İsveç ve Finlandiya’ya “Hayır” derken

1952 yılında NATO üyesi olmuş, derin bir nefes almıştık. Artık Boğazlar’da ortak yönetim ve Kars ile Ardahan’ı ısrarla isteyen Sovyet tehdidinden kurtulmuştuk.

Kısa bir süre sonra Batı Almanya’nın NATO üyeliği gündeme geldiğinde, diğer üyeler gibi bize de sorulmuştu: “Bir itirazın var mı?”

O tarihte 2. Dünya Savaşından çıkmış Batı Almanya bize kredi ile şeker fabrikaları veriyordu.

Tabii ki, Türkiye’nin Batı Almanya’nın NATO üyeliğine bir itirazı yoktu.

12 Eylül rejiminin de Yunanistan’ın yeniden NATO üyeliğine bir itirazı olmadı.

Yanlış bir karardı.

2022 yılında Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliği gündemde.

Son sözümüzü hemen söyleyiverdik.

Bu konuda özel bir durumdayım. Damadım Finlandiyalı. Dünürlerim Helsinki’de yaşıyorlar. Finlandiya’nın tarihine bakarsanız NATO üyeliğinin bu ülke için, özellikle Putin’in Ukrayna saldırısından sonra, çok önemli olduğunu görürsünüz.

Ama kendi gözlerimle gördüm. PKK’ya, Finlandiya’da her şey serbest. Ülkede son derece küstah Kürt “misafirler” var.

Finlandiyalı damadım ile kızımın büyük kızı İsveç’te Karolina Üniversitesi’nde tıp bilimi (medical science) doktora yapıyor. Bu ülkede de Türk ve Türkiye karşıtı “misafirler” var, hem de çok sayıda.

Ayrıca İsveç, 1915 ile ilgili Ermeni iddialarını kabul eden 30 Hristiyan ülkeden biri.

Bu durumda Türkiye’nin, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliklerine “HAYIR” demesi için meşru ve hukuki (sözleşmeden kaynaklanan) her türlü hakkı olduğu kesin.

Ancak “HAYIR” demenin diplomaside birtakım kuralları vardır.

Bunlara uyarak mı “HAYIR” dedik, diyoruz?

Hayır. Son sözümüzü başta söyledik, pazarlık imkanlarını kullanmadık.

Oysa yakinen tanıdığım Finlandiya ile, kapalı kapılar ardında, çok yararlı pazarlıklar yapar PKK’yı bu ülkeden çıkarttırabilirdik. Çok iyi bir örnek olurdu.

Bu fırsatı bugünden sonra yeniden yakalayabilir miyiz, bilemiyorum.

SÖZCÜ’de Yılmaz Özdil’den bir “çarşaf” yazı: “NATO ve VETO FİLAN”

Yarın, yazının Demokrat Parti ve Celal Bayar ile ilgili ilk uzun bölündeki kirli bilgileri temizleyeceğim.

Bugün sadece bir gerçeği, altına kalın bir çizgi çekerek, belirtmek istiyorum:

Türkiye’nin NATO üyeliği, İnönü, Bayar ve Menderes’in ortak başarısıdır. İlk başvuru 1949 yılında yapılmış (CHP iktidarında) ve kabul edilmemişti. Bu gerçeği Yılmaz Özdil bilmez mi? Bilir ama DP ve Bayar ve Menderes’i hatırlayınca böyle dezenformatif yazılar yazar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M. Arif Demirer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.