Türklerin dostlarına komşularına karşı incelikleri

İslam dinlerin en son geleni ve mükemmelidir. İslam peygamberi de son peygamberdir. Türklerin İslam’i kuralları uygulayış şekilleri düzgündür. Yalancı aldatıcı değil samimi, onur kırıcı değil okşayıcıdır.
Bununla ilgili Anadolu’muzda geçen iki olay ne kadar zarif bir yardımseverlik ve sadakat duyguları tespitidir.
Maddi durumu yerinde olan bir Türk ailesi evlerinin bahçesinde mangal keyfi yapmaktadır. Et kokusu etrafı kaplamıştır. Bahçe duvarı ortak olduğu komşusu da bahçede bir şeylerle meşguldür.
Mangal yapılan evin annesi komşusunu görür, seslenir.
-Komşu misafir torunumun bahçendeki eriklerden canı çekmiş, biraz erik verir misin? Komşu;
- Tabi Hatice abla sözümü olur der ve bir tabak erik doldurur verir.
Torun; -Babaanne ben ne zaman erik istedim?
Babaanne cevap vermez erikleri bir yere boşaltır. Pişirilen etlerden tabağa doldurur ve komşuya duvardan uzatır. Torununu bir kenara çeker ve nedenini anlatır.
Torun tatmin olmaz ve
- Eriği istemeden ve benim adımı söylemeden verseydin ya eti der.
Babaanne; - Öyle olmaz kızım, Türkler muhatabını ezmeden, küçük görmeden, küçük düşürmeden, yaralamadan, yaptığı yardımı göze sokmadan yapar. Yaptığın yardımın çevre farkında olursa hiçbir kıymeti kalmaz yapılanların. Karşılıklı bir şeyler almış vermiş gibi olmalı ki karşındaki üzülmemeli ezilmemeli.
Ne asil bir düşünce…
Bir başka örnek.
“Baba evdeki danayı adağı olduğu için keser. Komşulara, dostlara davet verir. Etini kavurmaya hazırlanırken kızına seslenir;
-Kızım dostlara, komşulara haber ver buyursunlar et yesinler.
Akıllı kız, peki baba der ve yüksek bir yere çıkar bağırmaya başlar;
-Komşular, dostlar evimizde yangın çıktı, ahali yetişin yangını söndürmeye yardım edin…
Birkaç dakika içinde kızın sesini duyanlardan bir grup insan yangın söndürmek için eve koşarlar. Komşuların ve akrabaların bir kısmı hiçbir şey duymamış gibi tepkisiziz kalırlar.
Yardıma gelenler etten yerler ve birer parçada evlerine götürmek için ikramda bulunulur.
Olaylar karşısında baba şaşkın;
-Kızım gelen adamları tanımam, yakınlığım da yok. Neden yangın var diye bağırdın, benim dediğimin tersini neden yaptın?
Kızın gözleri dolu doludur.
-Sesimizi duyup ta yangın söndürmeğe gelmeyenler bizi yangına terk edenlerdir baba. Bize dost, akraba değillermiş demek ki. Bu adamlarmış hak edenler.
Sonuç: Felaket anında yanınızda olmayanlar, dost, akraba ve aileden olamazlar. Bunlar yüzünüze gülen arkanızdan kuyu kazacak kadar kara yürekli olanlardır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fuat Yılmazer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.