İç siyasetimizdeki sorun

Siyasi partilerce yerel seçim hazırlıklarına ciddi bir şekilde başlandığını görüyoruz. Ama iç siyasetimizde galiba bir muhalefet sorunu var.
Değerlendirmemize göre, siyasi iradenin değiştirilmesi konusunda yeterli gelişmelerin olmadığını söylememiz yanlış olmaz. Her şey mevcut siyasi iradenin lehine işliyor sanki.
Aslında bu şartlarda bu durum biraz da kaçınılmaz. Çünkü devlet imkanları elinde olan siyasi irade bu imkanları çok iyi kullanarak kamuoyunu yönlendirebiliyor. Ukrayna savaşı, israil’in katliamları gibi siyasi konjonktürün de seçimler için siyasi iradenin lehine geliştiği ortada.
Bu durumda yeni politikalar üretmek ve mevcut engelleri aşmak için çaba içersinde olmak muhalefete düşen bir iş olarak karşımıza çıkıyor.
Muhalefete baktığımızda ise böyle bir çabanın olmadığını görüyoruz. Böyle bir çaba olmadığı gibi, gelişmeler hem ana muhalefet partisi yeni liderinin söylem ve hareketleri yüzünden hem de diğer muhalefet partilerindeki olumsuz gelişmeler yüzünden mevcut siyasi irade lehine gelişiyor sanki.
Bir tarafta bölücülüğe göz kırpan hareketler, ifadeler ve bir siyasi partinin kitlesini etkileyebilecek konumdan uzak görüntüler; diğer tarafta alelacele verilmiş kararlar bu kararların son günlerde gördüğümüz gibi ufak ufak aşındırılmaya ya da değiştirilmeye çalışılması, bazı parasal iddialar, cevaplar ve istifalarla gelen olumsuzluklar sanki yerel seçimlerde de mevcut siyasi iradenin daha önde olacağının göstergesi gibi görünüyor.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin yeni Genel Başkanı Özgür Özel bir konuşmasında : "'Türkiye'de herkes eşittir ama Kürtler daha az eşittir” demiş. Önce yıpratma politikasına yönelik bir ifade dedik, geçtik. Ama araştırınca gerçekten bu sözleri söylediğini tespit ettik. Hatta söylenen sözleri, devamı ile değerlendirince açıklamanın daha da vahim olduğunu söylemek bile mümkün.
Türkiye’nin ana muhalefet partisinin genel başkanı böyle bir ifadeyi söyleyemez. Bir kere doğru değil. Ülkemizde Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı yapmış olanlara bir bakın, bunun doğru olmadığını hemen anlarsınız.
Sonra ülkemizde iktidar alternatifi olacak bir partinin genel başkanı bölücülerin ağzıyla konuşamaz. Buna hakkı yok. Zira bu bölücülere hizmet eder ve onları cesaretlendirir.
Bu ifade ülkemizin birlik - bütünlüğüne yönelik bir ifadedir. Amaç belki o değildir ama öyle anlaşılır. Özgür Özel’in bunu bilmemesi düşünülemez. Üstelik aynı kişinin bu yönde yapılmış bu kaçıncı gafı?
Bu gibi söylemler ve “el öpme” gibi tavırlar ana muhalefet partisi genel başkanına yakışmaz. Bu bir lider tavrı da değildir. Bu olsa olsa militan ağzıyla konuşan siyasetçi tavrı olur.
Biz Özgür Özel’i CHP’yi Atatürk çizgisine çekecek biri olarak görüyor ve değerlendiriyorduk. Ama galiba yanılıyoruz.
Neden bilmem aklımdan şimdiye kadar hiç düşünmediğim bir şey geçti: Özgür Özel’in etnik kimliğine bir bakmak… Bizce yapılan açıklamalarla insanları böyle düşünmeye sevk etmek bile bölücülülerin işine yarar. Çünkü toplumda kutuplaşmayı arttırır.
Ayrıca bu ifade yanlıştır. Bu ülkede bir kısıtlama varsa kesinlikle Tüklere var, başkalarına değil…
“Devlet tecrübesiyle olgunlaşmamış insanların devletin başına gelmesi çok zararlı sonuçlar verebilir” diyor Kâzım Karabekir Paşa.
Bizce doğru bir değerlendirme.
Hepimiz bunu görüyoruz…
Zaman ilerledikçe olaylar ve olaylara karşı gösterilen tavırlar net olarak ortaya çıktıkça siyasi gelişmelerin nasıl bir şekil aldığını hep birlikte göreceğiz…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cemalettin Taşkıran - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.