Coğrafyaların kaderi

İnsanların kaderi olur da coğrafyaların kaderi olmaz mı? Olur mutlaka. Her coğrafyanın kendine özgü kaderi vardır. Kaderleri o coğrafyaya iyi, kötü, verimli verimsiz, sıcak soğuk, dağlık ovalık çok mevsimli, az mevsimli gibi özellikler vermiştir. Bu özelliklerin getirdiği olumlu veya olumsuz şartları taşırlar. Olumlu olumsuz şartları sadece kendilerine etkili olmaz, üzerinde yaşayan hayvan, bitki insan gibi canlılara da etki eder. Bu coğrafyanın kaderidir diye tedbirsiz davranılırsa bu kaderin anlamını bilemediğimizi gösterir. Coğrafyanın karakteri ile kaderini karıştırdığımız sonucu çıkarır.

Anadolu coğrafyası deprem gerçeği ile yakın ilintisi olan coğrafyadır. Olan her deprem eskilerin deyimi ile ‘yer oynaması’ aramızdan canlarımızı koparıp götürdü. Bununla da kalmadı yüklü miktarda maddi zarara da uğrattı.

Her deprem maddi ve manevi yıkım yaparak sonuçlanıyor. Bir yerde deprem olunca tehlike geçiyor mu? Hayır.. Bir başka yerde bir başka noktada enerji birikimi oluyor ve artık bu gelişmeleri bilim adamları tespit edebiliyor.

2020 yılında TMMOB Jeoloji Odası Başkanlığı İzmir depreminden sonra Fay ve fay zonu üzerinde bulunan 28 şehrimizden 18’inin deprem risk raporunu hazırlayıp ülkenin yetkili makamlarına göndermişler, lakin ciddi çalışmanın yapılmamasından anladığımız dikkate çok fazla alınmadığı noktasındadır. Hakkâri, Denizli, Muğla, Kahramanmaraş, Erzincan, Eskişehir, Kayseri, Manisa, Balıkesir, Burdur, Aydın, Konya, Erzurum, Hatay, Bingöl, Osmaniye, Tokat ve Kocaeli illerini kapsayan rapor korkulacak tespitlerle dolu.

MTA Genel Müdürlüğünün yayınladığı fay haritasında 5,5 üzerinde deprem olma ihtimali olan 486 fay veya fay zonu olduğu tespit edilmişti.

Sonuç olarak Anadolu coğrafyasında bulunan pek çok şehrimiz, ilçemiz, köylerimiz fay ve fay zonları üzerindedir. Gerekli ve yeterli tedbirler alınmazsa üzüntü verecek sonuçlarla karşılaşmamız ihtimal dışı değil.

Bilim nsanlarımızın tespitleri ve önerileri doğrultusunda tedbir alınmasında gecikilmemelidir. Gecikmenin her gününün ülkeye getireceği karşılık çok ama çok önemlidir.

Son iki yılda olan deprem sonucu 200’e yakın can kaybımızın olduğu gerçeği unutulmamalıdır. 20 binden fazla bina yıkılmış veya ağır hasarlıdır.  Bu depremlerin Türkiyemize getirdiği ekonomik maliyet 60 ila 100 milyar dolar civarında olduğu tespitlidir.

Bu gerçeklerden hareketle coğrafyanın kaderi diye bakmadan coğrafyanın karakteri gereği çizgisinden bakarak tedbir almak vatanımıza ve milletimize gelecek zararı asgariye düşürür.

En son Balıkesir’de olan ve şükür ki can kaybına sebep olmayan deprem bize son uyarı olsun ders alalım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fuat Yılmazer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Nuray Aydan - Çok güzel yazmışsınız Fuat bey. Ülkemizde ilgili kurumların hazırladığı raporlar dikkate alınmalı. Es geçilmemeli. Bunun yanında dere yataklarına da binalar yapılmamalı. Deprem kuşağı ülkemizde çok çok katlı binalardan da uzak durmalı bence.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 27 Temmuz 16:08
02

Fuat Yılmazer - @Nuray Aydan 01 nolu yoruma cevabı: Aklın yolu birdir Nuray Hanım. Teşekkür ederim...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 27 Temmuz 23:57