Evlilikteki örf –adet bataklığı

Evlenmek ne kadar zor değil mi?   Gençler evlenmeye cesaret dahi edemiyorlar.

Ekonomik şartların insanları yerden yere vurduğu bir devirde genç iş bulacak, para biriktirecek ve evlenecek…

Şaka gibi!

Evlenen her genç hayata borç ile başlıyor, eve alınan eşyalar, düğün masrafları…

Evlilik öncesine bir gelelim.

Kız istemeye gidilir. Burada biraz duralım.

Kız istemek de ne? Cümle bile yanlış değil mi? Ailesinin iznini alalım dense daha doğru olur.

Allah’ın emri … diye cümleye başlanır.

Verdim gitti … ile cümle karşılık bulur.

İkinci aşamaya geçilir. Pazarlık başlar. Kaç bilezik, kolye … istiyorsunuz?

Anne yolu, kardeş yolu, dayı yolu… Yol bitmez bir türlü. Efendim örf âdetimiz böyle, bizim kızımızın filandan ne eksiği var, hamama giren terler, dul kadın mı alıyorsunuz?...

Örf adet hep kızlara yönelik sanki.

Kıza takılan-takılmak zorunda kalınan altınlar inanılmaz bir maliyet getiriyor. Kızlara neden altın takılmak zorunda kalındığını da hep merak etmişimdir.

Bu nasıl bir örf-adet?

Eskiden kadın sorumluluklarını yerine getirmek için çalışmazmış-çalışamazmış, onu garantiye almak bir nevi sigortalamak için bunlar yapılırmış. Günümüzde durumlar böyle mi?

Günümüzde kadın – erkek eşit diyoruz ama yükün çoğunluğu hep erkek tarafına yıkılıyor.

Erkek çocuk almak, vermek, katlanmak zorunda gibi görülür. Niye diye sorduğunuzda size kızımızı veriyoruz daha ne istiyorsunuz karşılığını bulursunuz.

Karşı taraf yoruldukça yoruluyor. Hısımlık kurulacak denirken birbirine husumet duyan, sevmeyen hatta tiksinen taraflar meydana geliyor.

Ölçü yok, İslam dairesi içindeyiz deniliyor ama Hz. Peygamber (SAA) efendimiz örnek alınmıyor. Allah’ın Habibi kızı, gözünün nuru Hz. Fatma (AS)’ı nasıl İmam Ali (AS) ile nikâhlamış bir bakmak lazım. Örnek almak lazım. O mütevaziliği görmek lazım.

O’nun yolundan gidiyoruz deniliyor ama örf adet saplantısı ile kendi kendimize ölçü koyuyoruz.

On binlerce lira harcanarak düğün salonları kiralanıyor, abartılı fiyatlara gelinlikler –damatlıklar alınıyor, damat tıraşı –gelin başı denilince katmerli tarifeler.

Herkes sanki pusuya yatmış evlenenden bir şeyler kazanmak istiyor. Amaç yardımcı olmak değil, istifade etmek olmuş.

Düğün başlar ve bir ara takı merasimi başlar, filandan bir çeyrek, falandan şu…

Bu süreç düğün bitiminde değerlendirilir. Biz filana yarımlık takmıştık o bize çeyrek takmış, biz filana çeyrek takmıştık o bize para getirmiş…

Ve husumet başlar…

Hülasa iş çığırından çıkmış vaziyette. 15-20 yıl önce taktığı altınını geri isteyen, mahkemeye verenleri duyuyoruz.

Dedik ya ölçü Muhammedi olmadıktan sonra…

Evlilikler kolaylaştırılmalı. Gençler yuvayı kendi imkânlarıyla birlikte zorluklara katlanarak inşa etmelidir. Alacakları mobilyaya, eşyaya birlikte karar verip onu ödemelidirler. Burada aileleri imkânları çerçevesinde yardım edebilirler.

Bu süreç düğün öncesi dayatmalarla gerçekleştiği zaman ortada ne hısımlık kalıyor ne de dostluk kalıyor. Gençler içten içe bu stresi taşıyorlar ve günün birinde patlıyor ve boşanma…

Evlenenlerin durumu böyle olunca da gençler evlilikten kaçıyorlar.

Kanaat önderleri bu işe el atmalı ve evlilikleri bu örf –adet bataklığından çıkararak kolay bir hale getirmelidir. Desinlere düğünler yapılmamalıdır.

Bir gerçeği dile getirmek istedim.

Selam ve dua ile.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Tuncay Altun - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.