Çalışma hayatımız

Ülkemizde, çalışma hayatını düzenleyen, çeşitli tarihlerde yürürlüğe konan birçok yasa yapılmış. Bunların ilki 1909 yılında hayatımıza girmiş. Ancak araya giren savaşlar ve Osmanlı Devleti’nin tarihin sayfalarına karışmasından dolayı yapılan bu düzenleme unutulmuş. Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş ve ilk, ciddi, detaylı ve kapsamlı çalışma hayatımızı düzenleyen yasa 1936 yılında 3008 sayılı düzenleme ile uygulamaya konulmuş.

Bu yasa yetmişli yıllara kadar uygulanmış. 1971 yılında hayatımıza giren ve 32 yıl kesintisiz uygulanan 1475 sayılı yasa, 2003 yılına kadar devam etmiş. Daha sonra bugün de kullandığımız 4875 sayılı yasa ile yeni bir dönem başlamış. Bu yasa ile ilgili de söylenecek çok şey var ama bugünkü yazımızın dışında kaldığı için şimdilik ‘es’ geçiyoruz.

Çalışma hayatımızın özetinin      özeti böyle.

Hafta sonu işçilerimizi ilgilendiren asgari ücret yeniden düzenlendi. Yapılan düzenlemeyle yeni asgari ücret 1 Temmuz 2022 tarihinden geçerli olmak üzere bürüt 6 bin 471, net 5 bin 500 lira olarak belirlendi. Bu artışla işçilerin asgari ücretine yüzde 30 oranında bir ara zam yapılmış oldu. Kötünün iyisi, her ne kadar beklenen, ümit edilen bir artış olmasa da bu haliyle de hayırlı uğurlu olsun!

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre ülkemizde 15 milyon 294 bin 326 kayıtlı işçi var. Bunların sadece 2 milyon 189 bini sendikalı statüde.

Ülkemizde ‘asgari ücret’ geçerli, uygulanan ücret olarak tanımlanıyor. Gelişmiş ülkelerde asgari ücretle çalışan işçi oranı yüzde 3-5 düzeyindeyken ülkemizde bu oran yüzde 50’ler seviyesine kadar yükseliyor. Yelpazeyi biraz genişletip asgari ücretin yüzde 10 üstünü de bu rakama dahil ettiğimizde oran yüzde 70’lere ulaşıyor.

Yeni belirlenen asgari ücretin diğer ücretlere ne oranda yansıyacağını bilemiyoruz. Ancak gerçek olan bir şey var ki; o da, yeni asgari ücretin ‘açlık sınırı’ olan 6 bin 391 liranın  891 lira altında kaldığıdır.

Yani bu ülkede bir ücret belirleyeceksiniz o da açlık sınırının altında kalacak. Sadece ‘pes doğrusu’ demek yeterli olur sanırım. Yoksulluk sınırı ile kıyaslama yapmayı zaten aklınızdan bile geçirmeyin.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Haziran ayına ilişkin tüketici ve üretici fiyat endekslerini önceki gün yayımladı. Buna göre yıllık tüketici enflasyonu yüzde 78,62'ye yükseldi. Ama gerçek olan bir şey var ki, o da gıda ürünlerinde enflasyon yüzde 120’lere ulaşmış durumda. Üretici Fiyat Endeksi ile Tüketici Fiyat Endeksi arasındaki makas bir türlü kapanmıyor. Yani, çarşıda, pazarda, markette, raflardaki etiketler can yakmaya devam edecek. Yüzde 30’luk artış belki bir-iki ay nefes aldıracak.

Şimdi; yapılan bu yüzde 30’luk ek artış ne getirir ne götürür ona bir bakalım. Öyle rakamlarla kafanızı şişirmeye niyetli değilim. Geçtiğimiz hafta içinde ‘Ek Bütçe’ TBMM’de onaylanarak yürürlüğe girdi. Bu yılın ikinci yarısından itibaren ek bütçe ile sizin, bizim cebimizden adına ister vergi deyin, ister harç isterseniz ceza. Tam tamına 925 milyar lira çıkacak. Bütçe kalemleri içinde vatandaşın payına yine düşen bir şey yok. Bütçede elde edilecek kaynağın nereye harcanacağı belli. KKM’de parası olanlar, gelir garantili yol, köprü, geçit, hastane müteahhitleri yine aslan payını alacaklar. Bazıları için hayat ne güzel değil mi?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Oktay Taş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.