Gönül adamı nasıl olur?

Sevgili okurlarım, gönül adamı sevgi abidesidir. Bütün insanları ve Allah’ın yarattığı canlı ve cansız varlıkları yaratandan ötürü seven insandır.

Gönül adamı kötülüğü iyilikle savuşturur. Çünkü o bilir ki, kötülüğü savmanın en güzel yolu kötülüğe iyilikle karşılık vermektir.

Gönül adamının gönlü, sofrası, kapısı herkese açıktır. İnsanların acılarını ve sevinçlerini paylaşır, iyi günde de kötü günde de, insanların yanlarında olur.

Gönül adamı denilince aklımıza genelde aşkı için güzel şiirler yazan, güzel besteler yapan, yani bir şekilde duygularını ifade eden insan gelir.

Oysa gönül adamı, sevdiği için yapabileceği her şeyi yapmak ister. Kendi çıkarlarından vazgeçmiştir. Sadece sevdiği insanın veya bağlı bulunduğu gönüllü bir kuruluşun iyi olmasını, mutlu olmasını ve başarılı olmasını ister. Bu da onun için yeterli bir mutluluk kaynağıdır.

Gönül adamı, her şeye rağmen sevebilen kişidir, gerçek dosttur ve sevmek onun ulaşabileceği en yüksek noktadır. Gönül adamı daima en yüksek noktada kalmak ister.

Ne ilginçtir ki aynı duygu yoğunluğunu sadece özel hayatlarda değil, gönüllülükte de görüyoruz.

Gönlünde değer taşıyan şeye ulaşmak isteyen, ona duyduğu sevgiyi somutlaştırmaya çalışan kişiye gönüllü diyoruz.

Özel hayatında seven kişi sevgisini bir şekilde sevdiğine ifade edemezse, sevgisinin ürünü olan güzel davranışlar sergileyemezse sevgisi bir değer taşımaz ve gerçek gönül adamı olamaz.

Benzer şekilde gönlündeki sevgiyi duygu boyutundan çıkarıp somut davranışlara dönüştüremeyen kişi de gönüllü olamaz. Kısacası, sadece bir şeyi “Seviyorum” demek yetmiyor.

Hepimiz bir sevgi arayışı içersindeyiz. Ancak aldığımız sevgi bir şeyin karşılığı olmamalı, bir bencilliği beslememelidir.

Karşımızdaki insan bizden bir beklenti içine girmemelidir. Çünkü biz onun beklentisini sağlayamadığımızda sevgiyi kaybederiz.

Bir başka tehlike de bizim bir niteliğimizden dolayı sevilmemizdir.

Bu niteliğimizi bir şekilde kaybedersek sevgiyi de kaybederiz.

Bugün Türkiye’de böyle bir ahlak sorunu vardır. Bu da “Düşenin dostu olmaz” ve “Vurun abalıya” ahlaksızlığıdır.

Ancak her şeye rağmen sevildiğimiz zaman gerçek, saf sevgiye ulaşırız. Ancak, bu sevgiyi de gönül adamları verebilir.

Gönüllü kuruluşlara gidip biraz gönül gözü ile bakarsanız, görürsünüz ki gönüllüler hayatlarının her anında gerçek gönül adamlarıdır.

Çünkü onlar bir şarta bağlı olmadan, karşılık beklemeden ve her şeye rağmen fedakârlık yaparak yaptıkları işi severler.

Neyi severler? Kendileriyle barışık insanlardır. Sözünün eridirler. Söz verdikleri zaman yaparlar. Yalandan hoşlanmazlar ve yalan söyleyeni sevmezler.

Onlar yalandan sevgi sözcüğüne de inanmazlar. Onlara göre; sevgi insanın kalbindedir, gözlerindedir, davranışlarındadır, ses tonundadır.

Paylaşmayı severler, yardımlaşmayı severler, gönül kırmazlar, gerçek dostturlar ve gönül adamıdırlar.

Yazımı, Yunus Emre’nin bir dörtlüğü ile noktalıyorum:

“Bir kez gönül yıktın ise,

Bu kıldığın namaz değil!

Yetmiş iki millet dahi,

Elin yüzün yumaz değil…”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M. Yahya Efe - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.