Kış düşündürüyor!

İçinde bulunduğumuz yılın yarıdan fazlasını tükettik. 2023’e de öyle sanıldığı kadar çok zaman yok. Ağustos bittikten sonra kış telaşını yaşamaya başlayacağız.

Son bahar aylarında önce okul telaşı başlayacak, sonra da kışı nasıl ve hangi şartlar altında geçireceğimize ilişkin düşünceler kafamızın içinde dolaşmaya başlayacak.

Şimdi günler uzun elektrik yakmıyoruz, havalar sıcak doğal gazdan mümkün olduğu kadar uzak duruyoruz. Ancak, ekim ayından sonra akşam saat 16’yı gösterdiğinde elektrik düğmesine basacağız. Kasım ayında en iyi hesapla kasım ortasına kadar idare edebilirsek sonrasında doğal gazın vanalarını açacağız.

 Hele evde küçük çocuk, ya da yaşlılar varsa ekim 15 dedi mi kaloriferler yanmaya başlayacak.

Yaz ayları boyunca, bir yandan doğal gaza, öte yandan elektriğe hissettirmeden, çaktırmadan ufak ufak ayar verildi. Geçtiğimiz kış, 500-600 liraya şöyle böyle ısıtabildiğimiz evi bu kış belki bin liraya ısıtacağız.

Elektrik üreten doğal gaz santrallerine verilen gaza da bir hayli zam yapıldı. Evler, fabrikalar ve ticaret haneler şimdilik bu zamlardan muaf tutuldular. İyi güzel de,  elektrik üreticileri doğal gaza yapılan zamları ceplerinden karşılamayacaklarına göre, bu faturayı kim ödeyecek?

Evet doğru bildiniz. Bu faturaya biz vatandaşlar ödeyecek. Doğal gaza yapılan zamların, elektrik tüketim fiyatları üzerindeki etkisi de bir hayli büyük olacak. Zaten, gıdaya yeterince ulaşamayan, evdeki tencereyi kaynatamaya çok sayıdaki dar gelirli hane de bu olumsuz tablodan çok daha ağır etkilenecek.

Resmi rakamlara göre, gıda yaşadığımız enflasyon üç haneli rakamlara ulaştı. Ancak sokaktaki vatandaş, aylardır üç haneli gıda enflasyonunun altında inim inim inliyor. Proteinden yararlanamayan, et, yumurta yiyemeyen, süt içemeyen bir nesil yetişiyor. Tamamı karbonhidratla beslenen  bu çocuklardan gelecek günlerde ne bekleyebiliriz durup düşünmekte yarar var.

Şimdi diyeceksiniz ki, “karınlarını güç bela doyuruyoruz, bunu bulduğumuza şükrediyoruz, sen ne den bahsediyorsun”. Evet üzgünüm ama haklısınız. Yatağa aç giren çocukların sayısının milyonlara ulaştığı bir ülkede “çocuklarımız proteine ulaşamıyorlar” demek gerçekte yürek acıtıcı.

Yeterince beslenemeyen, sağlıklı nesiller yetiştiremediğimiz sürece, eğitim hayatından da başarı beklemek bir hayalden öte anlam taşımıyor. Birkaç çocuğumuz gösterdiği başarıyla övünerek bunu toplumun tümüne mal ederek, insanları daha ne kadar avutabiliriz ki.

Geçinmeye, yaşamaya muhtaç aile sayısının dört milyonu aştığı bir ülkede “başarılıyız” diye övünmek gerçekte aklın alacağı bir iş değil. Oysa, geçinmeye, yaşamaya muhtaç aile sayısının dört milyonlardan üç-beş bin haneye indirmek övünç meselemiz olmalı. Ayda bin altı yüz lira ile geçim etmeye çalışan insanlarımıza ne kadar ağır bir kışın geldiğini anlatmak mümkün mü?

Değil elbette, onlar bugün ne yaşıyorlarsa yarın da onu yaşayacaklarını biliyorlar. Kışın kuracakları derme-çatma sobalarında yakacakları odunu sokak sokak dolaşıp toplayarak kendilerince kışa hazırlık yapıyorlar.  

Kış daha şimdiden kara kara düşündürüyor. Gazıyla, elektriğiyle, beslenmesiyle, ulaşımıyla, eğitimiyle kısacası tüm hayat koşullarıyla insanlarımızı kara kara düşündürüyor. Yaz sıcağını yaşadığımız bu günlerde bile, kışı düşünmek ne kadar zor değil mi?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Oktay Taş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.