Türk yargısı, kararlarını Türk milleti adına verir…

1915 Sevk ve İskan Kanunu uygulamalarını, sık sık, SOYKIRIM olarak tanımlayan Bayan Dink’in sahibi olduğu AGOS Gazetesi’nin son Başyazısından önemsediğim uzun bir alıntı:
“Bebekten katil yaratan karanlık aydınlandı mı?
“Olay başlı başına ağır. Ancak şu soruyu da kendi kendimize sormalıyız: Rakel Dink’in cinayetten sonra Samast’ı kastederek söylediği çok vurucu bir cümle vardı: “Bir bebekten katil yaratan karanlık.” Soralım: Bu karanlık aydınlatılmış mıdır? Hiç sanmıyoruz.
"Gazetemizin kurucusu ve genel yayın yönetmeni Hrant Dink’i öldüren Ogün Samast, cinayetten 16 yıl 10 ay sonra tahliye edildi…
“Ancak burada elbette önemli bir detay layan var. Dink Ailesi avukatları, Samast ve beraberinde yargılananlar için 'örgüt üyeliği' cezası da talep etmişlerdi. Mahkeme de bu yönde bir karar verdi ancak üyelik 220. madde kapsamında verilince, Yargıtay 1. Ceza Dairesi, dosyayı zamanaşımına soktu. Böylece, Samast ek bir ceza almamış oldu. Oysa Dink Ailesi avukatları 314. madde kapsamında örgüt üyeliği talep etmişlerdi. Bu durumda Samast'ın daha uzun bir süre cezaevinde kalması söz konusu olacaktı.
“Dediğimiz gibi, olay başlıbaşına ağır. Ancak şu soruyu da kendi kendimize sormalıyız: Rakel Dink’in cinayetten sonra Samast’ı kastederek söylediği çok vurucu bir cümle vardı: “Bir bebekten katil yaratan karanlık.”
Soralım: Bu karanlık aydınlatılmış mıdır? Hiç sanmıyoruz. İki açıdan. Öncelikle, Dink Cinayeti’nin arkasındaki karanlık perde henüz tam olarak aydınlatılmış değildir. Kamu görevlilerinin yargılandığı dava hayli eksik biçimde yürütülmüş, Dink Ailesi avukatlarının dosyanın genişletilmesi yönündeki talepleri Yargıtay tarafından kabul görmemiştir. Dink’i hedef haline getiren süreç sorgulanmamıştır. Ve en önemlisi “Vur” diyenler hâlâ ortaya çıkarılmamıştır. Evet, cinayette ihmali olan, cinayete göz yuman, süreçte rol oynayan pek çok polis ve jandarma şefi, memuru hüküm giymiştir, ancak henüz kamuoyunu tatmin eden bir yargılamadan bahsedemiyoruz.
“İkinci olarak, ülkemizde benzer bir karanlık atmosfer hâlâ hüküm sürmektedir. Pek çok muhalif, iktidar çevrelerince ve medyasınca rahatlıkla hedef gösterilmektedir. Osman Kavala ve Gezi tutukluları hakkında her gün en üst perdeden akıl almaz suçlamalar yöneltilmektedir. Benzer bir durum diğer muhalif siyasetçiler ve hak savunucuları için de geçerlidir. Her şeyin ötesinde, Anayasa Mahkemesi’nin bile 'terörist'likle, 'siyasal aktivizm' ile suçlandığı bir atmosferin içindeyiz.
“Dolayısıyla evet, Samast’ın tahliye edilmesi hem beklenen hem de ağır bir gelişmedir. Ancak bir bebekten katil yaratan karanlığın 16 yıl 10 aydır hâlâ aydınlanmamış olduğunu da söylemek gerekir.”
TÜRK MİLLETİ, YARGISININ BU ŞEKİLDE ELEŞTİRİLMESİNDEN ÇOK RAHATSIZ
Özellikle de, Bayan Dink’in bir sözcüğü, “KARANLIK” hala daha geçerli olduğu için ! Bu tür ‘yargısal’ karanlıkların sorumlusu da benim de 2005 – 2015 tarihleri arasında, tam 10 yıl boyunca koridorlarını ezberlediğim YARGITAY.
Politik yaşantımız kapkaranlık iken 100. Yılda hiç olmazsa YARGI pırıl pırıl aydınlık olsaydı da geleceğimiz için umut kaynağı olsaydı…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M. Arif Demirer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.