Göz bebeği insan ve farkındalık

İnsan, Tanrının evrende akıl ve irade gücü vererek yarattığı bir varlıktır. İnsan, Tanrıya ve tanrının emirlerine karşı sorumludur ama bir o kadar özgürdür. Çünkü kendisine verilen akıl, irade ve muhakeme gücünü istediği gibi kullanmak hürriyeti verilmiştir.

Hz. Ali’nin insanın önemini ve özelliğini vurgulayan güzel sözlerine izafeten İbrahim Hakkı; “Cün cisminle sığmışsın cihana sanma ki tensin,

Gönülden içre gel kim cihanın canı sensin.” Diyerek bu güzel varlığın güzelliğindenü, öneminden, yaratılanın en şereflisi olduğunu hatırlatmıştır.

Yaratılanın en şereflisi, yaratılış özelliğini, gayesini ve görevini yapabildiği sürece varlık âleminde çok çok önemli durumdadır.

Dr. Abraham Maslow insan için; “İnsanlar ve yaptıkları işler arasında inanılmaz güzel bir eşleşme vardır. Tıpkı kilit ile onun anahtarı veya orkestradaki şarkıyı yöneten ile enstrümanları çalanların uyumu gibi.” Der.

Bu kadar özelikle donatılmış insan, keyif verici bir şey içmiş gibi yalpalaması çoğalmaya başladı. Bu durum Tanrı tarafından verilen özelliklerin farkındalığının bilinçli bir şekilde yaşanmadığını gösteriyor.

Bir taraftan “erik dalı gevrek olur” türküsünün ritmine vücudunu ve beynini kaptırırken, insan, insanlık ve kimliğinle ilgili özelliklere kayıtsız kalmak yalpalamanın sonucu olarak ortaya çıkıyor.

Aslında yaşamda tüm yazılanların ve yazılmayanların hepsi var. Olmalıdır da! Olacak da. İnsan duyguları olan acıyı, tatlıyı, iyiyi kötüyü, hüznü eğlenceyi bilen bir canlı. Verilen duyguların tatmini de gerekli.

Yaşamda bunlarında olduğunu, olacağını Tanrı bildiriyor. Bunları bilmesi için de akıl irade gücü vermiş. Onun için sevgi, saygı, nefret, iyilik, kötülük, evet, hayır duygularını da yaşamın farkına varılsın diye insanlığının tercihine vermiş.

Evreni yaratırken insanı farklılıklarla donatmasının sebebi ve önemi de bundandır.

İbn Arabi; “Göz bebeği göz için neyse, insan da Allah için odur” der. 

Burada önemli olan insanın kendine bahşedilmiş özelliklerinin ve yaratılış gayelerinin farkında olması ve ona uygun davranmasıdır.

Kendine emanet edilen akıl, irade ve tercih gücünü yerli yerinde kullanabilmesidir.

İnsan:  Nasıl? Neden? Ne zaman? Gibi sorularla barışık ve kullanabilen olmalıdır.

İnsan özelliklerine bağlı kalarak kendilerini sorgulayabilmeli, yenileye bilmeli, ailesi ve milleti için kendisine verilen     farklılıkları kullanmalıdır.

Hayatın her döneminin erik dalı olmadığının farkında olunması dileği ile…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fuat Yılmazer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.