Teknik ilerlerken insanlık değerlerini yitiriyor

Başlığı görenler bilim ve tekniğin gelişmesine karşı mı acaba duygusuna kapılmasınlar. Zaten benim veya benim gibi birçok kişi karşı olsa bile olması gereken ilerleme olacaktır, engellemeye kimsenin gücü yetmez. Çünkü insan beyni geliştikçe araştıracak, araştırdıkça da yeni bir şeyler üretecektir. Bu gerçeğin farkında iken bir başka fark ettiğim gerçekte aklın hâkim olmasının sonucu olarak duygular zarar uğrayacak, insan romantizmi zayıflayacaktır.

Farkında olmak sonuca etki etmez ama bilim ve teknik ilerledikçe oluşacak duygu zayıflının sonucunda ortaya, yarı canlı yarı makine gibi hisseden robot tipi çıkaracağını tahmin ediyorum. Olacakları durdurabilmek için Tanrının dünyayı durdurması veya dünya nüfusunun yarıya yakınını etkileyecek bir olayın olması lazım ki insanın değişim ve gelişim çizgisini durdurabilsin.

Bob Proctor; “Değişim kaçınılmaz, gelişim bir tercihtir” diye ana fikri ortaya koymuştu.

Peki, bu gelişme ve değişimler olmaya devam ederse ne olur?

Yirmi birinci yüzyılda teknolojinin geldiği nokta insanları esir etmeye başladı. Bu hipnozdan en fazlada gençler etkilendi. 

Deyim yerindeyse gençler internetin görevli ve istekli abonmanı, şimdilik kuklası değiller. Gidiş son süratlidir. Trafikle karşıdan karşıya geçen gencin gözünün biri telefonunda diğer ile trafiği takibe çalışmaktadırlar. Arabada, trende, sohbet edilmesi gereken yerlerde, hatta evlerinde bile teknoloji ürünü cep telefonları ile bilerek ve isteyerek vakit geçirilmektedir. Ailenin ve aile birliğinin önüne iletişim tekniği geçmiş durumdadır.

Çağın getirilerinden biri bu ve buna benzer gelişmelerdir. Bunda sorun yok, sorun bunun emrine girmek, onun yönlendirmesiyle hareket edecek hale gelmektedir. Sonucunda da insanlık kendi özelliklerini kendi değerlerini kaybetmektedir.

Neler olabilir?

Kısaca birey ve millet kimliğimizi kaybederiz. Daha ileri safhası insanlık kimliğinde de kayıpların yaşanma ihtimalî yoğundur. Teknolojinin baş döndüren hızı ve baş döndüren etkisi, insanlığın elinden insan olma özelliklerini de alıp götürüyor.

Kültürümüzün, kimliğimizin, inancımızın, değer yargılarımızın, tarihimizin, alışkanlıklarımızın bizden kopup gidişine şahit olabiliriz. Korkarım ki, iskelet ve et yığını haline gelip ruhumuzu kaybetme ihtimalimiz büyüktür.

Sonucu düşünmek bile farkında olanlara çok acı veriyor. Şimdilik farkında olmayanlarda kendilerini tekniğin sihirli ve çelik kollarına bırakmış göz kapakları açık uykuya teslim olmuşlar.

İnşallah kendilerine, çevrelerine, canlarına rahatsız edecek, zarar verecek sarsıntıyla uyanmak zorunda kalmazlar.

Türk insanı zekidir, önemli olaylara hikâye kurgusu yapar. Güldürür, düşündürür, ağlatır. Anlatacağım kısa notta bunu ispatlar niteliktedir. Kurguyu düzenleyenler genelde Nasrettin Hocamızın, Temel’in, Keloğlan vs. gibi değerlerimizin adına hikâyeyi hayata gönderirler. Yazacağımda onlardan biridir.

“Nasrettin Hocaya sormuşlar neden eşeğe ters biniyorsun. Hoca cevap vermiş, arkadan gelen tehlikeyi görmek için. Peki, öndeki tehlike ne olacak? Onu eşekte görür.”

Tehlikeleri zamanında görmek            dileği ile.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fuat Yılmazer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.