Yoluna güller dökülesi öğretmen

Öğretmen çevresini aydınlatan, örnek alınan, alınması gerekendir. Dünde öyle görülürdü bugün ve yarınlarda da öyle görülmeli. Emanet ettiğimiz tertemiz sayfa geleceklerimizi kutlu defter haline dönüştürürler, dönüştürmelidirler. Her grup içinde olduğu gibi bunların içlerinde de yaramazlık yapanlar çıkabilir, önemli olan onların sayısının az olmasıdır.

Dün öğretmenlere, zaman zaman ölçüsü kaçan “eti senin kemiği benim” mantığı ile çocuklar teslim edilir ve sonsuz güven duyulurdu. Anadolu’da dönemin kızlarının sık söylediği “Öğretmene varamadım, naylon çorap giyemedim” diye başlayan türkü öğretmene duyulan güven ve hayranlığın belirtisiydi. Şimdide belki “ Öğretmen alamadım, hayatımı düzene koyamadım”  diye başlayan bir türküyü de ortaya çıkarmanın zamanı gelmiştir..

Zaman değişti, çağ değişti, düşünce sistematiği değişti. Çocuklar artık özgür! Yetişmeye başladı! Sınıfta ders anında cep telefonlu şakalar yapılmakta, şaka sırasında farkında olan öğretmenin sözlü ve fiili ikazına ailelerin “ yazık günah, çocuğumu ne zorluklarla büyüttüm, arkadaşlarının yanında nasıl tokat vurursun, nasıl azarlarsın” tepkisi görünmeye başladı.

Düşünme melekelerimi çalıştırdığım günden bu tarafa dengeye âşık olduğumu söyleyebilirim. Despot öğretmene de, alay edilen öğretmene de karşıyım. Kabulcü öğrenciye de, özgürlük adına çizgileri darmadağınık eden gence de sıcak bakmıyorum.

Böyle olmamızın ana sebebi toplumların yeni döneme geçişlerini bilinçli yapmamalarından kaynaklı olduğunu biliyorum. Tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş yapan Türk insanının hazırlıksız geçtiğini, iki toplum arasındaki önemli farklılıkları algılayamadıklarını, yeni düşünce atmosferine geçiş yaparken farklılıkların fark edilmemesinden doğan incelikleri kavrayamadıkları için yapılan hataları biliyorum. Şimdilerde bilim ve internet dönemine hazırlıksız girdik. Yani beynimize, aklımıza değil gözümüze ve kulağımıza söylenen ve gösterilenlere inanıp “ya sustuk, ya coştuk” orta noktayı dengeyi bulamadık.

Dün hocanın falaka dayağına ses çıkarılmadı. Daha sonra tahta pergel ve ya cetvelle öğrenci döven öğretmene sesimiz çıkmazken, şimdi haklıda olsa öğretmenin kulak çekmesine özgürlük var diye sözlü ve fiili tepki   gösteriyoruz. Kısaca yine aynı noktadayız. Zamanında koyacağımızı tepki veya sevgi hamlesini yapamıyoruz. Orta noktayı ve dengeyi bulmakta zorluk çekiyoruz.

Toplum olarak Siyah-Beyaz seçenekleri kararlılığı içindeyiz. Siyah ve beyazın karışımından gri rengin üretildiğinin farkında değiliz. Bilmiyoruz da kabullenmiyoruz da.

Öğretmenler yarınlarımıza meşale tutma görevi olan değerlerimizdir. Değerlerimiz olan öğretmene gerekli ilgi, saygı ve sevgi gösterilmesi toplumumuzun bilinç seviyesini gösterir.

Öğrencisini çağlar üzerinde gezdirerek yeniçağa hazırlamak önemlidir hazırlayanda saygıya layıktır. Hazırlayanı rahatlatmak için aydınlatacağı öğrencileri, çocuklarımızı toplumun genel kural ve kaidelerini öğretmede ana görev ebeveynlerdedir.

Üzerine bastırmayan, üzerine basılmasına izin vermeyen, ama bir o kadarda kurallara uyarak kimsenin üzerine basmayan, öğretene saygı duyan öğrencilerin yetişmesi bizlerin   seviyesini gösterir.

Selam vatanına, milletine ve bilime yakın öğrenci yetiştiren Öğretmen’ e, selam milletinin yarınları için çalışan öğrencilere…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fuat Yılmazer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.