Sağlıkta kan kaybı sürüyor!

Bir dönem sağlık alanında yapılan başarılı işler ve yenilikler, AK Parti’ye seçim kazandıran hizmetlerin arasında önemli bir yer tutuyordu. Hastanelerde kuyrukların kaldırılması, ilaca erişimde yaşanan rahatlıklar, hastanelerin modern cihazlarla donatılması çok önemli gelişmelerdi. O dönemlerde -dikkat ederseniz o dönemler diyoruz- Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere, bu işleri gerçekleştirenler verilen hizmetlerden övgüyle bahsediyorlardı.
Bu güzel gelişmeler ne yazık ki, son yıllarda yerini “dijital kuyruklara” ve de aylar sonrasına verilen randevulara bıraktı. Sağlık alanına “dijital kuyruk” kavramının girmesiyle birlikte sektörde sürekli ertelenen sorunlar da bir bir patlamaya başladı.
Sektörde, yetişmiş, tam hizmet vereceği, en verimli çağındaki doktorların başka ülkelere gidiyor olması en önemli ve ilk sorun olarak karşımıza çıkıyor. Son yıllarda, hastanelerde, polikliniklerde saldırıya uğrayan, hayatını kaybeden doktorlara şahit olmaya başladık. Doktoru, hemşiresi, sağlık elemanı, ambulans şoförü, kapıdaki güvenlik görevlisi yani kısacası tüm sağlık elemanları yoğun bir şiddet baskısı altındalar. Hepsi, akşam, eve saldırıya uğramadan dönebilecek miyim endişesiyle göreve geliyorlar. Bunun yanında, verilen sözlerin yerine getirilmemesi de ayrı bir sorun.
Sağlık personelinin başta özlük hakları olmak üzere, ücret ve diğer ödemeleri yapılmıyor. Yapılacağına ilişkin sözler de çok kısa sürede unutuluyor. Hayat güvencesi olmayan, köle düzeninde bir çalışma sistemine maruz kalan, beklediği ücretin de altında bir paraya çalışmak zorunda kalan doktorlar çareyi yurtdışına gitmekte buluyor. Bu yılın ilk altı ayında, yurtdışına giden doktor ve diğer sağlık elemanları sayısı, geçen yılın tamamına ulaşmış durumda. Yılsonunda bu sayının üç binleri aşacağı ifade ediliyor ki bu çok acı.
Geçtiğimiz günlerde, eşimi şehir hastanesine götürdüm. Doktorlar, yapılan tetkikler sonucu ameliyat olması gerektiğini söylediler. Tamam “başa gelen çekilir, ameliyat gerekiyorsa yapalım o zaman” dedik ama, bize “1-1.5 yıl sonra ancak sıra gelir, siz daha küçük yerlere gidin bu ameliyatınızı olun” dediler.
Şimdi, siz olsanız, o kocaman hastaneye bakıp, aylar sonrasına gün verilmesini nasıl karşılarsınız?
Elbette ki, bu bizim yaşadığımız sorunu, pek çok hasta ve hasta yakını da yaşıyor. Çünkü, hastanelerimizde, her bölümde onlarca muayene odası var ama, yarısından çoğu boş, çünkü hastaya bakacak doktor yok. O zaman akla şu soru geliyor. Madem ki bu odaları dolduracak kadar doktorunuz yok o zaman bu kadar görkemli binalara neden ihtiyaç duyuyorsunuz?
Yazımızın başında da belirttik, AK Parti’ye bir dönem oy kazandıran “sağlık politikası” artık son yaşananlarla birlikte “oy kaybettirmeye” başladı. Kapatılan hastaneler, onların yerine açılan hastanelere ulaşım zorlukları, vatandaşların sağlık hizmetlerine ulaşamaması, ulaşanların da yeterli tedaviyi görememesi ne yazık ki AK Parti’ye oy kaybettiriyor. Bunu bizzat, hastane köşelerinde, hastane bahçelerinde günlerini geçiren hastalar ve hasta yakınlarının ağzından duydum. Bakın Ankara’da açılacağı aylar öncesinden duyurulan ikinci şehir hastanesi henüz tamamlanamadı. Tamamlanan kısımlarda da sağlık personeli sıkıntısı had safhada. Kapatılan hastanelerin sağlık personelleri de eğer yurtdışına gitmediyse, an itibariyle başka hastanelerde görev yapıyorlar.
Sağlık sistemimiz kan kaybetmeye devam ediyor. Öyle, “stajyer hekimlerle, sağlık sistemini ayakta tutarız, hastalarımıza bakarız mantığı” iflas etmiş durumda. Dışarıdan ithal hekimlerle de bu sorun aşılamaz. Öncelikle dil uyumu, hastaların o hekimlere güvenmeleri de birkaç günde halledilecek mesele değil.
Gelelim sadede, sağlık sisteminde reform artık kaçınılmaz hale gelmiştir. Bunu nasıl yapacağını ve ne zaman yapacağını iyi anlatanlar sandıkta 1-0 öne geçer. Bizden bir hatırlatma.
Son bir not, sağlık sektörünün bir diğer önemli ayağı olan ilaç temininde yaşanan sorunları unutmuş değiliz. O da ayrı bir yazı konusu, ona da temas edeceğiz mutlaka.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Oktay Taş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.