Dengeler iyice bozuldu!

Son yıllarda, ekonomi dilinde en çok kullandığımız iki tanım hayatımıza yerleşti. Bunlardan ilki “açlık sınırı” olurken bir diğeri ise “yoksulluk sınırı” oldu. Nedir, açlık ya da yoksulluk sınırı. Öncelikle bunun bir tanımını yapalım.

Açlık sınırı, biri 0 ila 6 yaş, biri 6 ila 15 yaş aralığındaki iki çocuğa sahip, toplamda dört kişilik bir ailenin temel gıda ihtiyaçları göz önüne alınarak yapılan bir hesaplama yöntemi. Açlık sınırı hesaplaması yapılırken minimum kalori ve minimum maliyet hesaplaması yapılır. Açlık sınırı hesaplaması yapılırken şu değerler dikkate alınır; Süt, peynir, yoğurt, tavuk, et, balık, meyve, sebze ve bakliyat, Un, ekmek, makarna ve pirinç gibi gıda maddeleri dikkate alınarak hesaplanıyor. Açlık sınırının kapsamına bakıldığı zaman Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirlenmiş olan standartlara göre hesaplandığı görülüyor. Bu hesaplamalar yapılırken, aile bireylerinin günlük harcayacağı kalori hesaplaması da dikkate alınıyor.

Yoksulluk sınırı, yeterli yaşam standardına sahip olarak yaşayabilmek için gerekli olan asgari gelir miktarına deniyor. Yoksulluk, insanlık tarihi kadar eski bir olgu. Uygulamada yoksulluk sınırı, gelişmiş ülkeler ile gelişmekte olan ülkeler arasında farklılık gösterirken, aynı zamanda ülkeler çapında olan sınır rakamlarda değişiklik gösterebiliyor. Öyle ki, yoksulluk tanımı yapılırken ultra, mutlak, çalışan ya da öznel yoksulluk gibi değişik kriterlere göre tanımlama da yapılıyor. Yoksulluk hesaplamalarında, temel gıda harcamalarının yanında, hayatı direkt olarak etkileyen, ulaşım, kira, elektrik, yakıt gibi unsurlarda dikkate alınıyor.

Yoksulluk denince akla çoğu zaman fakirlik, sefalet, açlık, yokluk, muhtaçlık, hayatla sürekli mücadele, hayatta kalabilme savaşı, temel ve zorunlu ihtiyaçları yeterince karşılayamama, yeteri varlığa sahip olamama, kazançtan gelirden mahrum olma ve geçici veya kalıcı fakru zaruret hali geliyor. Tüm bunca tanımlara karşın yoksulluğun herkes tarafından kabul görmüş, objektif, belirli ve kesin bir tanımı bulunmuyor.

Ülkemizde açlık ve yoksulluk hesaplamaları çeşitli sendikalar ve üniversiteler tarafından hesaplanıyor. Bilindik en eski hesaplama Türk-İş Konfederasyonu tarafından yapılıyor. Türk-İş geçtiğimiz günlerde mayıs ayına ait açlık ve yoksulluk sınırına ilişkin tespitlerini açıkladı. Buna göre dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterince beslenebilmesi için yapması gerek aylık harcama tutarını 6 bin 017 lira 85 kuruş olarak tespit etti. Türk-İş, mutfaktaki aylık enflasyon artışını yüzde 13, yıllık bazda ise yüzde 107 olduğunu belirledi. Bu ne demektir biliyor musunuz ?Aylık 2 bin 500 lira emikli maaşı alan emeklinin, ayda 4 bin 253 lira alan asgari ücretlinin aç kalması demektir.

Bu hesaplamalardan sonra, ülkemizde 25.5 milyon kişi açlık, 51 milyon kişi de yoksulluk sınırı altında bir hayat sürüyor. Yani 6 milyondan fazla aile açlık sınırı, 12 milyondan fazla ile de yoksulluk sınırı altında yaşıyor. OECD ülkeleri arasında “ilk on içinde yer almak” gibi iddialı bir hedef koyanlar için bu rakamlar gerçekten çok ürkütücü. Nitekim, bu hedeflerin çok çok dışında olduğumuz gerçeğini de ilk 20 dışında kalarak bir kez daha gördük.

Yine Türk-İş temel ihtiyaçları da kapsayan yoksulluk sınırını ise 19 bin 602 ila’ya ulaştığını açıkladı. Türk-İş bu durumu “ ne enflasyon yavaşlıyor, ne de alım gücü yükseliyor. Kur Korumalı Mevduata (KKM) rağmen risk artışlılarından kaynaklı olarak döviz sepetinin tamamına karşı TL değer kaybetmeye devam ediyor.

Yeni TL paraları kullanmaya başladığımız Ocak 2009’dan Nisan 2022’ye geçen dönemde Merkez Bankası verilerine göre tedavüldeki banknotların kupür dağılımının 5 TL’den sonra açık ara en çok 200 TL ve 100 TL banknotlarda olması TL’deki büyük değer kaybının kanıtlarından birisi olarak kabul ediliyor” şeklinde açıklıyor.

Dünkü yazımızda da benzer noktalara dikkat çekmiş, “bundan sonra fiyatlarda bir gerileme, etiketlerde bir düşüş yaşanamayacağını, aksine fiyatlardaki artışın devam edeceğine” dikkat çekmiştik. Ekonomi, hayatın ta kendisidir. Boş sözlerle ekonomiyi düze çıkarmak ne dün mümkündü, ne de yarın mümkün olacak. Ekonomi, bir bilimdir ve bu bilimin de tüm dünya tarafından belirlenmiş kriterleri vardır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Oktay Taş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.