Bir emekliye üç çalışan!

Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT), yapılacak düzenlemeyle yeniden, bir kez daha yaşa takılacaklar mı? Yani; yeni düzenlemeyle, bu insanlara yine yaş şartı getirilecek mi? Kamuoyuna yansıyan haberlere ve ortada dolaşan sözlere bakılırsa yine bir yaş tahdidi olacak!

Yaş tahdidi getirilmezse hemen emekli olacak 1 milyon 900 bin kişiden söz ediliyor. Bunun 400 bini memur, 480 bini Bağkur’lu, 274 bini bir işte çalışmıyor ve kalan kısmı da SSK’lılardan oluşuyor. İlk yola çıkıldığında bu rakam 7 milyon 500 bine kadar ulaşmıştı. Aradan geçen süre içinde bu insanların büyük bir kısmı yaş sınırını doldurarak emekli oldular. Emekli olanlar da, diğer emekliler gibi uğradıkları hak kayıplarının giderilmesini istiyorlar. Özellikle intibaklardan doğan hak kayıpları ilk sırada yer alıyor.

EYT’lilerin durumu bu haliyle yeni yıla devredildi. Bakmayın siz öyle “birkaç gün içinde konuyu ele alacağız, yeni yıla devretmeyeceğiz” gibi sözlere. EYT’lilerin durumunun çözüme kavuşması büyük ölçüde mali durumla ilgili. Bu nedenle de yeni yıla devretti dosyalar. Hoş yeni bütçede de bu iş için ayrılmış bir kaynak görünmüyor ama, seçim aşamasında bir şekilde sonuçlandırılabilir.

Burada asıl gelmek istediğimiz nokta Çalışma Bakanı’nın bir televizyon söyleşisinde sarf ettiği “üç çalışanın bir emekliye bakması gerektiği” şeklindeki sözlerine. Bu işin asgarisi bir çalışanın 1.5-2 çalışanın, bir emekliye bakması ama ülkemizde bu hiçbir zaman gerçekleşmeyecek bir beklenti.

Bir emekliye karşın üç çalışan, istihdam olanakları geniş, işgücüne ihtiyaç duyulan ülkeler için geçerli bir temenni. Temenni diyoruz, çünkü böyle bir durum, özellikle son yıllarda hiçbir ülke için geçerli değil. Bir ülke düşünün ki, işsizlik rakamları her zaman çift hanelerde, yetişmiş eğitimli her üç gencinden biri işsiz, çalışanlarında büyük bir kısmı da, eğitimini aldıkları meslekleri dışında “ne iş olursa yaparım” açmazıyla karşı karşıya kalmış işgücünden oluşuyor. Böyle bir durumda hangi emekliye, hangi çalışan bakacak sormak isterim.

Kaldı ki, ücretli çalışanlar, yani işçilerin yüzde 60’ı aşan bir kısmı da asgari ücretli ya da komşu ücret alanlardan oluşuyorsa, bu işgücünün emeklilere katkısı hangi oranda olabilir ki?

Evet, ben de sizler gibi düşünüyorum. Sosyal güvenlik açığı kendimi bildim bileli ülkemizin temel sorunlardan biri olmuştur. Mesleğe ilk başladığım yıllarda da, bu konu sık sık gündeme gelirdi. Her yıl Sosyal güvenlik açığına ilişkin rakamlar açıklanır, sorunun daha da büyüyeceğine dikkat çekilir, ama hiçbir şey yapılmadan konu unutulurdu.

Bugün yaşadığımızda bundan çok farklı değil. Bir ülkede istihdamı artırmazsanız, her yıl çalışma hayatına giren yaklaşık 750 bin gencinize iş olanağı yaratmazsanız değil üç çalışanın bir emekliye bakmasını, bir süre sonra her çalışana bir emekli noktasına gelirsiniz.

Ülkemizin zaman kaybedecek bir dakikası bile yok. İnsanlarımız, yoksulluğun ve onun sebep olduğu, gelir adaletsizliğinin pençesinde, kelimenin tam anlamıyla patinaj yapıyor. Tarımdan sanayiye, dış ticaretten, iç ticarete ve hizmet sektöründe yetişmiş, bunca işgücüne sahip, başka bir ülke bulamazsınız. Ancak, bu gücümüzü harekete geçirmekten uzak, ekonomisini tamamen dışa bağımlı hale getirmiş bir Türkiye tablosuyla karşı karşıyayız.

Sadece tarım ve tarıma dayalı sanayi potansiyelimizi harekete geçirsek, hem istihdam sorunumuzu aşarız, hem de tüm dünyayı doyuracak bir güce ulaşırız. İşte öyle yıllar öncesine gitmeye gerek yok. İki yıl süre bir pandemi sürecinde tarımın ne kadar vazgeçilemez stratejik bir sektör olduğunu görmedik mi?

Çok paranızın olması bile sıkıntıları aşmanıza yetmiyor. Adam “önce kendi ülkem,  kalırsa alırsın, ama ben kaçtan istersem ona satarım işine gelirse” diyor. Yani öyle tankla tüfekle, uçakla bir yere kadar.

İşte dünyanın gelmiş olduğu nokta bu. Önce, ülke insanının karnını doyuracaksın, bunun için de istihdam yaratacaksın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Oktay Taş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.