Emekli yaşamıyor sürünüyor

Yine birileri kızacak ama emeklilerin hali tamda başlıkta anlattığımız gibi. Emekliler artık yaşamıyor, adeta sürünüyor. Hele maaşlarına yapılan artışın, bazı milletvekilleri tarafından istismar edilmesi de üzerine tam anlamıyla “tüy dikmekten” öte bir anlam taşımıyor.

Emeklilerimizin önemli bir kısmı 3 bin 500 alt sınırından maaş alıyorlar.

Kademe kademe yukarı doğru maşlar yükseliyor ancak, bu yükseliş öyle sanıldığı kadarıyla büyük boyutlara ulaşmıyor. En düşük memur emekli maaşı yapılan son zamdan sonra 4 bin 239 liradan, 6 bin 83 liraya yükseldi. En düşük Bağkur emeklisi  maaşı 2 bin 948 liradan 4 bin 197 liraya, iki binden önce emekli olan  SSK emeklisi bir işçinin maaşı da 3 bin 292 liradan 4 bin 687 liraya yükseldi.

İki bin öncesi olduğunu özellikle belirttik, çünkü iki binden sonra emekli olanlar bu kadar maaş alamıyorlar. Hele hele 2007’den sonra emekli olanlar ise yukarıda belirttiğimiz 3 bin 500 liralık gruba giriyorlar.

Gelelim sayın vekillerimize. Emekli Milletvekili eski maaşı 18 bin 125 liraydı. Yeni memur maaşları kat sayı artışıyla 27 bin 129 liraya, TBMM’nin ek bütçeyle kabul ettiği  yüzde 40’lık ilave  artışla 39 bin 500 liraya yükseldi. 185 kadar vekilimiz ise hem emekli maaşı hem de milletvekili maaşı alıyorlar. Onların aldığı maaş da hemen hemen Cumhurbaşkanı maaşına yetişmiş durumda. Onlarda 98 bin 800 lira alacaklar.

Şimdi bir yanda 3 bin 500 lirayla geçinin denilen koca bir kitle, yani milletin aslı ortada dururken, vekiline verilen 39 bin 500 liralık emekli aylığı ne kadar hakkaniyete sığar takdirini sizlere bırakıyorum.

İki bin yılından sonra emekli olan SSK’lılara hak ettikleri intibak hakları “kaynak yetersizliği” gerekçesiyle verilmezken, bu insanların maaş bağlanma katsayıları düşürüldükçe düşürülürken, vekillere tanınan bunca imkanın yanında, emekli maaşları gerçekten vatandaşların tepkisine neden oluyor.

Emeklilerin ve memurların maaşlarında yapılan artışlar, işçi asgari ücretinin yükseltilmesi sorunların çözümüne ne kadar katkı sağlıyor, öncelikle ona bakmak gerekiyor. Sokakta mikrofon uzatılan hemen hemen tüm emekliler ya da çalışanların tek bir ortak dileği var o da “piyasa dengelerinin” biran önce sağlanması.

İçinde bulunduğumuz yılın ilk gününden itibaren yaşadıklarım kelimenin tam anlamıyla “kabus” gibi. Neyi nereden, kaça alıyorduk, dün fiyatlar neydi, bugün ne oldu, bu durum daha ne kadar sürecek, bunun gibi onlarca soru cevapsız kalırken, belirsizlik tüm ağır koşullarıyla üzerimize binmişken, emekliler yapılan yüzde 40’ın birkaç puan üzerindeki artışlar hiçbir anlam taşımıyor.

Vatandaş, artık kime güveneceğini şaşırmış durumda. Sürekli olarak önüne altışar aylık dönemler konuyor. Altı ay sonra bu noktalara geleceğiz, şu noktaları aşacağız, uçacağız, kaçacağız gibi hamasi söylemler kimseyi ikna etmeye yetmiyor.

Düne kadar vatandaşlara “az yiyin, az yerseniz sağlıklı kalırsınız” diyenler, bugün hayat pahalılığından şikayet ediyorlarsa, orada gerçek anlamda bir çarpıklıktan söz etmek sanıyorum abesle iştigal olmayacaktır.

Sonuç olarak, ülkemizde yaşayan 13 milyonun üzerindeki emekliler artık masallarla avutulmak istemiyorlar.

İnsanca, hakça bir yaşam içinde kalan ömürlerini tamamlamak istiyorlar. Bayramda kendilerine verilen bin 100 liralık “bahşişle” avutulmak da istemiyorlar. Onlara hak ettikleri değeri verin, yüzlerini güldürün artık.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Oktay Taş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.