Boşa edilen yeminler

Yaşantımızda bazı meslek türleri vardır ve bu meslek türleri de geçmişten günümüze halk arasında saygınlığı olan mesleklerdir. Ancak son yıllarda halk nezdinde saygınlığını giderek yitirmekte olan bu meslek türleri hakkında köşemde bu hafta bazı olumsuzlukları dile getirmek istiyorum. Ne demişler elçiye zeval olmazmış!

Günümüzde en saygın meslekler arasında olan doktorların mesleklerine başlarken ettikleri yeminin metni şöyle:

“Hekimlik mesleğinin bir üyesi olarak; yaşamımı insanlığın hizmetine adayacağıma, hastanın sağlığına ve esenliğine her zaman öncelik vereceğime, hastamın özerkliğine ve onuruna saygı göstereceğime, insan yaşamına en üst düzeyde saygı göstereceğime, görevimle hastam arasına; yaş, hastalık ya da engellilik, inanç, etnik köken, cinsiyet, milliyet, politik düşünce, ırk, cinsel yönelim, toplumsal konum ya da başka herhangi bir özelliğin girmesine izin vermeyeceğime, Hastamın bana açtığı sırları, yaşamını yitirdikten sonra bile gizli tutacağıma, mesleğimi vicdanımla, onurumla ve iyi hekimlik ilkelerini gözeterek uygulayacağıma, hekimlik mesleğinin onurunu ve saygın geleneklerini bütün gücümle koruyup geliştireceğime, mesleğimi bana öğretenlere, meslektaşlarıma ve öğrencilerime hak ettikleri saygıyı ve minnettarlığı göstereceğime, tıbbi bilgimi hastaların yararı ve sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi için paylaşacağıma, hizmeti en yüksek düzeyde sunabilmek için kendi sağlığımı, esenliğimi ve mesleki yetkinliğimi korumaya dikkat edeceğime, tehdit ediliyor olsam bile, tıbbi bilgilerimi, insan haklarını ve bireysel özgürlüklerini çiğnemek için kullanmayacağıma, kararlılıkla, özgürce ve onurum üzerine, ant içerim.”

Ama iş hastaya bakmaya gelince ve de hasta ameliyat olacaksa onur bir kenara bırakılır ve bıçak parasının pazarlığı başlar. Pazarlık başladığında da hastanın o anki sağlık durumunun da doktor için çok da bir önemi yoktur.

Tabi bu bütün doktorlar için elbette söz konusu olamaz! Sözümüz mesleki ve insani ahlakını, onurunu ve şahsiyetini yitiren ve her şeyi maddiyat olarak gören doktorlarımız için bu tanımlamayı yapıyorum.

Doktorlarımız için geçerli olan bu durum avukatlar için de geçerlidir.

Avukatlıkta da mesleğe başlanırken doktorlarınki gibi uzun olmasa da “Hukuka, ahlaka, mesleğin onuruna ve kurallarına uygun davranacağıma namusum ve vicdanım üzerine ant içerim” diye noktalanan bir yemin metni vardır.

Önü iliklenmeyen avukatlık cübbesini giyip davalara başladığı zaman bir de baktığı davalardan gelen kazancın cazibesiyle ne namus kalır, ne vicdan kalır, ne de onur kalır! Haksızlığı kamuoyu tarafından tescillenen siyasi otoritenin yaptığı haksızlıkları pislikleri örtmek için adeta davalarına baktıkları kişilerin LOGAR kapaklıklarını yaparlar. Sırf para kazanmak uğruna yapılan pislikleri haksızlıklarını örtmeye geldiklerinde ne meslek onuru, ne meslek ahlakı, ne de meslek vicdanı kalır. Onlar için ahlak, onur ve vicdan 1422 sayılı kanun (Merkez Bankası Para Kanunu) geçerlidir artık!

Bu konuyu bugünlerde yaşadığım ve içimi acıtan bir olaydan dolayı yazıyorum. 2018 yılında sonuçlanan bir dava için kazandığı tazminatın yarısını 2018 yılının sonlarında ve kalan kısmı da 2019 yılının ilk aylarında icra marifetiyle alan bir avukat tazminat parasının tamamını aldığı halde neden icraya yazılı bir müracaat yaparak dosyayı kapattırmaz?

Daha da ötesi 2 bin 188 TL için kişiye ait 1 milyon TL’lik 2 konutuna ve 1998 model arabasına neden haciz koydurur? Bu durum hangi meslek ahlakı, hangi meslek onuru ve hangi meslek vicdanı ile açıklanabilir?

Bu yeminlere bir de “Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma; Büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerim” şeklinde olan ve TBMM’de edilen yemini ekleyelim.

Bu yeminin de ne kadar yerine getirildiğini ülkemizin geldiği bu karanlık günlerde 5-10 yaşlarındaki çocuklar bile durumun ne kadar vahim olduğunu izah edebilir.

Evet, değerli Anayurt okurları bu hafta da sonu onur ile namus ile şeref ile ve de vicdan ile noktalanarak edilen yeminleri işledim. Yarası olan gocunur diyerek, esen kalın diyerek yazımı noktalıyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Altıparmak - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.