Ders almıyoruz

Tarihin kendini tekrar ettiği sık sık söylenir. Hatta Mehmet Akif, tarihten ders alınsaydı tekerrür eder miydi diye sorarak olayın boyutuna farklı bir bakış açısı getirmiştir. Gerçekten tarihten ders alıyor muyuz?  Evet diyebileceğimiz olay sayısı o kadar az ki, ders aldığımızı söylemek gerçeklerle çok bağdaşmaz.

Daha yılı bile dolmadı. Batı Karadeniz Bölgemizi sel vurdu, yüze yakın vatandaşımızı kaybettik, öyle ki halen cesetleri bulunamayanlar bile var. Maddi hasarın boyutunu söylemeye, yazmaya dilimiz varmıyor.

Sebep belliydi, sonuçta sebeplere bakıldığında belli olmuştu. Yine bir takım açgözlü, iş bilmez vatandaşımız dere yataklarına evler yapıp, akılları sıra bulundukları bölgenin en güzel yerine çöreklenmişlerdi. Ama doğanın şaşmaz bir kuralı var, siz doğaya ne kadar engel koymaya kalkarsanız yıkımı da bir o kadar şiddetli oluyor. Tıpkı geçtiğimiz yıl Ağustos ayında yaşadıklarımız gibi, koca koca yerleşim bölgeleri sel suları önünde adeta yok oluyorlardı.

Kural yine değişmedi. Yine sel felaketi kapımızı çaldı. Zonguldak, Bartın, Sinop il merkezleriyle, ilçeleriyle adeta yine sele teslim oldular. Şu ana kadar bir can kaybından söz edilmiyor ama maddi kaybın boyutları yine yürekleri yakıyor.

Söz konusu felaket, sadece bu bölgemizde yaşanmıyor. Nerede doğa kanunlarına aykırı bir yapılaşma olduysa orada da benzer sorunlar yaşanıyor. Bir mühendis arkadaşımın sık sık söylediği bir söz vardı, “su sıkıştırılamaz” derdi. Doğru bir söz. Suyu sıkıştırmak, önüne bentler çekmek, aktığı yatağı değiştirmek, debisini yeniden düzenlemek, bunların hepsi bu sınıfa giriyor.

Akarsularımızın boşa akıtılmaması ülkemiz ekonomisi açısından gerçekten çok önemli. Boşa akan her damla su, hayatımızdan bir parçayı da alıp götürüyor. Bu nedenle sularımızın ıslah edilmesi gerekiyor. Ancak, bunun da bir yapılabilirliği olduğunu unutmamalıyız. Akarsuların önüne nerede baraj yapılması, nerede sulama kanallarına alınması gerekiyor, bunların bir mühendislik hesaplaması çerçevesinde yapılmasının olduğunu bilmek ilk ve temel şart.

Akarsuların yolu üzerine büyük büyük binalar, büyük kereste depolama alanları gibi yapılar inşa etmek felakete davetiye çıkarmaktan öte bir anlam taşımaz. Nitekim geçtiğimiz yıl Bozkurt İlçemizde Orman emvalinin hatalı bir şekilde depolanmasının ne kadar büyük yıkıma neden olduğu halen hafızalarımızdaki yerini koruyor. Böylesi bir yıkımı da uzun yıllar unutmak mümkün değil.

Yine döndük dolaştık geçtiğimiz yılın Ağustos ayında yaşadığımız felaketlerin bir benzerini yine yaşadık.

Akarsu yataklarının kenarında yapılaşma büyük rant sağlıyor. Bölgenin varlıklı kişileri bu ranttan yeterince yararlanıyor ve burada büyük yatırımlar yapıyorlar. Burada yerel yönetimlere, yerel yöneticilere son olarak da konuyla ilgili bakanlığa önemli görevler düşüyor. Belediyeler, belediye başkanları           “birkaç oy uğruna” böylesine çarpık bir yapılaşmaya izin veriyorlar. İlgili bakanlık yeni adıyla değil ama eski adıyla anmak istiyorum “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı” ise, gitmediği, görmediği yerler için Ankara’dan izinler çıkarıyor.

Hep söylenir ya, “ilk düğmeyi yanlış iliklerseniz hata son düğmeye kadar gider” diye, işte yaşadığımız gerçekler tam da bunu anlatıyor. Artık küçük oy hesapları, rant uğruna doğanın yapısıyla bu kadar uğraşmayalım. Doğaya hak ettiği değeri verelim. Bugün selde can kayıpları yaşarız, yarın orman yangınlarında, bir sonraki gün ise derelerimize sızan siyanürde. Neticede; doğaya gereken değeri vermememiz sonucu, insan eliyle yaratılan yıkımların faturasını ödemek çok ağır oluyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Oktay Taş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.