Kasım, kasımpatı ve sonsuz şükran

Dün 10 Kasım 2023, bir kez daha kasımpatı çiçekleri Atatürk için alındı. Törenlerle, saygı ve şükranla anısına alanlarda yerini buldu.
Nedense her 10 Kasım sabahı elinde bir demet kasımpatıyla okulunun tören alanına koşan Harika’yı anımsamadan edemiyorum. İlkokul ve ortaokul senelerimde 10 Kasımlar kasımpatı kokardı.
O gün ya da bir gün önceden kasımpatı demetlerimiz, Atatürk büstü önüne konmak üzere hazır edilirler; sevinç çığlıklarımızın, neşeli gülüşmelerimizin çınlattığı okul bahçesine mahzun süzülür, elimizdeki kasımpatıları yavaşça anıtının önüne bırakıverirdik. Sarı, pembe, beyaz, bordo-sarı ebruli kasımpatı çiçekleri Ulu Önder’in büstü önünde koca bir yığın oluştururdu. Saygı duruşunda bulunur, içimizden dualar okur, gözlerimizden yaşlar süzülürdü. Kaybına üzülürdük.
10 Kasım yas günüydü.
Yıllar içinde ülkem ve ben 10 Kasımların yas olmadığını, bir şükran günü olduğunu keşfettik. Ben, Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi bir dehaya sahip bir milletin ferdi olmanın Mustafa Kemal’in devrimleriyle sahip çıktığı Türk kadını olmanın
ayrıcalıklı olduğunu keşfettim.
Falih Rıfkı Atay’ın çok güzel bir tanımı vardır. Der ki:
“Çünkü o sensin artık. O sende sağdır!”
O ismiyle müsemmadır. Mustafa; seçilmiş demektir. Kemal adını askeri okulda öğrenciyken matematik öğretmeni takar. Kemal; yetkinlik anlamındadır.
Atatürk okul çağına geldiğinde anne-babası arasında yaşanan tartışmayı şöyle anlatır. “Çocukluğuma dair ilk hatırladığım mektep meselesidir. Annem Arap harflerini öğrenerek ilahilerle başlamamı, babam ise Şemsi Efendi’nin mektebine gitmemde ısrarcıydı. Yeni usul okumamı istiyordu. Böylece mahalle mektebine başlayıp; birkaç gün sonra Şemsi Efendi’ye kayıt oldum.”
Vakıflarda katiplik sonra memurluk yapan, yanı sıra ticaretle de uğraşan Ali Rıza Bey aniden vefat edince, annesiyle dayısının yanına yerleşen Mustafa, dayısının köy hayatına alışır. Kardeşi Makbule ile bakla tarlasının ortasındaki kulübede oturup, kargaları kovalayarak tarla bekçiliği yaparlar. Zübeyde Hanım okuması için Mustafa’yı Selanik’teki teyzesinin yanına gönderir. Selanik Mülkiye İdadi’sine kaydolan Mustafa mutsuzdur. Dayısının önerisiyle Askeri Mektep’e yazılır.
Geleceğin Başkomutanı Mustafa asker hayatının cazibesine nasıl kapıldığını; “Teyzemin Binbaşı komşusu Kadir Bey ‘in oğlu Ahmet Bey, Askeri Rüştiye’ye devam ediyor ve mektep elbisesi giyiyordu. Onun giyimine heves ediyordum. Sokakta gördüğüm zabitlerin derecesine vasıl olmak istiyordum. Annem askerlikten mütehaşi (çekigen) idi. Ona sezdirmeden imtihana girdim. Valideye karşı emrivaki oldu”
diyerek anlatır.
Matematik’te iyi ama Fransızca’da zorlanan Mustafa Kemal’in Edebiyata nasıl ilgi duyduğunu kendi ağzından dinleyelim: “Ömer Naci, Bursa İdadi’sinden kovulup bizim sınıfa geldi. Daha o zaman şairdi. Benden kitap istedi ama hiçbirini beğenmedi. Nedenini sorunca, şiir ve edebiyat diye bir şey olduğuna o zaman muttali oldum. Şiir bana cazip göründü. Fakat kitabet hocası diye yeni gelen bir zat beni şiirle iştigalden menetti. ‘Bu tarzı iştigal seni asker olmaktan uzaklaştırır’ diyerek. Güzel yazı yazmak hevesi böylece bende baki kaldı.”
Neler yapmak istediğini, ideallerini, neyi nasıl yaptığını keşfetmek için onun 10 Kasım 1938 günü saat 09.05’te ebediyete intikal ettiği ana kadar olan yaşamının izini sürmek gerekir.
Gül Çağalı Güven çevirisiyle “Bozkurt” 1932 yılında Mustafa Kemal’in sağlığında, onayıyla yayınlanan ilk Atatürk biyografisi olduğu için değerlidir. Silah ve dava arkadaşlarının anlatılarından derlenen kitapları da tavsiye ederim.
Mareşal Halaskar Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1920-1938) engin görüşlü, keskin zekalı, üstün niteliklere sahip bir dünya
lideriydi. Osmanlı sülalesinden Laik Türkiye Cumhuriyeti’ne geçiş sürecinin öncüsü, komutanıydı. Türkiye
Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanıydı.
Cumhuriyet ve devrimleri, açtığı yol yolumuz, gösterdiği ışık sonsuza dek hedefimizdir.
‘’Kaygılanma çocuk! Kimi toprağa gömülür kimi yüreğe ‘’der ya, gömüleceği yeri bile bilmiştir.
Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını sonsuz şükran ve sevgiyle anıyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Harika Ören - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.