Vatandaşlık görevi

Fenomenler dosyası ile fon dolandırıcısı dosyası bardağın dolu kısmından bakıldığında ülkemizde olumlu gelişmelere de neden oluyor gibi. Vatandaşlarımız, ortada dönen büyük paralara bakarak “vergilerimiz bu olaylarda heba ediliyor mu” diye sormaya başladılar. Biraz geç olmakla birlikte böylesine soruların sorulmaya başlaması beni bir parça ümitlendirdi. Ümitlendirdi, çünkü, bunun ardından ülkeyi yönetenlere “vergilerimiz ne oldu” diye sorma hakkını hatırlayacağız, hatırlatabileceğiz.
Evet, gerek fenomenler operasyonunda, gerekse fon dolandırıcılığı operasyonlarında devletin vergi kaybı ne kadar oldu. Özellikle fenomen dosyalarında yer alan naylon faturaların boyutları devletin büyük oranda vergi kaybına uğradığını gösteriyor. Naylon şirketlerin, bir birlerine kestiği naylon faturalarla maliyenin büyük bir vergi kaybı söz konusu. İlk etapta, Dilan-Engin Polat çifti, ardından da Bahar-Nihal Candan kardeşler önce göz altına alındılar daha sonra da tutuklandılar. Bunlarla birlikte, bunlara yardım edenlerden de tutuklananlar oldu.
Ticaret Bakanlığı 600 fenomenin yakın takip altına alındıklarını açıkladılar. Polat’lar gibi lüks bir yaşam süren “Şulemsi” Şule Kayatürk’ün sahip olduğu servet dudakları uçuklattı. Ardından Tayyar Öz ile eşi Özlem Alina Öz milyarlık servetlerine karşılık sadece 240 bin lira vergi ödedikleri belirlendi. Bunların “şampiyonlar yemeği” karesine girenlerinden 12 çiftin tüm mal varlıklarına el kondu.
Fenomenlerin isim listesi uzadıkça uzuyor. Bunlar fenomen olmanın yanında televizyonlardan yakından tanıdığımız isimler. Ancak burada, işin gerçek boyutlarının unutturularak, magazin tarafının ön plana getirilmesi ve işin sulandırılmak istenmesi dikkat çekiyor. Gerçekten fenomenlerin ne kadar vergi kaybına neden oldukları tespit edilmelidir. Nitekim Polat çiftinin verdikleri ilk ifadelerde “böyle bir kayıp söz konusuyla yerine getirmek bizim borcumuz” demeleri de bu işlerin belli bir çevrede yürütüldüğünü gösteriyor.
Fon dolandırıcılığı ise işin bir başka yönü. Burada, alan ve verenler belli. Ortada kesin olmamakla birlikte dolar bazında oldukça büyük bir meblağdan bahsediliyor. Bu işlerin gerçekleştirilmesi aşamasında devletin vergi kaybı ne kadar olmuştur onun da tespit edilmesi önemli. Çünkü ortada bir gelir varsa, bu gelirin vergilendirilmesi de gerekiyor. Ücretlinin, işçinin, memurun maaşından daha bu insanların cebine bir kuruş girmeden kaynağından vergisini kesen devletimiz elbette ki, bu büyük paraların kaynağını da vergisinin ödenip ödenmediğini de soracaktır diye düşünüyoruz.
Yazımızın başında bir noktaya değinmiştik. Vatandaş ortada dönen bu paralardan doğan vergilerin alınıp alınmadığını sorguluyor demiştik. Evet, vatandaşımızın yıllardır peşine düşmediği, ödediği vergilerin nerelere harcandığını sorma aşamasına gelmeye başladı.
Devletin Hazinesine akan vergi gelirleri nasıl ve ne şekilde harcanıyor? Bunu bilmek her vatandaşımız hakkı olmakla birlikte bugüne kadar hiç sorgulanmadı. Vatandaşlarımız çatır çatır vergilerini öderken, nereye harcandığının peşine hiç düşmedi. Bunun doğal bir sonucu olarak da siyasiler bu vergileri diledikleri gibi harcama lüksüne sahip oldular.
Vatandaşın temel ihtiyaçları orta yerde dururken, milyonlar, milyarlar akla hayale gelmeyecek projelere harcanarak “iç” edildi. Mesela, vatandaşlarımız ;
Devletin elinde kalan az sayıdaki KİT’ler verilen desteklerin ne kadar olduğunu biliyor mu? Bu desteklerin içinde bulunduğumuz yılda yüzde 750’ler civarında arttığı söyleniyor. Rakamın gerçek boyutunun ise 100 milyar liradan başladığı belirtiliyor.
Döviz kurlarını patlatmamak, bir parça sabit tutabilmek için Merkez Bankası’nın arka kapıdan satışını gerçekleştirdiği ve halen devam ettiği ifade olunan döviz miktarı ne kadardır biliniyor mu? Uzmanlar bu rakamın 150 milyara yaklaştığını ifade ediyorlar.
Kur Korumalı Mevduat hesaplarına sahip bir avuç varlıklı insanımıza ödenen faiz ve Merkez Bankası’nın garanti ettiği kur farkı kaç milyar bilebiliyor muyuz?
Tahsil edilemediği için batan kredilerin tutarı ne kadardır, buna sebep olan bankalar bu zararlarını hangi kalemde göstererek, devlete ödemeleri gereken vergilerden ne kadarını ödemeyerek, zararlarını kurtardılar?
Yine mesela diyelim, devletin elinde kalan Halkbank, Ziraat ve Vakıflar Bankası’nın üstendiği görev zararı ne kadardır. Hoş şimdi buna “görev zararı” demiyorlar “sermaye artırımı” gibi süslü bir tanımın ardına gizleniyorlar. Bu bankaların sermaye artırımı adı altında, bu yıl içinde 100 milyar liradan (4 milyar dolar) fazla artış gerçekleştirdikleri iddia ediliyor.
Geçmediğimiz yollara, köprülere, tünellere, uçmadığımız havaalanlarına ve de yeteri kadar hizmet alamadığımız şehir hastanelerine bizim vergilerimizden kaç lira ödeme yapıldığını bu sütunlarda onlarca kez yazdık, bunun hesabını sorabildik mi?
İşte size birkaç madde sorulması gereken, ödediğimiz vergilerden oluşan, bütçeden karşılanan giderlere örnekler. İşte biz ne zaman bu paralar ne oldu diye sorarsak o zaman gerçek anlamda vatandaşlık görevimizi yerine getirmiş oluruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Oktay Taş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.