Aydınlıkla karanlığın savaşı

Batı’da uygarlığın üç döneminin, Düşüncede Rönesans, Dinde Reform ve Endüstri’de Revolution – Devrim -in gerçekleşmesi kolay olmadı. Daima aydınlıkla karanlığın çatışması kendini bir gerçek olarak gösterdi. Savaşlar oldu. Çok kanlı kavgalar oldu. Ölümler oldu. Bu tarihsel gelişim içinde, Batı Aklı öne çıkararak, uzlaşmacı bir yol buldu. Din kişinin göğsüne indi. Kişi ile Tanrı arasındaki aracılar azaldı, hatta yok oldu. En önemlisi, onların siyasi kararların alınması ve uygulamasındaki etkisi en aza indi. Laik düzen geldi. Böylece hür düşünme ve düşünceleri her türlü araçla ifade etme özgürlüğü doğdu ve gelişti. Halkın, halk tarafından, halk için yönetimi olan demokrasi ve onun kurumları oluştu. Batı bunları gerçekleştirdi. Bunlar oluşurken de ekonomik gelişme sağlandı. Refah arttı. Karanlık yenik düştü.

Arap İslam dünyasında da 700’lü ve 1000’li yıllar arasında Aydınlık Karanlığı yendi. Bir altın devir yaşandı. Kur’an ve Hz Muhammed’in sünneti, hadisleri İslam’da bir Altın Çağ’ın yaşanmasına engel olmadı.  Aksine onun destekçisi oldu. Yaşam ve yorumlar bu yönde idi.

Gazali’nin vahyi temel alan, pozitif bilimleri ve felsefeyi reddeden görüşleri, İbn-i Rüşt’ün görüşlerine tercih edilince İslam’da ve daha sonra İslam’ı bayrak yapan Türklerde akıl yenildi; İnanç öne çıktı. Din her şeye egemen oldu. Sünni İslam,  katı kuralları, dogmaları, hurafeleri ve aldığı Arap gelenekleriyle hayatın bütün kesimlerinde etkin oldu. Aklın, dolayısıyla, bilimin önemini azaldı, neredeyse yok oldu. Bir Sünni din bilgini, bir matematik profesöründen çok yukarı düzeyde kabul görmeye başladı.  Bu Aydınlıkla Karanlığın bin yıldan önce başlayan ve hala devam eden savaşı idi. 

Sn. Prof. Dr. İsa Eşme’nin deyimi ile “Bu kavga, resmi yasaklayan anlayışa rağmen ilk kez kendi portresini yaptıran Fatih Sultan Mehmet’le onun resmini günah diye kaldıran oğlu II. Bayezid’in kavgasıdır. Bu kavga, dönemin en modern rasathanesini yapan Takiyüddin ile rasathaneyi, günah sayarak bombalatan Kadızadelerin kavgasıdır. Türkiye’de modern eğitimin öncülerinden Şemsi Efendi ile onun Selanik’te açtığı okuluna baskın düzenleyerek, “Gavur icadı” olarak gördükleri ders araçlarını sokaklara fırlatanların kavgasıdır. Bu kavga,  Tanzimat’la başlatılan çağdaşlaşma sürecini devam ettiren irade ile bu iradeye başkaldırı olan 31 Mart olayını başlatan Derviş Vahdettin gurubunun kavgasıdır. Bu kavga, Kurtuluş Savaşı’nın önderi Mustafa Kemal Paşa ile emperyalist güçlerle işbirliği içindeki Damat Feritlerin, Gazi’ye ölüm fetvası veren Şeyhülislam Mustafa Sabri ile Gazi’nin sağındaki Ankara müftüsü Börekçizade’nin kavgasıdır. Bu kavga, Osmanlı’nın küllerinden çağdaş bir ülke yaratmak üzere Cumhuriyet’i kuran ve devrimleri gerçekleştiren Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile karşı devrimcilerin kavgasıdır. Bu kavga, Cumhuriyetten yana olanlarla hilafet ve hanedan taraftarlarının kavgasıdır. Bu kavga, Menemen’de katledilen Kubilay ile onu katleden Derviş Mehmetlerin kavgasıdır. Bu kavga, “Hayatta en hakiki yol göstericinin bilim ve akıl” olduğuna inananlarla, kurtuluşu akıl dışı yollarda, şeyhlerde ve şıhlarda arayanların kavgasıdır. Bu kavga, “Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” kuşak yetiştirmek isteyenlerle, itaatkar kullar yetiştirmek isteyenlerin kavgasıdır.”

Bu kavga, bu savaş Aydınlıkla Karanlığın kavgası, savaşıdır. Ve devam etmektedir. Türkiye’ye bu savaşı Aydınlığın kazanması için yeni bir Atatürk gelmeyecektir. Bütün sorunların çözümü için Samuel Beckett’in Godo’yu Beklerken isimli oyununda beklenen Godot hiç gelmeyecektir. Ancak Aydınlığı kendi başlarına savunanlar bu savaşı kazanabilecektir. Unutulmamalıdır ki Karanlık çok kuvvetlidir ve tarihte, Aydınlık gibi, büyük başarılar, hatta daha çok başarılar elde etmiştir. Fakat sonunda hep Aydınlık galip gelmiştir.       

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Güran Tatlıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.