Nasıl yani!

Çoğunluk yazımda mutlaka Türk’ten, Türklükten, Türk’ün sorunlarından bahsederim. Genelde de Türk’ün uygulamada ki eksikliklerinden hatalarından söz ederim, haddim olmayarak. Bunda farklı bir düşünce yoktur, tek amacım kimliğimin sahibi ve âşık olduğum milletimin fertlerinin yapacağı eksik davranışlarının ve davranışlarımın en aza indirgenmesine yardımcı olmaktır.

Tenkit, araştırma, irdeleme yapılmadan tespit yapılmayacağına da inanlardanım. Mensubu olmakla onur ve gurur duyduğum Türk milletinin başarılı ve büyük olması her Türk gibi beni de onurlandırır, gururlandırır.

Milletimiz dünyanın en eski milletlerinden biridir. Bu sadece siyasi açıdan değil, kültür, medeniyet açısından da böyledir. Tarih sahnesinde bulunduğu zaman diliminden başlayarak günümüze kadar ki geçen sürede tarihçilerimizin bizlere aktardığı bilgilere göre 150-180 arası devlet kurmuşlardır.

Bu yüksek miktarı ihtiva eden sayı bize neyi anlatır. Önce belirtelim ki, bu sonuç bize Türklerin çok teşkilatçı millet olduklarını, her boyun kendilerine has devlet kurduğunu veya bir araya gelen grubun devlet kurma özelliği taşıdığını açıklar. Bir başka özellikleri de aralarından devlet kuracak kadar becerikli kişiler veya önderler yetiştirmesidir.

Bir başka benim dikkatimi çeken özellikleri ise yüksek sayıda devlet kurduklarına göre devlet kaybetmede de veya kurdukları devletin yıkılması yönün de de mahirdirler. İşte bu sonucun nedenini niçinini, nasıl normale dönüştürüleceğini aydınlarımız araştırmalı, sonuçları tespit edip sebebi, sonucu ile beraber her şeyi açıklıkla millete anlatmalıdır. Kendimizi tanımamız açısından çok önemlidir.

Bir şey var ediliyorsa onu var eden olduğu gibi var edilen şeyde yok ediliyorsa onu yok edenlerde vardır.  Bu araştırma soyumuz hakkında önemli tespitleri getirecektir. Araştırmadan, tenkit etmeden doğruya ulaşmak mümkün olmaz.

Gaspıralı’nın “dil de, fikir de, işte birlik” sözünün o söylemeden çok önceleri sözün içeriğine uyarak devletler kurmuşuz lakin görünüşe göre çabuk unutup kurduğumuz devletlerin yıkılmasına sebep olmuşuz veya pasif kalmışız.

Türklerde bir şeyler kurmak çok hoş olmalı. Türkiye’de de buna uygun olmasa da ona benzer bazı durumlar var. Dünyada en fazla siyasi parti kurulan ve kapatılan veya atıl kalan ülke yoktur. Siyasi parti kurmak serbest ve basittir. Önemli şartı yoktur.    Aklına gelen biri yanına kimliğinden yararlanacağı 40 kişi bulduğu zaman siyasi parti kurar. Parti aktif mi pasif mi, amacı devlete millete hizmet etmek mi sorgulaması olmaz. Haberlerde bir partinin binasında kumarhane işletenine birkaç defa baskın      yapılmış ama kapatma gibi bir yaptırım uygulanmamıştır. Seçimlere katılma zorunluluğu yoktur. Yöneten kişi isteyene kadar adı hayatta kalır veya fesih edilir. Anayasal suç işleyene kadar ne kadar kirlilik yaparsa yapsın dokunulamaz.

Türkiye de kayıtlarda adı olan ama kuranlarının dahi hatırlamadığı siyasi partiler vardır. Sistem bunlara dokundurtmamaktadır.

Bunlara bakarak acaba millet olarak çoğalmayı üremeyi kaliteli çoğalmaktan önde mi tutuyoruz. Acaba diye düşünüyorum!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fuat Yılmazer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.