Market bulmacası!

Kimi “Üç Harfliler” diyor kimi “indirim marketleri”. Ne adla adlandırılırsa adlandırılsın, ülkemizde market zincirlerinin sayısı her geçen gün biraz daha artıyor. Gıda perakendeciliğin yüzde 60’tan fazlasına sahip olan sektörde, mağaza sayılar artık on binlerle ifade ediliyor.

Eskiden, mahalle bakkallarımız vardı. Öyle ki ülkemizde sayıları 100 bine kadar ulaşmıştı. Şimdi sayıları artık binlerle ifade ediliyor. Mahallemizin “bakkal amcaları” günümüzde yerini zincir marketlere bıraktı. Nüfusu birkaç bin olan tüm yerleşim yerlerinde bu zincir marketlerden günümüzde birkaçını bulmak artık kimseleri şaşırtmıyor.

Yerel zincir marketlerin sayısı son 10 yılda yüzde 400’e yakın artış gösterdi. Perakende sektöründeki payları ise yüzde 80’e ulaştı. Son tahminlere göre yerel ve ulusal çaptaki 140 market zincirine ekli market sayısının 40 bini aştığı ifade ediliyor. Konuyla yakından ilgilenenler, gelecek 5 yıl içinde 13 binden fazla marketin daha kapılarını açacağını söylüyorlar.

İşte böylesine geniş ve hızla büyüyen bir sektör olan marketçilik son günlerde yine tartışma konusu olmaya başladı. Ülkemizdeki yüksek enflasyonun sebebi olarak gösterilen “zincir marketler” bu işte asla suçlarının olmadığını ifade ederek, haklı birtakım gerekçeler ileri sürüyorlar.

Türkiye Perakendeciler Federasyonu eski başkanı Ömer Düzgün, istifa etmeden yaptığı açıklamada, brüt karlarının ortalama yüzde 17 olduğunu, net olarak kendilerine kalan kar marjının ise yüzde 4 olduğunu belirtmişti.  Marketlerin yüzde 97’sinin kiralık olduğunu, yüksek kira bedellerinin yanı sıra elektrik giderleri ile altından kalkılması çok zor bir sürece girdiklerini oldukça sert bir dille ifade etmiş, söylediği sözlerle de tepki çekmişti.

Sizce de, ülkemizdeki enflasyonun sebebi bu zincir marketler olabilir mi ?

Sokağa çıksanız 100 kişiye sorsanız eminim, en az 75 kişi “yok canım” diyecektir. Gerçekten de bu zincir marketler, girdikleri rekabet sarmalı nedeniyle ,vatandaşlara olabildiğince ucuza tüketim maddesi satıyorlar. Çevrelerindeki küçük esnaflara zarar veren bu marketler, ürün çeşitliliği ile de toplumumuzun farklı farklı kesimlerine hitap ediyorlar.

Birinde alkol ve tütün satılırken, diğerinde bunların dışında gazlı içecek çeşitlerini buluyorsunuz. Birinde bulduğunuz peyniri diğerinde bulamıyorsunuz. Kiminde et ve balık reyonu var, kiminde sadece paketlenmiş tavuk. Yani herkese, toplumun her kesimine hitap ediyorlar. Bunların yanı sıra dayanıklı tüketim ve ihtiyaç maddesi ürünleri satanlar da var.

Bu marketlerin yanı sıra bir de devlete ait, kooperatif ve ofis satış mağazaları var. Buralardaki fiyatlar da farklılık gösteriyor. İkisi de devletin kuruluşu olmasına rağmen, ofisin pirincini, bulgurunu satan kooperatifte fiyatlar, ofisin ve piyasa fiyatlarının üzerinde. Yani oralarda da bir ucuzluk söz konusu değil.

Gıda enflasyonu, ne yazık ki, ülkemizde tüm kesimleri etkiliyor.  Gıda enflasyonu kontrol altına alınamadığı sürece, bırakın fiyatların gerilemesini, sabit tutmanın bile mümkün olamayacağını defalarca yazdık çizdik.

Çiftçiyi tarlaya küstürürseniz,  girdi fiyatlarını düşürmezseniz,  yani ucuza mal etmezseniz raflardaki fiyatlar nasıl düşebilir ki. Adamın bir ürünü kaça aldığı, kaça mal ettiği ve kaça sattığı ortadayken, ne yaparsanız yapın sadece vatandaşlara “bakın, enflasyonla nasıl mücadele ediyoruz” diyebilirsiniz. Bu işten, bir sonuç ortaya çıkar mı diye soracak olursanız, cevabımız koca bir “hiç” olur.

Şikayetler üzerine, yüzlerce yıl önce, padişahların denetime çıktığı Koca Osmanlıda bile, sorun çözüme kavuşmadığına göre, günümüzde müfettişlerle, zabıtalarla bu sorunu aşmak mümkün olmaz. Çare, üretmek, ucuza üretmek, ucuza tüketim merkezlerine getirmek ve ucuza vatandaşlara sunmaktır. Gerisi, hikaye !

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Oktay Taş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.