Bu kadar muhafazakarlık yeter! (1)

Geçtiğimiz hafta Orta Anadolu Birliğinin düzenlediği kültür ve sanat buluşmalarında anılarını aktarırken Ahmet Bican Ercilasun’un bir sözü dikkatimi çekti! “Bu kadar muhafazakarlık yeter!”

Yıllar önce TSE’de misafirhane sorumlusu olarak çalışırken Azerbaycan’dan gelen Prof. Dr. Abbas Zamanov’u misafir etmiştik. Misafirimizi duyan Ahmet Bican Ercilasun Hocam da Azerbaycanlı hocayı ziyarete gelmişti. Bu vesileyle de kendileri ile tanışma imkanım olmuştu.

Özellikle kendilerini milliyetçi olarak niteleyenlere sesleniyorum!

Evet, Ahmet Bican Ercilasun Hocam “Bu kadar muhafazakarlık yeter” derken ne demek istemişti? Orta Anadolu coğrafyasında İslamiyet’i en iyi yaşayan bizler iken son 20 yılda sanki Türklüğümüzden uzaklaştırılarak Araplaştırılmaya çalışıyoruz gibi geldi bana! Sokaklarımız Suriyeliden geçilmez oldu! Sadece Suriyeli mi? Elbette ki hayır! Afganlısı, Somalilisi, Iraklısı ve başkaları sanki ülkemizi istila edercesine akın akın gelip aramıza karışıyorlar! Bir de bunların doğurganlık oranını göz önüne alırsak yakın bir gelecekte atalarımızın canları ve kanları ile elde ettikleri bu güzelim toprakları silahsız yapılan bu istilanın sonucunda kaybetmeyle yüz yüze kalacağız.

Ahmet Hocam geçtiğimiz günlerde   Yeni Çağ gazetesindeki köşe yazısında bu konu hakkında nelere dikkat çekiyor.

“Geçen yüzyılın ortalarında haklı olabilirdik. Türkülerden, şarkılardan çok hafif batı müziği dinliyorduk. Halk oyunlarından çok salonlarda Avrupa usulü dans ediyorduk. Konservatuarlarda çocuklarımıza sadece batı müziği öğretiyorduk. Kendi edebiyatımızı, klasiklerimizi bir yana bırakıp Batı klasiklerine yöneliyorduk. Bu söylediklerim de bir dereceye kadar tartışılabilir olmakla birlikte diyelim ki kendi kültürümüze, tarihimize yeteri kadar önem vermiyorduk.

Ama artık bunların hiçbiri kalmadı. Radyolarımız, televizyonlarımız şarkı ve türkülerimizle 24 saat yayın yapıyor. Ebru, hat, minyatür gibi klasik sanatlarımızı, türkü ve şarkılarımızı öğreten okullarımızın yanında pek çok da özel kuruluş var. Başta Osmanlı olmak üzere tarihimizi ele alan ilmî ve popüler yayınlar kitapçı raflarını dolduruyor. Tarih romanları, tarihî filmler aynı şekilde.

Öyleyse artık bu kadar muhafazakârlık yeter! Muhafaza ettiğimiz kültür değerlerimizden yeni kültür değerleri nasıl yaratabiliriz, artık buna bakmalıyız. Halk ve klasik müziklerimizden 21. yüzyılın yeni Türk müziğini nasıl yaratabiliriz, artık buna bakmalıyız. Batının tecrübe, teknik ve yöntemlerinden de yararlanarak yeni ve çağdaş eserler nasıl yaratabiliriz, artık buna bakmalıyız.

Muhafaza etmek, dondurmak, müzelik hâle getirmek demektir. Elbette kültür değerlerimizin otantik biçimlerini muhafaza edeceğiz, gerekenleri de müzelerde saklayıp sergileyeceğiz. Fakat kültürün bir süreç olduğunu unutmamalıyız. Gelişmeyen, gelişme süreci içinde olmayan kültür ölür. Ölü bir kültürle yaşamak istemiyorsak yeni yaratışlarla kültürümüzü geliştirmenin yollarını aramalıyız.”

Evet, Ahmet Bican Ercilasun Hocam, Sadi Beyi anarken günümüzde yaşadığımız çarpıklığı dile getiriyor! Konu o kadar hassas ve bir o kadar da önemli. Biz bunları gelecek nesillerimize aktarmazsak vebal altında kalırız. Yaş itibariyle bizler iyisini de gördük kötüsünü de yaşıyoruz. Ancak gelecek nesiller yaşama kötüsü ile başlarlarsa ki öyle gözüküyor bu günden tedbirlerini almaları için bu konuları her fırsatta ve her platformda dile getirmeliyiz.

Ahmet Hocamın kaleme aldığı yazısından alıntılar da var ve onu da haftaya paylaşmak istiyorum.

Ülke kolay kazanılmadı! Yeter ki ülkeyi ve milleti idare ettiğini zannedenler kanında atalarının kanını taşısınlar!

Yeter ki “TÜRKÜM VE TÜRKÜZ” demekten çekinmesinler!

Keşke Sayın Cumhurbaşkanı "TÜRK HAVA YOLLARINI” “TÜRKİYE HAVA YOLLARI” yapıyoruz derken gerekçe olarak!

Vakti zamanında Etiyopya’da satın aldıkları hindileri Osmanlılar üzerinden Avrupa’ya getiren Batılılar, daha sonradan Portekizli denizcileri de aynı hindi türü olduğunu düşündüğü için hindi adı Turkey yani Türkiye olarak kalmış!

Sayın Cumhurbaşkanı bu yanlışlığı düzeltmek için “ TURKEY’İ TÜRKİYE” yapıyoruz deseydi tüm dünyada Hindiler de kendi kimliklerini kazanmış olurdu. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Altıparmak - Mesaj Gönder

# Avrupa

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.