayet vardır.
İnsan hayatı önemlidir. Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “… Şüphe yok ki bir insanı öldürmesine yahut yeryüzünde bozgunculuk etmesine karşılık olmayarak birisini öldüren, bütün insanları öldürmüş gibidir ve kim, birisini kurtarır, diriltirse bütün insanları diriltmiş gibidir…“ ( Mâide /32)
Hülasa insanın canı, malı, namusu yüce kitabımızda emniyet altına alınmıştır. Kimse bir diğer insanı veya topluluğu sırf bana benzemiyor diye ne düşman ilan edebiler ne de öldürmeye kalkışabilir.
Biz böyle düşünüyor iken İslam beldelerine baktığımızda tam aksi bir manzara ile karşı karşıya kalıyoruz. Farklı bakış açılarına sahip gruplar bir diğerini yok etmek için kan dökmektedir. Ölende Allahu Ekber diyor, öldüren de Allahu ekber diyor.
Bir yanlışlık yok mu?
Hem kendi din kardeşini öldürüyorlar hem de Allahu ekber diyorlar. Nerede kaldı insan sevgisi? Bu nasıl bir cehalet?
Batı teknolojide, ilimde, fende almış başını gitmiş ama bizimkiler onların izlerine dahi yetişemiyor. Yüce Mevla’nın ilk emri “ İkra” olmasına rağmen en son yapılan şey haline gelmiş. Böyle olunca da bir cehalet bataklığı oluşmuş. Bez içine çektikçe çekiyor.
İnsana değer o beğenmediğimiz batıda var. İnsan hakları orada var. Kanun var, adalet var, huzur var.
Bu bir tezat değil mi?
İnancımız ve dinimiz bunları emrederken biz kendi kendimize ölçüler koyduk ve nefsimizin peşinde koşar hale geldik.
Geri kaldıkça insani değerlerden uzaklaştık. Uzaklaştıkça gözyaşı ve kana boğulduk.
Yüzümüz gülmez oldu.
Öncelikle insanı sevmeli ve ona muhabbet duymayı öğrenmeliyiz. Arkasından adalet mekanizmasını yeniden tesis etmeliyiz. Ve insanımızı düşünmeye, üretmeye teşvik etmeliyiz.
Belki o zaman bu kara bulutlar dağılır.
Selam ve dua ile.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Tuncay Altun - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.