Hafıza tarih ve yarınlara hazırlık

Olmazsa olmazlardan en önemlisi milletlerin tarihidir. Greek tarihi, Cermen tarihi, Çin tarihi, Türk tarihi gibi. Tarih sahnesinde boy gösterdiğinden bugüne kadar her milletin kendine özgü hayatı olmuştur. İşte her milletin tarihi o milletin belleğidir, hafızasıdır.

Bellek; Öğrenilmiş ya da yaşanmış konuları, bunların geçmişle ilgisini bilinçli olarak zihinde saklama gücüdür. Dağarcık, akıl, zihindir.

Belleği sağlam ve gücünün farkında olan ve onu başarılı şekilde kullanan ulusların tarih yolculuğu rahat, hayatını sürdürmesi fevkalade başarılı ve verimli olur. Bellekten iyi yararlanıla bilinirse istikbale yol gösterir. Çünkü o, tecrübe ve bilgi küpüdür. Orada yaşanmış acı, tatlı birçok olay mevcuttur.

Yaşanmışlıkların bilinmesi, tecrübelerden yararlanma becerisi ne kadar güçlü ve bilinçli ise istikbale doğru alınan yol da o derece sağlam ve dayanaklıdır. Bu nedenle belleğin bilinçli olarak farkında olunmalıdır ve önemi kavranmalıdır. Bunlara karşı yapılabilecek hatalara dikkat edilmelidir.

Belleğin(hafızanın) önemine şiddetle inanlardanım. Bu nedenle milletime, insanımıza yararlı olabilmek inanç ve düşüncesiyle uzun süren araştırmalarımla “Türk’ün Hafıza Sorunu” adlı kitabım yayınlattım.

Ve iddia ediyorum ki bellek bir milletin bilinçlenmesinin, şuurlanmasının önemli, destekçileridir. Göz önünde gelişen olaylardan örnek vermek gerekirse çoğunluğu kapsamayabilir lakin azda olsa olan hadisedir. Ülkeler zeki çocuklarını bazı konularda, kendilerinden fazla bilgiye sahip bir X ülkesine okuması bilgi edinmesi ve dönüp ülkesinde uygulayıp yararlı olması için gönderir. Ama bu amaçla gönderilen bizim çocukların bir kısmı gittiği ülkede kalıcı olur. Dilini dinini öğrenir kabul eder o ülkenin vatandaşı olur, o ülkeye o ülkenin insanına hizmet eder. Hatta içinden bazı soysuzlar bile çıkıp ülkesine eylem ve söylemle hakaret eder veya küçük görür. Burada dikkat edilmesi, öfkelenilmesi gereken gönderdiğimiz, yolunu değiştiren çocuklarımız değil, bizleriz devlet ve millet olarak bizleriz.

Demek ki o çocuğun belleğini kendi milletinin, ülkesinin sevgisini maddi ve manevi Türk kimliğini, Türklük bilincini verememiş onları oraya her gelen esintiden etkilenecek zayıflıkta ve güçsüzlükte göndermişiz.

Bu affedilmeyecek hata millet olarak bizde, bizi yönetenlerde, bu yönetenleri seçen Türk kimliğini özümseyememiş insanlarımızda yani bizde aramak gerekir.

Türk kimliğinin şuurunda olsaydık, Türklük bilincinde olsaydık, Türk gibi düşünmeyen, Türk’e hizmet etmeyen, etmeyecek insanları yönetici olarak seçmezdik bizi yıllarca idare etmesine göz yummazdık. Ve onun için milletimizi tarihimizi, hafızamızı karakterimizi çocuklarımıza öğretmek için önce adı milli eğitim olan kurumu sil baştan yazılı ve yazısız tüm kurallarını silip atmak ve Türk milli eğitimi haline getirmek gerekir.

Bu isteğim bağnazlık değildir. Geri düşüncelilik değildir. Fanatiklik hiç değildir. İlim ve milli kimliğimizin, milli kültürümüzün devamı için elzem olan davranıştır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fuat Yılmazer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.