Ciao Bologna

Gitti geldi 5 sene yaşadığım ülkedir İtalya. Üniversitesinde okuduğum (Perugia), gelmiş geçmiş tüm şirketlerim Prontotour, Baracudatour, Tur Andiamo’da en çok turist götürüp getirdiğim ülkedir. Pandemiden bu yana ayak basmadım. İnsan özlüyor yahu. Burası, yani Bologna İtalya’nın gastronomi başkentidir. En iyi şaraplar, en güzel balzamik sirke ve peynirin has’ı bu bölgede yapılır. Ayrıca otomotiv ve motosiklet sektörü de gelişmiştir.

Buraların dar sokaklarını, yüz yıllık binalarını, müzelerini, şarküterilerini, Restoranlarını, Lokanda’larını (bizdeki Lokanta ismi buradan gelir), taze, el yapımı makarnalarını, incecik çıtır Pizza’larını, bir Cafe’de oturup gelen geçen şık, özgüvenli kadınlarını, çok iyi giyinen işine koşuşturan İtalyan işadamlarını, dükkanlarını, vızır vızır geçen rengarenk Vespa motorlarını, İtalyanca konuşmayı… Velhasıl, özlemişim İtalya’yı. 

TÜRKİYE’YE GİZLİ SANSÜR

Olta atmaya gittim İtalya’ya, acaba bir-iki turist getirebilir miyim diye. Halen kontakta olduğum birkaç meslektaşıma uğradım. Ama durum umutsuz. Tur operatörleri ve seyahat acentaları ne web sitelerine ne de vitrinlerine Türkiye’yi koymuyorlar. Ne o? Kadın, İnsan ve Hayvan hakları ihlal ediliyormuş. İyi de kardeşim sen de benim para kazanma hakkımı ihlal ediyorsun. Senelerdir yazılı olmayan bir yasak söz konusu. Nerede o 600-700 bin İtalyan turistin geldiği günler. Gelenler hep münferit veya gizli, kulaktan kulağa reklam sayesinde gelenler.

Gelelim gözlemlerime;

Elektrikli Scooter şirketlerine yasak var ama kiralık elektrikli bisiklet moda. İtalya’da senelerdir Trafiğe çözüm motosiklet ve bisiklettir. Her yerde park ve geçiş üstünlüğü onlardadır. Caddelerde, sokak başlarında onlar için park yerleri ayrılmıştır. Bir motorcu olarak çok mutlu olduğum bir durum bu. Darısı başımıza.

Burada da hayat pahalılaşmış, öyle köşe başı 10-15 Euro’ya her şey dahil Çin restoranları pek kalmamış. Göçler meyvesini vermiş. Afrika kökenli ama ana dili İtalyanca olan çok kişi gördüm. Artık 2. nesil göçmenler sosyal hayatın içindeler. Ancak yaşlılar hala yabancılarla, özellikle siyahilerle arkadaşlıkları yadırgıyor, bakışları ile hatta laf atarak bu insanları taciz ediyorlar.

Yine gözüme çarpan bir değişiklikten bahsetmeliyim; Avrupa ve İtalya’nın kuzeyinde alışıktım ama pandemiden sonra artık Bologna’da da gece 10’dan sonra hayat durma noktasına gelmiş. İtalyanlar çok sigara içen bir toplumdur, daha çok içenlere “Türk gibi sigara içiyorsun” diyerek alay ederler. Sigara içenlerde azalma var ama baktım, genç yaşlı herkes elektronik sigara içiyor.

BİZ BİZE YETERİZ

Turizmin ilk patladığı yıllarda, yabancı kızlar İtalyan erkekleri ile arkadaş olur, İtalyan kızlar bu duruma çok kızarlardı. Son 15-20 yılda, Avrupa Birliğine giren eski doğu bloğu Yugoslav, Romen, Arnavutluk, Macar, Çek, Bulgaristan gibi ülkelerin erkekleri ve mülteciler İtalya’ya çalışmaya gelip, dil öğrenip, üst başı da düzeltince, bu kez İtalyan erkekleri için İtalyan kızları az bulunur oldu. Etme bulma dünyası işte. Belki de bu nedenle buralarda yer-gök rengarenk (LGBT). Artık, kızları boş verdik, “biz bize yeteriz” mi diyorlar ne?

Makarna pizza makarna pizza, nereye kadar?

Gastronomi turizmi derneği olarak, biz birçok ülkede etkinlikler düzenleyerek Türk Gastronomisini tanıttık. İtalya dahil birçok ülkeyi Türkiye’de ağırladık. Buna mukabil biz de Türk gastronomisini İtalya’da tanıtalım istedik. Ancak İtalyanlar bir senedir işi yokuşa sürüyorlar. Yok o ürün İtalya’da var getiremezsin, yok bu ürünün tahlili lazım vs derken yordular bizi. Oysa biz onların tanıtımları için kaç defa ücret almadan otellerimizi, salonlarımızı açtık. Söyletiyorlar beni; İtalyan Mutfağıymış… Makarna pizza makarna pizza makarna pizza, nereye kadar? der, kızdırırım J .

İlginç Not-1; Tüm seyahat kitaplarında zaten yazıyor ama burada bindiğimiz hemen her taksi şoförü “Türkiye’de taksiciler turist dolandırıyorlarmış, doğru mu? diye biz Türklere sormaya başladılar. Evet, diyorum. Ardından, Sizi de dolandırıyorlar mı? diye soruyorlar. Bir binebilsek anlayacağız ama...

Not-2; Balık tezgahları bizim çiftlik balıklarıyla dolu. Burada bizim meşhur çiftlik Levreğini, Çipurasını “Yunan balığı” diye satıyorlar. Gözlerinden tanırım.

Burada geçirdiğimiz 3 gün, hasretimize doyamadan, çarçabuk bitti. Avrupa’da tekrar tekrar gelmekten mutluluk duyduğum 2 ülke vardır. Biri İtalya diğeri İspanya. Gerisi, dilleri farklı olan birbirinin kopyası renksiz, tatsız, ruhsuz şehirler. Bir sonraki seyahatime kadar.

Arrivederci Italia.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cem Polatoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Abdulkadir Ateş - Sayın Polat oğlu, güzel yazılarınızı için teşekkürler.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 03 Aralık 12:38