Kendimizi de sorgulamamız gerekmez mi?

Çoğunluğumuz Türklüğü ile övünür gurur duyar. Mensubu olmaktan Tanrı’ya şükrettiğim milletimle onur ve gurur duyuyorum.

Türk milletinin tarihi maddi ve manevi, anlamda büyüklük ve yüceliklerle doludur. Adaletlidir, merhametlidir, kahramandır, yiğittir, maddi anlamda hiçbir şeyden korkmaz, yılmaz, ölümün üzerine bilerek, isteyerek gülerek giden bir başka millet yoktur.

Bu söylenenlerin, hatta unutulan bilgi ve özellikler çok fazladır ve hepsi de doğrudur. En azından inancımız, inancım o dur.

Tarihin en adil milletidir. Tebaası olan çeşitli toplumlara adaleti, eşitliği, saygı ve sevgiyi uygulamıştır. Tebaamızdaki toplumlara kendilerinden fazla sevgi ve hürmet göstermişiz. İçimizde Türk insanından fazla rağbet ve destek görmüşler.

Devlet olarak tarihçilerin söylediğine göre on altı devlet kurulmuştur.

Zaman gelmiş cihana hükmetmişiz, dünya coğrafyasının önemli bir yüzölçümüne hükmetmiş nizam vermişiz.

Bu ve bunun gibi göğsümüzü kabartan artılarımız var.

Bunlar mutlu eden övünülecek bilgiler.

Ama yine de kendimize sormamız gereken sorular var.

Neden on altı gibi, sayısı yüksek devlet kurmuşuz?

Adı bilinen veya bilinmeyen irili ufaklı, imparatorluklar da dâhil devletlerimiz neden yıkılmış?

Kim yıkmış?

Devlet sayısının fazlalığı övünülecek sonuç mudur?

Ya da düşünülmesi gereken bir konu mudur?

Bu konuların önemli noktasında bilinç sorunumuz mu var?

Olumlu veya olumsuz durumlarımız milli ve manevi inanç ve iman eksikliğinden mi kaynaklı?

Olumlu veya olumsuz sonuçlarda akıl kullanıp kullanmamanın etkisi var mı?

Bu gibi sorular kendimize sorulması gereken sorular diye düşünüyorum. Dönem dönem akıl kullanma çizgisi takip edilse de cehalet çizgisinde yürüdüğümüz zamanlarda çoktur.

Kültürün, dilin, törenin, milletin yani milleti millet yapan özellikleri ve erdemleri öğrenip bilinçlenmedikçe başarılı olmak ve başarıyı sürdürmek zordur. Bilinçsiz toplum aklını kullanmayan toplumdur. Aklını kullanmayan toplumda hurafelerle gerçek olmayanlarla uğraşır. Cahil toplum kelimelere takılır. Ağaca çaput bağlamak kutsaldır. Evden sağ ayakla adım atmak uğur getirir.

Araştırmadan, soruşturmadan telkin yoluyla verilenlere kabulümüzdür sorgulanmaz. Peygamberler kutsaldır önemlidir. Çünkü Allah’ın insanlara yol gösterici olarak seçtikleri özel insanlardır. Ama peygamberlerin yedi göbek sonrası kutsanmış mıdır?

Tüm insanlık içlerinde bizde dâhil aklı kullanmamanın cezasını çektik çekiyoruz. Tabi bize göre önemli olan biz olduğumuz için ona dikkat etmemiz gerekir.

Yabancı futbolcu alıyoruz. Hatta Türk vatandaşlığı verip milli takımlarda oynatıyoruz futbolcunun işi bitip evine dönerken bile Türkçe konuşmuyor, kendi dilini konuşuyor. Öyle saygılı insanlarız ki o futbolcu Türkiye’de rahat etsin diye yanına tercüman bile koyuyoruz.

Biz de yabancıya giden oyuncumuz da karşı tarafa o kadar hürmetli ki gitmeden o ülkenin dil kursunda kendini buluyor.

Kötü bir şey mi? Hayır, ama önce kendini tanımak, kendinle ilgili bilinç sahibi olmak gerekir diye düşünüyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fuat Yılmazer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.