Benim adım öğretmen ve Faruk Coşkun

Çok az meslek ve meslek mensubu için şiirler yazılmış, türküler çığırılarak, gözlerden yaş gelerek anılmış hatırlanmıştır. İşte bu mesleklerden biri de öğretmenliktir. Batman-Kozluk’ta şehit edilen Aybike öğretmen gibi.

Atatürk öğretmenler için; “Gelecek gençlerin, gençler ise öğretmenlerin eseridir” der.

Bu kutsal meslek için şiirler yazılmış şarkılar bestelenmiş, türküler yakılmış ve çığırılmıştır. Bir türküde; “Benim adım öğretmen/Bana emanet vatan/ Benim evim bu vatan/ Çocuklar geleceğim” denirken bir sanatçı; “İlk öğretmenin kim senin?/ Kim öğretti alfabeyi/ Bir harf için kırk yıl köle olunuyorsa/ yirmi dokuz defa kırk yıl/ Kölesiyim öğretmenin” diyerek mesleğin kutsallığını, büyüklüğünü haykırmıştır. Gerçekten de öğretmen sabırdır, inançtır ve kaderdir. Öğretmen bilgidir, hazinedir. Mesleğini icra ederken de öğretmendir emekli olduktan sonrada görevine devam eder.

Aynı zamanda yaratıcıdır, yorumlayıcıdır, birleştiricidir. Öğretmenin mesleğine devam ettiğini her tarafta şahit olmak mümkündür. Anlattığıma öğretmen tanımına uyan değerlerden biri de Yozgatlı emekli öğretmen Faruk Coşkundur.

Faruk Coşkun ilk-orta-lise tahsilini Yozgat’ta tamamlamış 1976 yılında da Kayseri Yüksek İslam Enstitüsünü, enstitü ve öğretmenlik (İki diploma) diploması alarak mezun olmuştur. Vatani görevini yaptıktan sonra Yozgat İstiklal lisesine atanmış ve çok sevdiği öğretmenlik kariyerine başlamıştır. Daha sonra Anadolu Kız Öğretmen Lisesinde Müdür yardımcılığı ve Müdür Başyardımcılığı görevlerinde bulunmuş, daha sonra da Atatürk Lisesi Müdürlüğüne Atanmış, emekli olduğu 2004 yılına kadar bu görevi ifa etmiştir. Hat sanatlarıyla ilgilenen Coşkun, Arapça, Farsça, Osmanlıca ve Fransızca bilmektedir. Coşkun’un önemli bir hizmeti de Türk Federasyonunun davetlisi olarak yurt dışındaki Türklere, Türk çocuklarına Türk kültürü, dini ve milli konularda bilgiler vermesidir.

Yukarda saydığım vasıflara uygun bir araştırmacı Türk öğretmeni olan Coşkun ince zekâ ile önemli konularda gülümseterek bilgiler verir. Örneğin toplumumuzun bir gerçeği olan gelin kaynana çekişmesini çok zarif dille şöyle anlatır.

“ÇAYA BİR DE ŞÖYLE BAKALIM

Bir bardak çay deyip geçmeyin, aslında çok şey ifade eder.

Çayın alt demliği kaynanadır, durmadan kaynar durur.

Üst demlik gelindir. Alt demlik kaynadıkça o da hareketlenir. Ama zamanla olgunlaşır demlenir.

Gelinin kocası ise bardaktır, her iki çaydanlıktan da yeterince nasibini alır. Biraz kaynana biraz gelin doldurur. Denge unsurudur. Açık veya demli çayın hoşa gitmemesi dengenin bozulmasındandır.

Çocuk çayın şekeridir, tat verir. Çok şeker çayın lezzetini bozar. Şekersiz    çaya alışanlara ise tek şeker fazla gelir.

Kayınpedere gelince o da çay tabağıdır. Bir kenarda lök gibi oturur. Etliye sütlüye karışmaz. Bardağın altına dökülenler    i toplar. Süzgeç ailenin sahip olduğu       değerdir.  Aileyi dış müdahalelerden korur. Suyu ısıtan ateş ise hoşgörüdür, o olmadan çay olmaz. Kısaca bir bardak çay ailedir. Ağız tadıyla içilen çayın tadına doyum olmaz.”

Gülümsetirken düşündüren tespitler değil mi? Öğretmenliği hak etmiş            öğretmenlerimize saygılarımla…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fuat Yılmazer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.